47.

19 2 0
                                        

Bir cuma sabahı uyansam ve gitsem bu şehirden terk etsem evimi terk etsem yurdumu. Bir eylül rüzgarı esse, bir sonbahar gelse, ben gitsem bu şehirden. Yağmur çiselese kimsesiz dar sokaklara, kara kediler geçse önümden .Sıcak bir pastahanenin önünden geçerken burnuma taze çörek kokusu gelse ben gitsem bu şehirden .Göz yaşlarım bu gün izinli olsa, solsa ağaç yaprakları ,tütse bacalar ben gitsem bu şehirden.Bir ses duyulsa uzaklardan ,beni çağırsa ben... ben gitsem bu şehirden ,terk etsem seni ,acını gömsem yüreğime uykusuz gecelerim den uykum eksilse .Sonra akşam olsa ,bir fırtına çıksa camları titretse ben gelsem aklına .Yanında ki kadına bakıp ağlasan bana benzetsen tüm simaları suratları .İçin yansa ,parçalansa kalbin, keşke gitmeseydim desen, özlediğini haykır san duvarlara.Yaraların açılsa ,beni arasan sokaklarda ,ama hiç bulamasan, kara kedilere sorsan beni ,yağan yağmurlara, sıcak pastahanenin içinden gelen o hoş kokuya,yere düşen ağaç yapraklarına ,tüten bacalara . Hiç biri konuşmasa seninle sussa .Ben gitsem bu şehirden senin gittiğin gibi, ben terk etsem evimi senin yaptığın gibi, ben sese kulak verip ölsem bir cuma gecesi gittiğinde hissettiğim gibi.Söylesene sende ölür müsün ey güzel sevgili ?


İSİMSİZ YAZARBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin