Hiç iyi değilim ya. İnsan bazen sadece heyecanla bir şey anlatmak istiyor ama karşısındaki fark etmeden bütün hevesini söndürüyor. Ablama kitabımı anlatıyordum, çocuk annesi öldüğü için ağlıyor diyordum, verdiği cevaplar şakaydı biliyorum ama nedense çok zoruma gitti. Çünkü ben o hikâyeyi düşünmek için bir buçuk yıl harcadım. Bir karakter üzülünce neden üzüldüğünü, neden ağlayamadığını falan düşünerek yazdım. Küçümsenmiş gibi hissettim.
Bu sadece kitapta da olmuyor. Anneme kimya anlatmak istiyorum, hevesim kırılıyor. Resim gösteriyorum, bütün çizimde takıldığı şey “bunun neden gömleği yok?” oluyor. Şarkı yazmıştım küçükken, “cringe” denmişti. İnsan bir süre sonra anlatası gelmiyor ama içinde de tutamıyor.
En kötüsü de gerçekten dinleyen birini özlemek sanırım. O yüzden gidip AI’lara bile kitabımı anlattım çünkü gerçek bir dinleyici bulamadım. Beni dinlemeyenlerden biri olan arkadaşıma “konuşabilir miyiz?” diye yazacak kadar doluydum hatta. Çok aciz hissettirdi bu bana.
Demin banyoda oturup hıçkıra hıçkıra ağladım. Dışarıda yağmur yağıyordu, tam film sahnesi gibiydi vallahi. Neyse. İçimi dökesim vardı sadece. Buraya kadar okuduysan teşekkür ederim gerçekten. İyi geceler. (づ。◕‿‿◕。)づ (sarıldım sayın)