Ceylanyt0

Aslında ben bıraz dark roöance tadında böyle bıraz şirket ve mafya falan öyle bir şey istıyorum 

Swagqueensj

🎭 Kadroya Eklenen Yeni Dinamikler🦅 Sultan Ailesi (Yeni Kaos Figürleri)Mehveş Hala: Halis Dede’nin kız kardeşidir. Ev ev değil, sanki onun eleştiri mahkemesidir. Girdiği her odada havayı koklayıp kusur bulur. Esra’nın anneliğinden, Yelda’nın bohem boşanmışlığından, Rami’nin sessizliğinden girer; gençlerin kıyafetlerinden çıkar. Sırf bulaşmak için bulaşan, insanları çileden çıkarmaktan sadistçe bir zevk alan, herkesin arkasından konuşup bunu yüzlerine de pervasızca söyleyen bir sinir harbidir.Ayşe (Mehveş'in Sağ Kolu): Yalının emektar ama en tehlikeli, yaşı geçkin yardımcılarındandır. Mehveş’in gölgesi gibidir. Dışarıdan bakıldığında "tatlı, yaşlı bir teyze" gibi duran ama içten içe yaptığı kinayeli yorumlar, komik ve sivri dilli eleştirilerle insanı rezil eden biridir. Mehveş lafı ortaya atar, Ayşe arkadan komik ama öldürücü darbeyi vurur.Müfit & Selda: Mehveş’in oğlu Müfit, annesinin baskısı altında ezilmemek için işine gömülmüş biridir. Eşi Selda ise kaynanası Mehveş’ten her gün laf işitmekten hayattan bezmiş, yalıda kendine alan açmaya çalışan bir gelindir.Ertan: Müfit ve Selda’nın oğulları Sultan Holding’in yurt dışı şubelerinin başında olduğu için Londra-İstanbul arası çalışır Uzay ve Emir’in arasındaki o vahşi rekabeti uzaktan izleyen, akıllı ama yalıya geldiğinde dengeleri değiştirebilecek potansiyelde bir torundur.👥 Emir’in Sadık Ekibi (Çocukluk Arkadaşları)Emir’in İstanbul’a dönüşüyle birlikte, onun arkasındaki güç de netleşir. Çocukluktan beri birlikte büyüdüğü, raconu da lüksü de iyi bilen sadık dostları:Sadullah (Sado): Alina ile nişanlı olan, ailenin ve çevrenin ağırlığını taşıyan çocukluk arkadaşı. (Ancak Pamir’in Alina’ya olan gizli aşkı bu dostluğun altındaki en büyük dinamittir).Merdan (Merdo): Grubun daha fırlama, gece hayatını ve operasyonları yöneten Emir’in iki dudağının arasına bakan deli dolu üyesi ve Hasan: Ekibin sakin ama stratejik düşünen beyni. Emir’in o gözü kararmış kıskançlıklarında ve öfkelerinde onu yavaşlatmaya çalışan tek isimdir

Swagqueensj

Rami amca ve Aslan da Emir’i zorlukla tutarlar. Emir, Aslan’ın kollarında çırpınarak, gözleri yuvalarından fırlamış gibi bağırır: "Melek seni asla sevmeyecek Uzay! Bunu o kafana sok! Asla senin olmayacak!"Melek ise tüm bu kaosun ortasında ayağa kalkmıştır. Üzerindeki o siyah mini elbisenin asaletini bozmadan, çantasını eline alır. Yüzünde ne bir korku ne de bir panik vardır; sadece tiksinti ve derin bir öfke. İki adamın da düştüğü bu saplantılı acizlik ona iğrenç gelmektedir. Gözlerini son kez, kendisini zapt edilmez bir canavar gibi izleyen Uzay’a diker. Dudaklarındaki bordo rujun altından o dişli sesi yükselir:"İkiniz de zavallısınız. Ve ikiniz de benim hayatımın sadece yanından bile geçemeyecek kadar küçük adamlarsınız."Melek, arkasını dönüp o siyah çizmelerinin topuk sesleriyle restoranı terk ederken; arkasında birbirini parçalamak için zincirlerini kıran iki vahşi Sultan veliahtı ve masada ne yapacağını şaşırmış, öfkeden titreyen iki dev aile bırakır.Evlilik yaklaşmaktadır, ama bu evlilik İstanbul Boğazı’nı kan kırmızıya boyayacak bir savaşın başlangıcıdır.

Swagqueensj

Uzay, arkasına yaslanır. Melek’in dizindeki elini çekmez, aksine daha da sıkar. Yüzünde kibirli bir gülüş belirir: "Senin yerin burası değil Emir. Senin yerin çoktan geçmişte kaldı. Melek artık benim."Masadaki herkes buz keser. Selim ve Soner birbirine bakar. Aslan oturduğu yerde dikleşir. Alina ve Sadullah gerilirken, Pamir sessizce Alina’nın elini sıkar, gözü Emir’dedir. İfakat arkasına yaslanıp şarabından bir yudum alır; aradığı kaos ayaklarına gelmiştir.Emir, Uzay’ın Melek’in üzerindeki elini gördüğü an cinnet getirir. Masanın üzerindeki çatal bıçak sesleri bıçak gibi kesilir.Emir: "O elini onun üzerinden çek Uzay! Melek’in kim olduğunu, kimin olduğunu unutuyorsun galiba!" diye kükrer.Uzay ayağa fırlatır sandalyeyi. Boyu posuyla Emir’in tam karşısına dikilir: "Melek benim! Benim karım olacak! Duyuyor musun beni? O dilini de, o gözlerini de koparırım senin!"Emir: "O kadın benim eski sevgilim lan! Benim dokunduğum, benim öptüğüm kadınla mı evleneceksin?!" diyerek Uzay’ın üzerine yürür.Bu laf masada bomba gibi patlar. Hatice Babaanne bastonunu yere vurur: "Emir! Haddini bil!" diye bağırır. Halis Dede öfkeden kızarır: "Oturun ulan yerinize! Sultan kanı taşıyorsunuz, rezil ettiniz bizi!"Ama ne Uzay ne Emir dedelerini duymaktadır. İkisinin de gözü dönmüştür. Uzay, Emir’in yakasına yapışır ve ona dehşet bir yumruk savurur. Emir geriye doğru savrulup yan masanın sandalyelerini devirir. Ağzından sızan kanı silerek ayağa kalkar ve o da Uzay’ın üzerine atılır.Restoranda kıyamet kopar. Bora ve Pamir hemen fırlayıp Uzay’ı arkadan kollarından tutarak zapt etmeye çalışırlar. Uzay, kollarını tutan Bora’yı bile savuracak güçte bir delilikle bağırmaktadır: "Bırakın beni! Öldürecegim bu iti! Melek benim ulan, benim!"

Swagqueensj

🌋 Emir’in Dönüşü ve KıyametDüğünden kısa bir süre sonra, büyük bir iş seyahatinden dönen Emir, Sultan Yalısı’na adımını atar. Amacı hem işlerin başına geçmek hem de annesi Yelda ile hasret gidermektir. Ancak yalıda konuşulan tek bir şey vardır: Uzay ve Melek’in hızlandırılan evlilik hazırlıkları.Emir, Melek’in adını duyduğu an beynine kan sıçrar. Eski sevgilisinin, canından çok sevdiği ama elinden kaçırdığı kadının, şimdi kuzeni Uzay ile evlendirileceğini öğrenmiştir. Üstelik Uzay’ın kıza deliler gibi saplantılı olduğunu tüm aile konuşmaktadır.Büyük patlama, iki ailenin ve arkadaş grubunun ortak katıldığı görkemli bir akşam yemeğinde, boğazın kenarındaki lüks bir restoranda yaşanır. Melek o gün üzerinde siyah, vücudunu saran uzun kollu mini bir elbise ve ayağında siyah çizmeleriyle gelmiştir. Dudaklarında yine o iddialı bordo ruj vardır. Naz, ikizinin gerginliğini yatıştırmaya çalışırken, İfakat masada sinsi sinsi gülerek ortamı izlemektedir. Halis Dede ve Hatice Babaanne masanın baş köşesindedir.Uzay, Melek’in yanındaki sandalyeyi çoktan sahiplenmiştir. Melek ondan uzak durmaya çalışsa da Uzay’ın eli masanın altından Melek’in dizinin hemen üzerine yerleşmiştir; sahiplenici, sıkı ve bırakmaz bir tavırla. Melek onun elini sertçe itse de Uzay her defasında daha büyük bir kararlılıkla geri koyar.Tam o sırada Emir restorana girer. Masaya doğru yürür. Gözleri önce Halis Dede’ye, sonra Galip’e kayar ama en son Melek’te kilitlenir. Melek, Emir’i gördüğü an donakalır, gözlerinde eski bir yaranın ve öfkenin izleri belirir.Emir masanın ucuna gelir, doğrudan Uzay’ın gözlerinin içine bakar: "Hayırlı işler millet. Ama görüyorum ki benim masadaki yerimi birileri rezerve etmiş."

Swagqueensj

🌪️ Büyük Takıntı ve ÇatışmaDüğün boyunca Uzay, Melek’in etrafında bir gölge gibi dolanır. Melek, yanındaki arkadaşları Alina ve abisi Aslan’la konuşurken, Uzay doğrudan onların masasına yürür. Hiçbir nezaket kuralına uymadan, Melek’in tam karşısında durur.Uzay: "Melek Başer..." der, sesi çatalca ve derindir. "Ben Uzay. Müstakbel kocan."Melek, elindeki kadehi yavaşça indirir. Gözlerini Uzay’ın o deli gibi bakan gözlerine diker. Hiç istifini bozmaz, dudakları alayla kıvrılır: "Çok heveslenme Sultan veliahtı. Ben o müstakbel kelimesini senin lügatinden sileli çok oldu."Uzay hafifçe öne eğilir, masaya dayanır: "Benim lügatimde ne yazıyorsa, hayatında onu yaşayacaksın Melek. Kendini ne kadar uzak tutarsan tut, o yalıya benim karım olarak gireceksin."Melek gözlerini kısar: "Sen delisin."Uzay sırıtır, gözlerinde karanlık bir parıltı vardır: "Henüz bir şey görmedin."Bu andan itibaren Uzay, Melek’e kelimenin tam anlamıyla saplanır. Gittiği her mekanda, giydiği her elbisenin arkasında, iş toplantılarında onun gölgesi olur. Melek kaçtıkça, Uzay daha da vahşileşir. Bu durumu arkadaşları Bora, Pamir ve tüm aileler fark eder. Esra, oğlunun Melek’in adını duyduğunda gözlerinin nasıl döndüğünü görüp korkmaya başlar. Üçüncü bir kadının gölgesi bile yoktur; Uzay’ın dünyası sadece Melek’ten ibaret hale gelmiştir.

Swagqueensj

🌟 Düğün Gecesi: İlk Görüş ve İlk KıvılcımSosyetenin ve her iki ailenin de tam kadro katıldığı, Bora ve Duru’nun o görkemli düğün gecesi gelip çatmıştır. Uzay, üzerinde jilet gibi siyah takım elbisesiyle, gömleğinin üst düğmelerini gevşetmiş, elindeki içki bardağıyla salonda öfkeyle dolanmaktadır. Zorla getirilmiştir. İçinden tüm bu evlilik muhabbetine cinnet getirmektedir.Tam o sırada, salonun büyük kapıları açılır. İçeriye Başer ailesi girer. En önde Hatice Babaanne, arkasında İfakat’ın sinsi gülüşü ve onların hemen arkasında... Melek.Melek, o gece vücudunu ikinci bir ten gibi saran, sırt dekolteli, derin yırtmaçlı siyah saten bir elbise giymiştir. Ayağında yüksek topukluları, dudaklarında koyu bir bordo ruj vardır. Saçları omuzlarından geriye dökülmektedir. Özgüveni o kadar yüksektir ki, attığı her adımda salonun parkeleri inlemektedir.Galip, oğlunun omzuna dokunur, ileriyi işaret eder: "Bak Uzay, evlenmeni istediğimiz kız... Soner’in kızı Melek."Uzay, bardağı dudaklarına götürürken gözlerini kapıya çevirir. Ve o an, zaman durur.Uzay’ın göz bebekleri büyür. İçindeki o hırçın, çılgın, sınır tanımaz adam bir anda buz keser. Melek’in adımları, salondaki ışıkların onun teninde parlayışı, o meydan okuyan dik duruşu... Uzay hayatında ilk kez bir kadına bakarken nefesinin kesildiğini hisseder. O an, kalbine ve beynine bir virüs gibi yayılır Melek. Bu bir beğenme değildir; bu, o saniyede başlayan, geri dönüşü olmayan, ölümcül bir takıntı ve saplantıdır.