Areliass

Yaratılışın başlarında insanlar itaatkârdı, saftı. Tanrı hep kalplerinde ve inançlarındaydı. İnsanlar doğa ve diğer canlılar ile kuşkusuz bir uyum içindeydi. İnançları onlara yol, ışık oluyordu. Tanrı hep oradaydı, koruyor ve rehberlik ediyordu. 
          	
          	Ta ki insanlar günah işlemenin cazibesine kapılana kadar.
          	
          	İradesinin ne kadar tehlikeli olduğunu fark edene kadar. 
          	
          	Gökyüzü tanrısı Aetheria insanları yaratırken tek bir koşul koydu. 
          	
          	Dedi ki, insanlara verilen yaşamın bir sonu olacak. 
          	
          	Çünkü, yaşamın değerini kılan şey ölümdü. 
          	
          	Sonsuz bir gecenin sabahı olmazdı. 
          	
          	Sonsuz bir kışın yazı olmazdı. 
          	
          	Ve sonsuz bir yaşamın anlamı kalmazdı. 
          	
          	İnsanları tanrılarından ayıran tek şey; tanrılarda olan mutlak güç değil, insanlara yaratılışlarında bahşedilen duygu ve hislerdir. 
          	
          	Ve her kırılgan bir kalp, tanrıların bile duymaması gereken bir soru fısıldamaya başladı: 
          	
          	"Neden?" 
          	
          	İnsanlar cevap aramaya başladılar. Önlerindeki cevabı görmek istemeyecek kadar açgözlülerdi, çaresizlerdi. Ve istedikleri cevabı bulamadıklarında, ölümden nefret etmeye başladılar. Korkularını daha nesnel olan nefrete dönüştürdüler. Çünkü nefret etmek, ölümden korkarak yaşamaktan daha kolaydı. 
          	
          	Ne yaşam bir mahkum hayatı, ne de ölüm kabaca bir ceza değildi. 
          	
          	İkisi de döngüydü. 
          	
          	Fakat insanlar bunu anlamak istemeyecek kadar kibirlilerdi. 
          	
          	İnsanlar artık dualarını minnet duydukları için değil, ölümden kurtulmak için etmeye başladılar. Teşekkürleri yakarışlara, taleplere dönüştü. 
          	
          	
          	Şimdilik bu kadar. Umarım en yakın zamanda bölümlerle görüşmek üzere:)))

Areliass

Yaratılışın başlarında insanlar itaatkârdı, saftı. Tanrı hep kalplerinde ve inançlarındaydı. İnsanlar doğa ve diğer canlılar ile kuşkusuz bir uyum içindeydi. İnançları onlara yol, ışık oluyordu. Tanrı hep oradaydı, koruyor ve rehberlik ediyordu. 
          
          Ta ki insanlar günah işlemenin cazibesine kapılana kadar.
          
          İradesinin ne kadar tehlikeli olduğunu fark edene kadar. 
          
          Gökyüzü tanrısı Aetheria insanları yaratırken tek bir koşul koydu. 
          
          Dedi ki, insanlara verilen yaşamın bir sonu olacak. 
          
          Çünkü, yaşamın değerini kılan şey ölümdü. 
          
          Sonsuz bir gecenin sabahı olmazdı. 
          
          Sonsuz bir kışın yazı olmazdı. 
          
          Ve sonsuz bir yaşamın anlamı kalmazdı. 
          
          İnsanları tanrılarından ayıran tek şey; tanrılarda olan mutlak güç değil, insanlara yaratılışlarında bahşedilen duygu ve hislerdir. 
          
          Ve her kırılgan bir kalp, tanrıların bile duymaması gereken bir soru fısıldamaya başladı: 
          
          "Neden?" 
          
          İnsanlar cevap aramaya başladılar. Önlerindeki cevabı görmek istemeyecek kadar açgözlülerdi, çaresizlerdi. Ve istedikleri cevabı bulamadıklarında, ölümden nefret etmeye başladılar. Korkularını daha nesnel olan nefrete dönüştürdüler. Çünkü nefret etmek, ölümden korkarak yaşamaktan daha kolaydı. 
          
          Ne yaşam bir mahkum hayatı, ne de ölüm kabaca bir ceza değildi. 
          
          İkisi de döngüydü. 
          
          Fakat insanlar bunu anlamak istemeyecek kadar kibirlilerdi. 
          
          İnsanlar artık dualarını minnet duydukları için değil, ölümden kurtulmak için etmeye başladılar. Teşekkürleri yakarışlara, taleplere dönüştü. 
          
          
          Şimdilik bu kadar. Umarım en yakın zamanda bölümlerle görüşmek üzere:)))

Areliass

TEKRARDAN GELDİMMMM. 
          Uzun zamandır yokum farkındayım fazlasıyla şeyler oldu. Herkesin mesajına isteğine geri döneceğim. 
          Ve bir haberim var. 
          FANTASTİK YAZMAYA BAŞLADIM. 
          Konusu şuan tam değil. Bu diğer yazdıklarım gibi olmasın diye birkaç bölüm yazıp öyle yayınlamaya başlayacağım ama birazdan bir alıntı atacağım. 
          HAZIR MISINIZ???