Eflahinkarisi

"Ülkü," diye fısıldadı, adım sanki bir kahır gibi döküldü dudaklarından o an. "Çok güzel bir adın var," derken gözlerini yavaşça aralamıştı, yemyeşil, ışık gibi gözleri benimkilerle çarpışıyor, Alperen gülümsüyordu. "Anlamını biliyor musun?"
          	"Sen Alperen'in anlamını biliyor musun," diye sordum.
          	Güldü. "Yürekli, ülküleri uğruna savaşan kimse demek," dedi.

Eflahinkarisi

"Ülkü uzak bir hayal, Atilla amca,"
Balas

Eflahinkarisi

"Hayat beni gençliğim boyunca içten içe hayalini kurduğum, ancak otuzlu yaşlarıma kadar bir kez olsun karşıma çıkmamış ve hayatımın en mühim görevini üstlendiğim anda önüme düşen bir ülküyle imtihan edecekti, bunu da öğrenecektim elbette, çok sonra.
          	  Bir ülkü uğruna, bin ateşten gömlek giyindiğimde."
Balas

Eflahinkarisi

"Gönül verdiğim tek bir ülkü vardı şu hayatta, belki de söyleye söyleye kaderim haline getirmiş, sözlerimle çekmiştim kaderimi kendime, bu hayatta bana o ülküden başka sevda yok, demiştim.
          	  Sahiden, öyleydi de. Öyleydi. 
          	  Ama gönül verdiğim, dinlediğim, öğrendiğim, ezberlediğim, yüreğimde Türklük ateşiyle yanan ruhumda hissettiğim ülküden sonra, başka, bambaşka bir ülkü daha tanıyacağımı bilemezdim. Maalesef."
Balas

Eflahinkarisi

"Ülkü," diye fısıldadı, adım sanki bir kahır gibi döküldü dudaklarından o an. "Çok güzel bir adın var," derken gözlerini yavaşça aralamıştı, yemyeşil, ışık gibi gözleri benimkilerle çarpışıyor, Alperen gülümsüyordu. "Anlamını biliyor musun?"
          "Sen Alperen'in anlamını biliyor musun," diye sordum.
          Güldü. "Yürekli, ülküleri uğruna savaşan kimse demek," dedi.

Eflahinkarisi

"Ülkü uzak bir hayal, Atilla amca,"
Balas

Eflahinkarisi

"Hayat beni gençliğim boyunca içten içe hayalini kurduğum, ancak otuzlu yaşlarıma kadar bir kez olsun karşıma çıkmamış ve hayatımın en mühim görevini üstlendiğim anda önüme düşen bir ülküyle imtihan edecekti, bunu da öğrenecektim elbette, çok sonra.
            Bir ülkü uğruna, bin ateşten gömlek giyindiğimde."
Balas

Eflahinkarisi

"Gönül verdiğim tek bir ülkü vardı şu hayatta, belki de söyleye söyleye kaderim haline getirmiş, sözlerimle çekmiştim kaderimi kendime, bu hayatta bana o ülküden başka sevda yok, demiştim.
            Sahiden, öyleydi de. Öyleydi. 
            Ama gönül verdiğim, dinlediğim, öğrendiğim, ezberlediğim, yüreğimde Türklük ateşiyle yanan ruhumda hissettiğim ülküden sonra, başka, bambaşka bir ülkü daha tanıyacağımı bilemezdim. Maalesef."
Balas

Eflahinkarisi

"Rumeli kaç saat buradan? Ya Londra? Şimdi denize atlayıp kulaç ata ata diyarlar aşsam Üsküp kaç saattir Akdeniz'den? Çocukluğumdan, çamurlu ayakkabılarıyla cici kızların babalarından azar işiten Ülkü'den Rumeli'ye bir baba kaç kulaçtır?Kaç saattir çocukluğumdan burası?"

Eflahinkarisi

"Yaş, beş.
          Cama vuran damlalar, odayı aydınlatan şimşek.
          Yatağımın altındaki canavarlar.
          Yorgana yeterince sarınırsam bana ulaşamazlar.
          Yaş, yirmi.
          Yatağın altında bir ayna.
          Eğilip bakan ben.
          Şimdi canavar benim.
          Kefene de sarınsam kurtulamam."