Bu gece Sırtımdaki Gökyüzü Aşk kitabımdaki Ela'nın Doğum günü
41. Bölümden bir parça:
Gönderen: Atakan.
Mesajda tek bir video vardı.
Elâ, şaşkınlıkla oynat tuşuna bastı.
Ve… ilk notalar duyuldu.
Cem Adrian – Ben Seni Çok Sevdim.
Şarkının nağmeleri yavaş yavaş içini sararken, ekranda Elâ’nın çocukluk fotoğrafları dönmeye başladı.
İlk karede, minik bir bisikletin üzerinde rüzgâra karşı sürer-ken yakalanmıştı. Saçları savruluyor, gözleri özgürlükle ışıldı-yordu. Sonra bir yaz sabahı… Çimlerin üzerinde kahkahalarla koştuğu bir an. Ardından okul önlüğüyle, biraz ürkek ama me-rak dolu bakışlarla objektife baktığı ilk gün. Elinde oyuncak bebeğiyle çekilmiş bir kare… Bir başka karede kitaplara sarıl-mış, bir bankta sessizce oturuyordu.
Her görüntüde Elâ biraz daha büyüyordu. Masumiyet, yerini zarif ve duru bir güzelliğe bırakıyordu. Çocukluktan genç kızlı-ğa uzanan bir dönüşüm… ama gözlerindeki o ışık hiç sönmü-yordu.
Derken kareler değişti.
Gostivar… Atakan’la geçen günler… Gülüşler, sarılışlar, aynı kareye sığan sessizlikler. Birlikte yaşadıkları anlar şimdi bir ekranın içinde yeniden nefes alıyordu.
Ve en sonunda…
Görüntü durdu. Müzik hafifçe kısıldı.
Atakan ekranda belirdi.
Yatağında oturuyordu. Gözlerinde ciddi ama sıcak bir ifade vardı. Kameraya doğrudan bakarken sesi yavaş, ama sarsıcı derecede netti:
“Bir sılaya duyulan hasret gibiyim bu aralar… Bir yanım toprak, diğer yanım bahar kokuyor. Kışın ayazından çıkmış gibi, buz tutmuş her yanım… Ama gökyüzüne—sana—baktığımda eriyorum.
Tozlu raflarda okunmamış bir kitap gibiyim; kalem olup her an seni yazmak istiyorum.
İçimdeki sevgi her gün seninle birlikte büyüyor ama ben se-ni… yarını beklemeden özlüyorum.
Hayatımın anlamı, kalbimin en derinindeki sızı ve en tatlı esintisi. Seninle geçen her an, bir ömre bedel.
Bu aşkla dolu kalbimle, ışığınla aydınlanan her yeni güne şükrediyorum.
İyi ki doğdun… İyi ki varsın gökyüzüm. İyi ki beni buldun.
Ben seni çok seviyorum.”