Bölüm 1:Beta

69 5 31
                                    

ŞARKIYI NERDE AÇACAĞINIZI SÖYLEDİM CANLAR

Sırt çantamın sallanan aptal ucuna dişlerimi geçirip çekmeye başladım,ağaç evimin olmayan kapısının önüne gelen çantayla yavaşça merdivenlerden inmeye başladım,ayaklarımı sadece birer kez kaldırıp indirdim sadece iki basamak indikten sonra yorulan ben,erinen ayaklarıma sinsi bir bakış attım. Hayalim bi örümcek adam atlayışı değildi ama bi maymun uçuşuda sayılmazdı. Hiçbir zaman bağlamadığım,sevgi göstermeyip sövgü gösterisi haline getirdiğim bağcıklarıma basıp,karşı ağaca dalmıştım,ardından bedenim ağacı kaldırmayıp'Neden daha kötü yaralanmim?' diyince ordanda ,çakıl taşına,sivri taşlara,oyulmuş taşlara,sövdüğüm taşlara,bedenimdeki her hücreyi komaya sokan taşlara bodoslamıştım. Kıç tarafım dişlerimden kayan yere düşen çantayla yırtarken,diğer taraflarım acıyla çığlık atıyorlardı sonra çığlıklar ,karnımdan çıkan gurultularla, kedi miyavlamasına dönüştü.

Kalkıp,üstüme tutunan ,her yerime batan dikenleri üstümden kovdum sonra kendi kendime teselli verdim.

-Tamam geçecek sakin!

Üstümdeki dikenleri yavaşça çekmeye başladım.Son dikenide çekip rahat rahat yola koyuldum. Çantamı takıp okula gitmek için ayaklarıma benzini doldurmuştum ,ilk dersimiz 'Tarih Sınavı' olduğunda geç kalmamam lazımdı,gerçi geç kalsam kaç yazar yine sallayıp üç dakikada sınav bitirecektim. En uzun sınavım beş dakka sürmüştü,onun nedenide içinde yazılı cevap vermem ve kompizosyon yazmam gerektiğindendi yoksa rekorum bir dakikaydı,sınav sallama rekorumla, gururumu bi tavşan yavrusu gibi severken,ormanda gördüğüm köpek aşkı yavrumu korkutmuştu.

Mert:

-Kadeşim!

Şaşkın tavrımla Mert'e ve yanındaki özgüven evladına selam verip,yanlarına ışınlanmaya başladım.Ben ışınlanırken intarnet donmuş olacak ki Mert yanıma uçmuştu bile:

-Ne işiniz var burda acaba sayın Mert ve Mete?

Mete'de diğer yanıma geçip gözlüğüyle eğittiği havayla suratıma tokadı indiren gülüşüyle:

-Güzel arkadaşımıza okula kadar eşlik edelim dedik,oldu mu? Şimdi tekrar başa sarıyorum naber!?

İkisinede bakıp bir kolumu Mert'in omuzuna diğer kolumu Mete'nin omuzuna sarıp dudaklarıma yer çekim enerjisine bıraktım :

-Kötüyüm yine sınava çalışmadım,yine sabah talihsizler beni buldu hücrelerimin anasını ağlattılar,hem bu kez bu sınavı otuzla kurtaracağımı hiç zannedmim ,bu nedenle tatlı cehennem cezası veren babamın yine mahkumu olcam .

Deri ceketinin yakasını düzelten Mete bu arada benle konuşuyordu:

-Kafana takdığın şeye bak Mert yardım eder,dimi Mert?

Gözlerimi yuvalarından fırlatıp Mert'e yavaş çekimde kafamı çevirdim:

-Ne yani çalıştın mı?

Bu kez Mert kocaman ağzını ayırıp,elinde ağzına götüreceği kolayı durdurup bana döndü:

- Tabi ki de hayır, ama bu sana kopya vermeyeceğim anlamına gelmez,unutma benim sınav kağıdım senin sınav kağıdın.

Ona samimiyetsiz bi şekilde bakıp:

-Onu biliyorum,utanmasan sınav kağıdını vericeksin al sen çöz diyeceksin.

Göz kırpıp kolunu kaldığı yerden kolasını içmeye başladı,ben de düşünürcesine elimi çeneme götürüp:

-Kopya isteyeceğim zeki ve aynı sınıfta olan güvenilir birine ihtiyacım var.

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Jul 21, 2016 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

Türk'ün 10 Tonu Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin