Bletarecha

Eğer ki isteseydi, bahaneleri yok sayar orada olurdu. Eğer ki isteseydi, beraber koca dünyayı keşfederdik, hem fiziksel hem de zihinsel olarak. 
          	Eğer ki isteseydi bir şekilde oldururdu. 
          	İsteyen istediğini elbet oldururdu.
          	Ve eğer ki isteseydi, gözlerinin içinde kaybolurdum. 
          	Ama istemiyor :)

Bletarecha

Beni benden daha iyi anlayabilen birini istiyorum, kızdığımda nasıl davrandığımı bilen, davranışlarımın analizini yapabilen birini istiyorum. 
          	  Sinirlendiğim anlarda söylediğim sözlerin neden çıktığını, kalbim kırıldığında neye göre "trip" atıp, neye göre gerçekten sınır çizdiğimi bilen birini istiyorum.
          	  Benimle sidik yarıştıran değil, beni gören birini istiyorum. 
          	  Beni ben olduğum için seven birini istiyorum. 
          	  Ve artık birilerinin ideali olmak için uğraşmak değil, benim için uğraşan birilerini istiyorum. Birilerine kendimi zorla sevdirmek, insanların o doğal kalıplarına zorla sığmaya çalışmak değil.
          	  O kadar da karmaşık değil aslında...
Reply

Bletarecha

Eğer ki isteseydi, bahaneleri yok sayar orada olurdu. Eğer ki isteseydi, beraber koca dünyayı keşfederdik, hem fiziksel hem de zihinsel olarak. 
          Eğer ki isteseydi bir şekilde oldururdu. 
          İsteyen istediğini elbet oldururdu.
          Ve eğer ki isteseydi, gözlerinin içinde kaybolurdum. 
          Ama istemiyor :)

Bletarecha

Beni benden daha iyi anlayabilen birini istiyorum, kızdığımda nasıl davrandığımı bilen, davranışlarımın analizini yapabilen birini istiyorum. 
            Sinirlendiğim anlarda söylediğim sözlerin neden çıktığını, kalbim kırıldığında neye göre "trip" atıp, neye göre gerçekten sınır çizdiğimi bilen birini istiyorum.
            Benimle sidik yarıştıran değil, beni gören birini istiyorum. 
            Beni ben olduğum için seven birini istiyorum. 
            Ve artık birilerinin ideali olmak için uğraşmak değil, benim için uğraşan birilerini istiyorum. Birilerine kendimi zorla sevdirmek, insanların o doğal kalıplarına zorla sığmaya çalışmak değil.
            O kadar da karmaşık değil aslında...
Reply

Bletarecha

Mayıs ayı sonunda bitiyor! Bu ay da canımdan can gitti. 2. mayıs yıl dönümü, geçen seneki kadar ağır değildi ama yine fazlasıyla acı vericiydi, özellikle ortalarını geçerken çok büyük yıkıma uğrattı. Yıl dönümü etkisini sevmiyorum bunu devamlı yaşayacak olmamı da aşamıyorum. 
          Süreç içerisinde acı çekerken ve bir çeşit mevsimsel depresyon içerisindeyken araştırmalar yaptım iyi ve kötü haber öğrendim.
          İyi haber şu ki, bu süreç her yıl acı verici olmak zorunda değilmiş.
          Kötü olan ise yıl dönümü tepkisi asla silinmezmiş.
          Sen unutsan dahi beyin unutmazmış. 
          Ben de şöyle bir şey düşündüm, neden yıl başlarında kutlama yapılıyor da mayıs ayında kutlama yapılmasın?
          Mayıs ayı yaklaşırken ve geldiğinde kutlama havasına bürüneceğim. örneğin odamı, sağı solu minimal düzeyde süsleyip kendime daha şefkatli olacağım. Ayrıca mantra ile ritüeller buldum! Bu dönem için sembolüm belli değil ama bir sembol bulacağım. Ritüelim ise kedi beslemek olacak. Evet, çantamda cebimde falan kedi maması taşımak istiyorum. Zaten kedileri de hayvanları da severim ama ekstra iyilik yapmak ritüelin bir parçası. "Ben kendimi O mayıs'ta iyi gelemedim, ama şimdi ise birilerine iyi geliyorum." 
          Bu gibi bir çok şey öğrendim. Gelecek mayısa doğru muhtemelen unutmuş olacağım ama buraya yazıyorum eminim ileride dönüp bakacağım. 
          Eğer bir mayıs zamanı ya da yakın zamanda bunu görüyorsam bil, içindeki güce tutun! Hiçbir şey kalıcı değil, biliyorsun. Geçici bir süreç, o yalancı bir depresyon, çarpıntıları da yok say beynin sadece o anları tekrar yaşıyor sanıyor. Her şey yolunda ve eminim çok daha iyi olacak. 
          Daha iyi olacağız.

Bletarecha

Geçen mayısa baktım karanlıkla bir olamıyorum. Olamam, çünkü hak etmediğim acıyı kucaklayamam. yok sayamam. Bırakalım acı içimde diri dursun. Madem onu silemiyorum, ona kucak da açmayacağım. orada öyle durabilir. varlığını kabul ederim ben de? Ona da yer açarım ne olacak ki. Sonuçta her insan inciniyor, tek değilim.
Reply

Bletarecha

Bugünlerde hayatım daha düzgün ilerliyor. Sebebi çok bariz: Beklentilerimi düşürdüm, önceliklerimi ayarladım ve rutinler oluşturdum. Böylesi çok güzel! Son yıllarda yaşadığım kaosların içerisinde boğulurken geçmişim beni ziyaret etti, tabii mistik olarak. Ben de eski hobilerime yöneldim. 
          Şarkı yapıyorum.
          Notalar, arpejler, melodiler... Böyle bir hobim olması harika. Bir şeyler üretmek ruhumu inanılmaz besliyor. Ben müzik insanıyım.
          Lofi ve kısa şarkıların dışına çıkmalıyım diye düşünüyorum.

Bletarecha

Başka insanlarla karşılaştık. Hepsiyle selamlaştı, tokalaştı. Dikkat ettim, hiçbirine sarılmadı. Sadece bana sarılıyor ve bu sarılma sadece bir sarılma değil, sevgi dolu bir sarılma tarzı. 
            Onunla olmayı istediğimi fark ettim. Sadece onun olduğu ortamda bile olsam olur.
            Bir dahaki sefer ona güzelce sarılacağım ve utandığım için de kısa sürmeyecek. Hiç yoktan 1-2 saniye fazla. 
            Onu hayatıma kabul edebileceğimi göstermem gerek. 
            Söyleyemem, ama hissettirebilirim. 
            Söyleyemem çünkü.
            Cesur olabilirim ama yine de korkağım.
Reply

Bletarecha

Dikkatimi çeken biri var. Hayatıma bir anda girdi ve yer edindi. Ona karşı hiçbir beklentim yok. Varlığı beni mutlu ediyor ama olmasa da hayatıma devam edebilirim. Lakin bunu ilk defa birine karşı hissediyorum. Cinsellik ya da başka bir şeyler değil. Hayatımda ilk defa, lafını da hiç kimseye söylemedim. Ama bu farklı.
            Sanki onunla belki bir asır önce arkadaş/herhangi imişiz de yıllar yıllar sonra yeniden bir araya gelmişiz gibi. Bir tanışıklık, bir şeyler işte. Çok ilginç. Tanıdıkça ona daha da kapılıyorum. Aramızda öyle bir çekim var ki... işte bundan bahsediyordum. Bu çekimi ben kimseye hissetmedim. Resmen ruhlarımız arasında görünmez zincirler varmış gibi. 
            Bana bakışlarına ve enerjimize bayılıyorum. Onun yanında kendimi tamamlanmış hissediyorum. Dünyanın en "iyisi" gibi. Sanki her şekilde yeterliymişim gibi. Başka biri olmama, başka persona olmam gerekmiyormuş gibi.
            Ne kadar ilginç, öyle değil mi? Bu çok farklı bir şey ve böyle zamanlarda bunu düşünüyorum. O'nu kaybetmek ya da bir sonuca bağlanmaması durumunda ne olurdu. Bir daha böyle hisleri yaşatan biri olur muydu, diye. 
            Aylar sonra karşılaştık geçen gün. Ve karşı karşıya geldiğimizde zaman resmen durdu. Bunu sadece kitaplarda okumuştum, ve bazı aptal filmlerde görmüştüm. Film işte, drama vb katarlar. Ama gerçekten yaşadım: Zaman durmuştu. Sanki her şey durdu ve biz vardık. 
            Adımla seslendi, sakince ve bir çok duyguyu içererek. Uzun zaman olduğundan bahsetti. Ben de ona karşılık verdim, şapşal bir gülümsemeyle. Gözlerine bakmayı sürdüremedim. Çünkü ben utangaç bir aptalım.
            Ama gördüm. Kollarını yavaşça iki tarafa açtı, gözlerimin içine bakarken. Önce kollarını baktım, onları hafifçe kaldırışına ve benim oraya geleceğimi bilmesine baktım.
            Doğru biliyordu, ben bir aptalım nasıl uzak durabilirim?
            Kollarının arasına yerleştim ve sarıldım. Kollarını güzelce bana sardı ve sabitledi. O hafif bastırışı, bırakmak istememesini hissettim.
Reply

Bletarecha

Son günlerde eskiden okuduğum wattpad hikayelerine bakıyorum. 5-6 yıl öncekilere. Anılarım depreşiyor. 
          Bir garip oluyorum. Çünkü o zamanlar kurguları okurken her şeyden ve hayattan çok ümitliydim. Ancak yaş aldıkça bazı şeyler değişmeye ve hayat gerçek yüzünü göstermeye başladı.
          Hayat aslında renkli bir yer değilmiş. Onu renkli yapan benmişim.
          O zamanki ben her şeyden çok umutluydu. Şu anki ben ise dalgalanıp duruyor her şeyi ve kendisini kurtarabilmek için.
          Yine de güzel günlerdi. 
          En güzeli de bir şeyler hakkında umutlu olmak, her ne olursa olsun umudu bırakmamak. Çünkü benim hayatta tutunabileceğim aslında hiçbir şey yok. Somut hiçbir şey yok. Dinsel olarak da. Dine küs olmasam bile durum böyle.
          Beni hayatta tutan tek şey umut etmek. Çünkü yarın belirsiz ve her şey olabilir. Bundan dolayı umut ediyorum ve yoluma devam ediyorum.
          Şu son 6 yılda aslında, bilmiyorum. Her isteğim gerçekleşmedi. Benden kaynaklı şeyler değil aslında çoğu. Sadece hayat vermedi.
          Ama gözlerimi açtı.
          Umarım bir 6 yıl sonra en azından birkaçını başarmış olurum. Elimden geleni yapıyorum her şey için. 
          Bu gece biraz hüzünlüyüm. Bir şey olduğundan dolayı değil, bir şeyler olmadığından dolayı belki de.
          Ama şundan çok kızgınım. Hayatın kendisiyle barışık olsam da hiç acıması yok. Defalarca yüz üstü bırakılıyorum. Bunu yaşamamak için tüm soyut ve somut tedavileri deniyorum. Beklentilerimi düşürüyorum. Bundan ne kadar bıkmış olsam da her şey için bir kulp-gerekçe uyduruyorum. 
          Ama yine de üzülüyorum.

Bletarecha

Sevilebilmek için her şeyi denedim. Ama sadece insanların side-eye atarak baktığı, gizli ya da apaçık şekilde izlediği, iltifat ettiği birinden öteye geçemedim. Sorunu hep kendimde aradım, belki şöyle davranırsam, şöyle olursam... diye diye birçok şeyi denedim. Ama her birinde de yine aynı sonucu aldım. 
            Sonunda öğrenebildim. 
            Sorun ne yaparsam, ne personaya bürünürsem ya da davranışlarımı farklılaştırırsam olacağım şey değil, hayatımın kendisiymiş. Ve bunu düzeltebilmenin yolu takınacağım tavırlar değilmiş.
            Sorunu anlamak güzel, ama çözüm yolu yok.
            Ve bunu kabul etmek zorunda kalışım beni üzüyor.
Reply

Bletarecha

Hislerimi kendi başıma olsam bile konuşmaktan hoşlanmıyorum. Kendimden saklıyorum sanki saklayabilecekmiş gibi. Ve sürekli içime gömdüğümden rüyalarım kabus dolu. Her gece ama her gece kabus görüyorum.
            İkili ilişkilerin berbatlığı çok kötü. Wattpade bir zamanlar tutunuyor oluşumun sebebi buradaki hayatın varlığıydı. Eh, o zamanlarda da hayatım berbattı daha berbattı ama en azından umut ediyordum. İlerde şöyle olacak... diye.
            İlerde de olmadı. İnsanlar, uygulamalar, erkekler. berbat.
            Aşkı aramayı hayatın ilk önceliğine koymamayı öğrendim. Öncelik, hayatı yaşamak önüne bakmak olmalıymış aşk ise yolda karşına çıkarmış. Bir yan ürünmüş.
            Ama buna da inanmıyorum. Tabii öncelik hayatı yaşamak olmalı ama ikinci ürün olarak aşkın geleceğine inanmıyorum.
            Bazı insanların önünde arkasında hep birileri olur, yalnız kalmazlar. Bazıları ise asla sevilemez.
            Ben neden ikinci taraftayım anlayamasam da artık anlayabiliyorum. Sürekli kabuslarımda gördüğüm o karanlık kaledeki prens zorla öğretti.
            Güzellikle kutsanmış yalnızlıkla cezalandırılmış.
            Sonunda anlayabildim, o benmişim.
            Tek başıma devam edebileceğime dair kendimi zorluyorum, tüm öğretileri zorla uygulamaya çalışıyorum. Ama bunu yalnız yapmak istemiyorum.
Reply

Bletarecha

Bıçak gibi keskin. Tüm kalbimi kanlar içinde bırakıyor.
          Bunu çekmektense fırtınanın içine kendimi atmayı tercih ederdim.
          Aşkın zincirleri çok zalim.
          Ve kovalamak hiç de güzel değil. 
          Kendimi değersiz hissetmemeliyim.
          Ama yine de yapamıyorum. Çünkü suratım asılıyor.
          Aşkın zincirleri...
          Seni bekliyorum.

Bletarecha

Sana kızıyorum.
            Sorun ne biliyor musun? Sorun ne yaptığın değil,  NE YAPMADIĞIN.
Reply

Bletarecha

Kırılamayacak kadar sağlam.
Reply

Bletarecha

Elimi neye atsam kuruyor gibi hissediyorum. Umut bağladığım her şey beni yarı yolda bırakıyor.
          Hayatıma dönüp bakıyorum ve görüyorum ki her şeyim yanlış.
          Her şeyim.
          Olduğum kişi, doğduğum yer, doğduğum cinsiyet, seçtiğim okul, verdiğim kararlar.... her şey yanlış. Hem seçebildiğim şeyler hem de seçemediğim her şey.
          Ve bunun yükü o kadar ağır ki devamlı stres içerisindeyim. Rüyalarımı da etkiliyor. Bundan dolayı sürekli yazıyorum. Basit olarak, gün içinde beni strese sokmuş olan şeyleri gün sonunda telefon notlarıma yazmam gibi.
          Biliyor musun, umudum yok. Yaşamaya çalışıyorum ama o kadar yoruluyorum ki her şeye bir son vermek istiyorum. 
          Beni en çok üzen kalp kırıklıklarım.
          Her yolu deniyorum yemin ederim ki, her açılardan bakıyorum, değiştiriyorum falan felan ama yine de çok mutsuzum. 
          Artık daha fazla üzülmek istemiyorum. 
          Çünkü hak etmiyorum.
          Ama şunu biliyorum hayat da Allah da kimsenin gözünün yaşına bakmaz, peygamberlere bile acımaz. Bu yüzden üzülmemin adil olup olmaması hiçbir şeyin umurunda bile değil. Ve ben de en çok bundan nefret ediyorum.

Bletarecha

Son zamanlarda tedirgin bir haldeyim çünkü anlam yüklediğim her şey değişiyor.  Bildiğim doğrular farklılaşıyor, anlam verdiğim nesneler değişiyor, kulelerim yıkılıyor. 
          Resmen sıfırlanıyor gibiyim. Yıkılıyorlar ama yeniden kurabilir miyim bilmiyorum.
          Dünyaya bakış açım değişti, kişiliğim değişiyor, olmaz dediğim şeyler oluyor, tavırlarım da inançlarım da. Her şeyim. Her şeyim değişiyor.
          Yaşlanıyor muyum? Yaşlanmak dedikleri bu mu?
          Artık insanlardan çok beklentim yok mesela. 
          İlişki de aramıyorum. 
          Çünkü gözlerim açıldı.
          Gözlerim açıldı ama ne kadar mide bulandırıcı. Dünya ne kadar renksiz bir yer öyle? Eskiden ışığım vardı hem de çok. O kadar güzeldi ki tüm dünyayı aydınlatırmışım gibi hissederdim. Ancak zaman içinde ışığım azaldı, kibrit gibi en sonunda da söndü.
          Hayır, tamamen sönmedi. İçimde var. O ışık içimde ama artık herkese görünmüyor.
          Kendimi tamamen kaybetmedim. Kendimi kaybetmeyeceğim.
          Ruhum kırık, büyüyorum, kalbim ağır.
          Ama yine de ilerlemeye devam edeceğim. 
          Yolun sonunu görüp görememek umurumda bile değil. Sadece rüzgarın beni savurmasına izin verip manzarayı izleyeceğim. 
          Elden gelen bir şey yok, o zaman hayatı izleyelim.

Bletarecha

Seni özlüyorum. Günlerdir yastaydım. Bazı zamanlar uyku uyanıklık arasında göğsüne yattığımın hayalini görüyorum ve bunu ilk kez yaşadım. Hüznüm sürüyordu hatta bugün rüyamda seni görmüştüm. Bana ulaşıyordun.
          Hah, asla böyle şeyler yapmazsın. Korkaktın. 
          Her neyse, kendi kendime düşünüyordum bugün, milyonuncu kez. Farkına vardım. Sadece seninle vakit geçirirken mutluydum ben. Sen orada yokken asla değil. Ayrıca beni hep bir belirsizlikte bırakıyordun ve beni suçluyordun.
          Sen bana iyi geliyordun ama kötülüğün daha fazlaydı.
          O zamanları da düşündüm. Hep iyi şeyleri düşünüp kendime eziyet ediyorken birden farkına vardım işte. Varlığın daha büyük zarardı bana. Düşündüğümde saniyesinde içimi bir sıkıntı kapladı ve aslında kurtulmuş olduğumu fark ettim.
          Bunun farkındalığı beni "kurtulmuş" hissettirdi. 
          Sen korkaktın, ben cesur birey severim. İlişkisi için çabalayan biri... 
          Beni benden daha iyi anlayabilen biri.
          Sen hiçbiri değildin.
          İstediğim gibi biri sen değildin ve benim vaktim daha gelmedi.
          Yalnız başıma daha iyiyim ki zaten..?

Bletarecha

Mayıs ayları benim için kötü, karmik bir döngü içerisindeydim. Ama bu yıl, bu döngüyü sanırım kırdım. Gelecek yıl beni yine sınayabilir, ama farkında olacağım.
          Bu karmik döngü dışında, geçen yıl bugün... Bugün hayatımın en zor günüydü. Ölümle yaşam arasındaki perdem sonuna kadar açıktı ve benim hayatta kalabilmiş olmam sadece bir mucizeydi.
          Bugün... Bu gece hiç ama hiç eğlenmiyorum. 
          Geçen yılın acıları hala yüreğimde, aklımda.  Bugün hiç iyi değildim. Her zamankinden daha berbattım. Hava da öyleydi. Yağmurların ruhumun acılarını silmesine izin verdim. Yağmurlardan nefret ettiğim halde onu kabul ettim. 
          Ve bu gece, acımı yaşamama izin veriyorum. Tabii acımın gitmesine de izin veriyorum.
          Gitmelerine izin veriyorum: Kötü anıların, ağlamaların, yüreğimi yakan bu acı dolu anıların gitmesine izin veriyorum. Artık her yıl bu zamanları kötü bir şekilde hatırlamayacağım. Mayıs ayı beni kötü hissettiremeyecek. Bilakis, benim için yeniden doğuş ayı olacak. 
          Daha da güçleneceğim.
          Kendime şefkatle yaklaşıyorum, bu duyguların içinden güzelce geçiyorum. 
          Mayıs... Beni artık daha fazla kırmana izin vermeyeceğim. Seninle barışacağım, ışıklar kapanıp karanlık sivri pençelerini çıkardığında bile... geceyle barışacağım. Geceyi, Mayısı hepsini seveceğim. Artık beni yaralamalarına izin vermeyerek, bütün dipsiz karanlığın içerisindeki her bir zerreyi gezecek, her bir ıssız yerleri görüp kabul edeceğim. Yılın bu dönemine ait bir sembolüm olacak ve bu zamanlar geldiğinde artık ruhumdaki sızıyla dolanmayacağım. Tam aksine, benim için güzel bir sembol olacak. Hala hayatta olduğumun sembolü. Mayıs'ı seveceğim. Mayıs'lar benim için güzel aylar olacak. Mayıs, benim en sevdiğim ay olacak, kalan on bir ayın yanında...
          
          Artık daha fazla ağlamayacağım.

Bletarecha

Seni özlüyorum.
          Huyumuz suyumuz bir, birbirimize kenetlenmeliyiz diye düşünüyordum. Benzer insanlardık. Benzer şeylerden geçmişiz, belli şeylerimiz de aynıydı. Olabileceğimizi sanıyordum. Yirmi yıllık derin uykudaydım, ama sen benim ışığımdın.
          Öyle sanmıştım.
          Biz uyumlu değildik. Kafalarımız maalesef denk değildi. Biliyorum, sen de en az benim kadar sevdin beni. Özlüyorum, sen de en az benim seni özlediğim gibi özlüyorsun beni. Ama bitirmek zorundaydım. Daha fazla bir şeyleri düzeltmeye çalışmak, anlatmaya çalışmak istemiyorum. Bazen olmuyorsa olmuyordur, öyle değil mi?
          Sana birçok şeyi anlatmaya çalıştım. Bağırdım, çağırdım, isyan ettim, haykırdım. Ama bunların hepsi seni kırmak istediğimden de değildi. Sadece seni seviyordum işte, ve bazı şeylere ihtiyacım vardı çünkü bunları sen yapmıyordun. Her defasında seni kızdırmak için trip atmadım. Sadece anlamanı istiyordum o anda olan ve bana vermediğin şeyleri. Kendin yapmanı istiyordum. Hiç yapmadın.
          Yağmurlu günlerde kavga ederken beni bırakıp gitmeni değil, arkamdan seslenmeni ise hiç değil. Direkt olarak gelip benim kolumdan tutmanı isterdim, gibi. Sen bunları yapmadın. Sen üstüne düşeni yaptığını hep zannettin, topu karşı tarafa atmakla yeterli değildi lakin. 
          Diyorum ya, uyumsuzduk işte. 
          Yine de göğsünü özlüyorum. Sana sarılmayı da öyle. Senin yanında dünya duruyor gibiydi. Kendimi tamamlanmış ve güvende hissediyordum. 
          Şimdi yarım gibiyim... tamamlanmadım. 
          Ama "doğru kişi" de sen değildin, biliyorum. Yarım kalmışlık beni bu yüzden üzmüyor. Henüz doğru kişi karşıma çıkmadı, biliyorum. Yine de bana iyi hissettirmiştin ya ondan dolayı hüzünlüyüm işte. 
          Bir gün bana geri döner misin? Eğer dönersen lütfen kendini düzelterek dön. Kötü huyların var bunlarla bana dönersen seni kabul edemem. 
          Bir şans vermeye daha hazırım, bakalım o gün ne zaman gelecek.