Uyuşturucu bağımlısı bir kızın ölüm sahnesi...
Saatler dakikaları yiyip kendisine çevirirken saniyeler sanki "Zamanı durduramazsın" der gibi hızlı hızlı akıp gidiyordu.
Aldığım nefes ciğerlerimi yakarken gözümden akan bir damla yaşı silme zahmetine katlanmadım. Bağırıp çağırarak ağlamak istiyordum. Beynimin verdiği tepkileri gözlerim umursamıyordu.
Elimi bilinçsizce kaldırdım ve bir nehir misali akan kana dokundum. Yerdeki bıçak geçmişin izlerinin yarattığı bir kanıttı.
Şimdi göz yaşlarım tek tek değil bir yağmur yağmış gibi yanaklarımı yıkıyordu. Gözyaşlarımın oluşturduğu selde boğuluyordum. En kötüsü ise o suyu boşaltabileceğim bir delik yoktu. Gözlerimi kapattım. Düşler şehrinde açan güller, şehre doğal bir görünüm veren volkan aniden patlamış ve o gülleri, ağaçları, evleri, çimenleri yok etmişti. Lavlar kuruduğunda ise o güller kırmızı yada beyaz değillerdi. Onlar griydi, ikisinin karışımı. Gözlerimi açtım, cesaretimi toplayıp aynaya baktım.
Bir kız vardı gözbebekleri normalden daha büyük. Bir kız vardı gözlerinin beyaz kısmı kana bürünmüş. Bir kız vardı yüzündeki makyaj tamamen akmış ve perişan. Bir kız vardı o volkan patlamasından tek renkli çıkan yeşil gözlü. Bir kız vardı benimle henüz göz temasını bozmamış. Aynadaki Kız sol elini kaldırıp yüzüne dokundu, elindeki kan sadece elinde değildi artık yüzündede vardı. Aynadaki Kız gülümsedi ama bu sıcak bir gülümseme değildi daha çok zoraki bir gülümsemeydi. Aynadaki Kız bakışlarını kaçırdı. Yere düşmüş olan bıçağı elime aldım. Sol elim çok sızlıyordu, ruhumun vaveylâsının çıkardığı ses kulaklarımı zorluyordu. Bıçakta kan vardı. Benim kanım. Bıçağı dik bir şekilde tuttum. Bıçağın uç kısmı yere bakacak şekilde, bileğimdeki acıyı hissetmiyordum. Artık ağlamıyordum. Hiçbir acıyı hissetmiyorum. Sağ elimdeki bıçağı sıktım. Ve yavaşça bileğimdeki kesiğe hizaladım. Çok derin değildi ama kan kaybından ölmememi sağlayacak şekilde.
Kan... kırmızı su, kırmızı umut, kırmızı leke, kırmızı gölge, kımızı sadece kırmızı renginin oluşturduğu bir portre. Tekrar başımı kaldırıp Aynadaki Kıza baktım. Aynadaki Kız çok pişman görünüyordu. Pişmanlık anlık bir duyguydu. İnsanlar yaptıkları bir hata yüzünden bütün hayatı boyunca pişmanlık duyacaklarını sanıyorlar. Ne kadar aptallar! Sonra hiç birşey olmamış gibi yaşıyorlar.
Aynadaki Kız dağılmıştı. Kahretsin ki o Aynadaki Kız bendim! Bıçağı derimde gezdirirken hissettiğim acı ile yüzümü buruşturdum. Aniden gelen kusma isteği ile içimdekileri başlattım. Bu sırada gözlerim sanki kötü birşey olmuş gibi kapalıydı. Gözlerimi açtım herşey normaldi şunun dışında: Çıkardığım şey yediklerim değil kandı. Kesik kesik nefes almaya başladım. Aynada bir Kız vardı, ölmek için Azrail' e yalvaran, Aynada bir Kız vardı, dünyayı yeşil gözlerinden mahrum bırakmak isteyen. Resmen kafama darbe gelmiş gibi yere düştüm. Kafamı duvara vurdum akan kanın kırmızı renginin sıcaklığını boynumda hissettim. Kalbim acı ile kavruldu. Sanki dört tarafımdan zincirlenmiş gibiydim kurtulmak için çırpındıkça daha çok canım yanıyordu. Göz kapaklarım kapansa rahatlayacakmış gibi hissediyordum. Göz kapaklarım kapanmak istiyordu ama beynim bu kararı reddediyordu. Sonunda direnmeyi kesti. Kalbim atmaktan bıktığını durarak belli etti.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Anlamsız Hikayeler
RandomHikâyelerim tek bölümlük olacaktır. Yani sonraki bölüm öncekinin devamı olmayacaktır. Ayrıca betimleme sevmeyenlerin kitabımı okumasını tavsiye etmiyorum.