parisophia
eskilerdensin galiba tanıdık geldin
@AlbayP
0
Works
0
Reading Lists
50
Followers
Bugün yine bir yerlerden rüzgar kokunu getirdi
Kokunu son bir kez çekip, sesini son bir kez duyup, gözlerine son bir kez bakıp, kavuşacağım özgürlüğüme
Bana kızıp göndereceğini biliyorum küçüğüm, fakat ben tenine kazıdığım adımı son bir kez öpüp gideceğim
eskilerdensin galiba tanıdık geldin
elimden bir şey gelmeyişi beni o kadar üzüyor ki
@zeralyn Ayrıca unutma en büyük acılar sessiz yaşananlardır, kim bilir sen ne yaşıyorsun anlatmadığın
@Zeralyn Özür diliyorum saçma bir geceydi aktif değildim yavrum, sen de eşsiz ruhuyla içimi gerçekten ferahlatan bir meleksin, ben kolay kolay ağlamam bakma öyle hüzünlü şeyler yazdığıma, şu hayatta yalnızca bir zaafım var ve en yakınlarım tarafından ondan vuruldum sadece, üç yıldır geçmiyor sinirim ölene kadar da dineceğini pek sanmıyorum ama sen ve senin gibi insanlar yanımdayken kesinlikle kanayan kalbim biraz olsun dağlanıyor, iyi ki varsın güzelim
Bugün yine bir yerlerden rüzgar kokunu getirdi
Kokunu son bir kez çekip, sesini son bir kez duyup, gözlerine son bir kez bakıp, kavuşacağım özgürlüğüme
Bana kızıp göndereceğini biliyorum küçüğüm, fakat ben tenine kazıdığım adımı son bir kez öpüp gideceğim
İyi geceler albay
Gün aydın sevgilim…
Fakat yine yoksun. İşte bu yüzden sabah dediğimiz şey, yalnızca gökyüzünün renginin açılmasından ibaret kalıyor benim için. Senin sesinin değmediği hiçbir vakit gerçekten başlamıyor. Penceremin kıyısına ilişen o solgun gün ışığı, odama senden arta kalan hatıraları serpiyor sanki; dokunduğun yerlerde hâlâ usulca nefes alan bir geçmiş var. Ve ben, her yeni günün eşiğinde, adını içimde kırılgan bir dua gibi tekrar etmekten kendimi alamıyorum.
Bilmeni isterdim…
Yokluğun öyle sıradan bir eksiklik değil. İnsan bazen birini özler, geçer. Ama senin ardından içimde açılan boşluk, sanki bütün mevsimlerin aynı anda çürümüş hâli gibi. Ne kahve eskisi kadar sıcak, ne gökyüzü eskisi kadar mavi, ne de geceler karanlık olabilecek kadar dürüst artık. Her şey yarım. Her şey, sana kavuşamamanın ince ve zehirli gölgesi altında.
Yazdığını neden silmişsin? Adım hevi
@minorhevi Oğuz atay en sevdiğim yazardır, tehlikeli oyunlar kitabında geçen bir isim bana da öyle takma ad koymak hoş geldi Tekrar memnun oldum o halde hevi, bilmem kaç yıl sonra yeniden tanıştık ahısnxoamxlsmz
panomda sizden güzel bir iz görmek çok isterim sizin için de uygunsa, yazılarınız ziyadesiyle hoş
@C4LLMEBACK Kalbinden okuduğun, geçirdiğin her parça senin de bir kalemindir. Ben teşekkür ederim yazılarımı değerli gördüğünüz için
kendi kalemim yok daha lâkin evet, genel olarak tercihim bu yönde, bu şekilde hissediyorum yaşadığımı, acıyla. ayrıca ben çok teşekkür ediyorum vakit ayırıp yazdığınız için, o kadar kıymetli ki benim için kelimeleriniz
Teman çok güzel görünüyor
Seni de tanıdım...
Diyebilirsin ki bir insanı fotoğraflarından ve hakkındaki haberlerden ne kadar tanıyabilirsin?
Haklısın belki de çok az... O zaman şöyle demeliyim...Seni az tanıyorum... Az...
Sen de fark ettin mi?
Az dediğin küçük bir kelime.
Sadece A ve Z.
Sadece 2 harf.
Ama aralarında koca bir alfabe var.
O alfabeyle yazılmış onbinlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var.
Sana söylemek isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında.
Biri Başlangıç, diğeri son.
Ama sanki birbirleri için yaratılmışlar.
Yan yana gelip de birlikte okunmak için.
Aralarındaki her harfi teker teker aşıp birbirlerine kavuşmuş gibiler.
Senin ve benim gibi.
Bu yüzden, belki de, az çoktan fazladır.
Belki de az, hayat ve ölüm kadardır!
Belki de,
seni az tanıyorum demek, seni kendimden çok biliyorum demektir.
Bilmesem de öğrenmek için her şeyi yaparım demektir.
Belki de az her şey demektir.
Ve Belki de benim sana söyleyebileceğim tek şeydir.
Bana küsüp, ardında tek bir hoşçakal bile bırakmadan gittiğin o günü hatırlıyor musun sevgilim? En çok canımı acıtan şeyin bu olduğunu bile bile, bir kere olsun arkana dönüp bakmamıştın bana. Sonra yine gelip kollarımda uyudun gerçi… Çünkü biz ne kadar kırılırsak kırılalım, birbirimizden kopamayacak kadar birbirimize alışmıştık.
Hiç düşündün mü? Ben neden senden küs ayrılamıyordum… Neden gönlünü almadan, saçlarını okşayıp gözlerinin içindeki o kırgınlığı silmeden seni bırakmıyordum? Belki düşündün. Ama bazı sorular vardır ya sevgilim, insan cevabını duymaktan korktuğu için soramaz.
Ben biliyordum çünkü. İçimde, adını koyamadığım o sessiz korkuyla biliyordum… Koynumda huzurla uyuduğun gecelerin bir gün böylesine acı bir yokluğa dönüşeceğini hissediyordum. Bu yüzden seni her defasında yeniden seviyordum. Her kırgınlığın ardından yüzünü avuçlarımın arasına alıp sanki son kez bakıyormuş gibi bakıyordum sana. Çünkü insan, kaybetmekten korktuğu şeyi daha derinden severmiş.
Şimdi yoksun. Ay ışığı geceleri tenime vuruyor ama sensiz öyle yakıyor, öyle kavuruyor ki… Sanki gökyüzünden düşen şey ay ışığı değil de, hasretin ta kendisi.
Seni çok özlüyorum sevgilim. Sesini, bana bakışını, kollarımda uyurken nefesinin boynuma değmesini… Seni kaybettiğim için kendimi affedemiyorum. Eğer bir gün rüyalarının kıyısından geçersem, eğer adım hâlâ kalbinin en sessiz yerinde yaşıyorsa… Ne olur, bir gün beni affet.
Both you and this user will be prevented from:
Note:
You will still be able to view each other's stories.
Select Reason:
Duration: 2 days
Reason: