Başkalarından dinlediği hikayelerin birinin orta yerinde bulunca kendini ,suda çıkmış balık gibi oluverir insan.
Ne dil taşır yürekteki oluşan kelimeleri, ne beyin hükümeder mantığa en çok ihtiyaç duyulduğu bu anda.
O anlatır dinlersin, onaylamazsın ama dinlersin, hak vermezsin ama dinlersin en sonunda bakla düşer ağızdan ve gitmek istiyorum der.
Öyle bir gitmek değil bu, içinde uçurumların en derini, ayrılıkların en ağırını bırakır geride.
Gidenin çoğu zaman nedenlerden çok bahaneleri olur, kendi yükünü hafifletmek için elinden gelen herşeyi yapar. Kalan ise çaresizlik içinde ya susar içinde boğulur, yada konuşur dışında yanar. Böyle bir ayrılık ve adam sabah olunca kaldığı yerde devam etmek zorunda aynanın karşısına geçer artık gördüğü Yabancı biridir...

ŞİMDİ OKUDUĞUN
YAKIN UÇURUMLAR
Short StoryBir aşkın yol alış şeklinde beli olmasa da , çoğu zaman kendi uçurumuna sürükler kendini. Kimin daha çok düştüğü ve daha çok öldüğünün muhasebesinde değildir yenilgiyi yeni tatmış olan bedenlerin. Bir aşkla gelen bazen bin ayrılık ile de gitmez sili...