Hiç durmadan konuşuyorlar, hiç susmuyorlar. Bi nefes alışla başlıyor yavaş yavaş hırıltıya dönüşüyor sonra bağırıyorlar. Hep bir ağızdan. Her gece. Onlar her gece bağırıyor. Her gece buna katlanmak ne demek bilir misin? Insan yavaş yavaş akıl sağlığından oluyor. Bunu normalleştiremem. Kulaklığımı takıyorum son ses müzik acıyorum. Sonra... sonra kafamın içinde başlıyor bu sesler bunu durdurmak için bir şey yapamıyorum. Direnmek zorundayım. Güzel şeyler dusunmeliyim belki ama olmuyor işte. Güzel şey nedir ki? Hiç Güzel bi anım olmadı. Bir kediyi bile düşlerken harap olmuş kutunun altında yağmurdan saklanırken düşünüyorum. Benim için güzel bir şey yok. Sadece gerçekler var. Toz pembe hülaylara dalamıyorum, hayat benim için siyah beyaz kalitesi düşük, bazen her şeyi tüm netliğiyle bile göstermiyor. Neyse düşüncelerime bile bi şekilde engel olmaya başarsam bile uykuda? En zayıf anımda beni yakalıyor, rüyalarıma giriyor. Bu sefer bir çözüm yok sadece işkence var. Sadece uyanmayı bekliyorum. Beklemekten başka bi çarem yok. Ama bi ara uyumayı deneyeceğim. Gerçek bi uyku. Uzun... soluksuz... Bu sefer prenses de olsam prens beni öpücükle uyandıramayacak.