mavininhikayeleri "Hani bundan sonra kaçtığın tek şeydim," dediğimde sözlerine içerlediğimi belli etmemeye çalışarak konuşmuştum. Sözlerimle birlikte Kılıç'ın şömineyi yakan elleri duraksadı.
Derin bir nefesi içine çektiğini hissettiğimde başını aşağı yukarı sallayarak, "Kaçtığım tek şeysin," diyerek onayladı beni. Dudaklarım büzüldüğünde başımı aşağı yukarı salladım.
"Belli oluyor," dediğimde kısık gözlerimin ardından ona bakmaya devam ettim, ama o bana bakmamakta israr etti. "Kaçtığınım ama yanımdasın." Sözlerimin ardından öksürdüğümde Kılıç anında gözlerini bana çevirdi ve kaşları derin bir çukura gömülerek çatıldı.
"Öksürüyorsun ama hâlâ bir laf yetiştirme," dediğinde ağzının içinden homurdana homurdana konuşmuştu. "Dil pabuç." Eğildiği yerden kalkıp birkaç adımda yanımda bittiğinde elini alnıma koydu.
"Sözlerine hep böyle sadık mısındır?" Sesimin kinayeli bir şekilde çıkmasini engelleyemediğimde, Kiliç'ın parmaklari alnimi hafifçe okşadı.
"Ateşin var." Kılıç'ın laf değiştirme çabalarına karşılık gülmek istesem de şu durumda gülmedim ve tekrardan konuştum:
"Bayağı sadıksın." Ona laf atmaya çalışıyordum ama o
benim oyunuma gelmiyordu.
Kılıç, "Konu sen olunca," dediği an elini alnımdan çekerek, arkasındaki sandalyeyi önüne çekti ve ters bir şekilde oturdu. "Ne sözlerime, ne de aklımın gitme deyişlerine sadık kalabiliyorum." Sözleri kalbimi hiç olmadığı kadar hızlı attırdığında yine aynı hataya düşüp hırkama sarılmamak için kendimi zor tuttum. Kalbimi saklamamak için...
"Konu senken kendimle bir yarış hâlindeyim ben," dedi. Üzerime eğildiği an yakınlığımızın verdiği getiriyle birlikte öylece kalakaldım. "Ama kalbimle yarışamıyorum, kalbimle inatlaşmıyorum." Elini birden hiç beklemediğim bir şey yaparak kalbime götürdüğünde, avucunu kalbime bastırdı.