Hayat böyle kızlar, kendimi bir Shakespeare olarak gördüğümden söylemiyorum, her dönemde yaşı her ne olursa olsun sanatı maddiyata tercih edenlere biraz günümüz kelimesiyle "kendini özel sanan", "yabancı" olarak bakılmıştı, bakılıyor. Günlük hayatta her şeyle dalga geçen bir Zeynep görürsünüz ancak akşam o sandalyede zihnimden geçmeyen çok az şeyin olduğunu görmezsiniz. Nice hayallerim olduğunu, kitaplar yazdığımı, ne okuduğumu, ne dinlediğimi… Hiçbirini bilmezsiniz, bilmezler. Ve bu şekilde, hiç tanımadıkları insanlara, "Sanatçı olmayı gerçekten seçmezsin," veya "Sen mi sanatçı olacaksın?" demek kolay gelir. Akademisyenlere bile. Ama kelimelerin ve ifadelerin insan zihninde yarattığı etkiler üzerine ders alan birisi için bu yorumları görmezden gelmek benim için çok kolay. Sizin için önereceğim tek şey ise devam etmek. Her ne yapıyorsanız devam etmelisiniz. Şarkı söylemeye, kaleminizi ve fırçanızı kullanmaya, zihninizi aktif tutmaya, vücudunuzun ve kendinizin farkına varmaya devam etmelisiniz aksi takdirde sizi diğerlerinden ayıran hiçbir şeyiniz kalmaz. Sanatçı olma hayaliniz yoksa bile, hayatın herhangi bir alanında size inanmayan kimseye kulak asmamalısınız. Sizi şekillendiren sizsiniz. Sizi tanımayan insanların söyledikleri doğru olamaz. İnsan en çok tanıdığı kişi olan kendisi hakkında bile yanılırken, sizi tanımayanlar sizin hakkınızda nasıl doğruyu söyleyebilir?