13.12.2025
2025 Bitmek üzere ve bana bir çok ders verdiğini hissediyorum.
İlk dersimi, Babaannemi kaybettikten sonra aldım. Hayatımdaki değerli bir insanı kaybetmek, meğersem bir uzvunu kaybetmek gibiymiş derlerdi de inanmazdım. Her saniye beynime dolan sesini her an unutacakmış gibi bir korkuya kapıldım. Ancak şunu da biliyordum ki, o ses asla kaybolmayacaktı. Her geçen gün beynime kazılacaktı...
Ardında, bir darbe arkadaşımdan geldi. En yakın arkadaşım dediğim insandan... Beni en acılı günümde, hayatımdaki en doruk acı zirvesiyle baş başa bıraktı. O an fark ettim, hiç kimse sizden daha değerli değildi. Kardeşim, canım dediğiniz bir insan bile sizi belirsiz bir sebepten dolayı, veya dertlerinizden dolayı size siktiri çekebilirdi.
Bunu da atlatırım sandım. Babaannemin acısının üstüne arkadaş acısını yaşamayı da atlatırım dedim. İçime kapandım. İnsanlara mutluyken kendi başıma kaldığımda, geceleri hıçkıra hıçkıra ağlamaya koyuluyordum. Her gece, her an, bir acımın üstüne bir acı daha gün geçtikçe ekleniyordu.
Tam toparlamaya başlamış, ve sevdiklerimi kaybettiğim şehirden kurtulmuştum. Tam da kendime gelmeye başlamıştım. Ancak öyle bir rüzgar vuku buldu ki beni... Sağlam ayakta duracağına söz veren ben, en ufak bir şarkıda bile gözleri dolar olmuştum... Bazı anlar çok mutluydum, manik haller yaşıyordum, bazı hallerde çok depresif oluyor en ufak şeye üzülüyordum.
Psikoloji okumanın zor yanı da bu ya işte. Kendinizde ne olduğunu biliyorsunuz. Hastalığınızı biliyorsunuz. Ancak kendi kendinizi tedavi edemiyorsunuz. Hani bir başkası olsa şunu bunu yap diyerek onu ikna ederek iyileştirebilirsiniz. Ancak konu siz olunca? Sizi güzel şeylere teşvik edecek insan kalmıyor ki... Kendiniz bile kendinizi kötü şeylere teşvik ediyorsunuz. Sigara gibi, puff gibi ve dahası.