“Ne ölümüştü ne de yaşıyordu. Araf’ta sıkışmış halde sonunu bekliyordu. Ölümü binlerce defa diledi yaşamı ise hiç istemedi. Yaşanmamış bir hayatta yaşam dilemek ne kadar doğruydu…?”
“Ne ölümüştü ne de yaşıyordu. Araf’ta sıkışmış halde sonunu bekliyordu. Ölümü binlerce defa diledi yaşamı ise hiç istemedi. Yaşanmamış bir hayatta yaşam dilemek ne kadar doğruydu…?”
“İkimizde siyahtık. Ben yasın siyahını taşıyordum sen ise bir rengi taşıyordun. Gökkuşağında değildin lakin tüm geceye sahiptin ben ise ölümün rengine sahip bir ölüydüm…”