Fawkes7

En sonunda telefonu yine göğsüme koyuyorum. Gözlerimi kapatıyorum. Belki bu gece seni rüyamda görürüm diye... Çünkü bazen insanın kavuşabildiği tek yer uykusu oluyor. Ama sabah olunca ilk hissettiğim şey dinlenmiş olmak değil. Seni yine sadece bir kerecik olsa bile görmek ve konuşabilmek istiyorum eskisi gibi olmayacak elbette ama pişman olduğumu bil istiyorum..Bazen düşünüyorum. Keşke bazı anlarda zamanı durdurabilseydim. Keşke o saniyelerde biraz daha dikkatli olsaydım. Keşke söylemem gerekenleri zamanında söyleyebilseydim. İnsan bazen kaybettikten sonra anlıyor bazı şeylerin değerini. Ben senden geçmişi yok saymanı istemiyorum. Yaşananları hiç olmamış gibi düşünmeni de istemiyorum. Sadece kalbimde kalanları bilmeni istiyorum. Çünkü bazı hisler anlatılmadığında kaybolmuyor. Sadece insanın içinde sessizce büyüyor. Bazen bir insanın tek istediği yeniden başlamak değil. Sadece karşısındaki insanın gözlerine bakıp gerçekten pişman olduğunu anlatabilmek oluyor.
          	Belki her şey eskisi gibi olmayacak. Belki bazı yaralar hemen kapanmayacak. Ama ben yine de bilmeni istiyorum. Şimdi ve kavuşacağımız güne kadar :
          	
          	Seni çok ama çokkk seviyorum sevgilim...

Fawkes7

En sonunda telefonu yine göğsüme koyuyorum. Gözlerimi kapatıyorum. Belki bu gece seni rüyamda görürüm diye... Çünkü bazen insanın kavuşabildiği tek yer uykusu oluyor. Ama sabah olunca ilk hissettiğim şey dinlenmiş olmak değil. Seni yine sadece bir kerecik olsa bile görmek ve konuşabilmek istiyorum eskisi gibi olmayacak elbette ama pişman olduğumu bil istiyorum..Bazen düşünüyorum. Keşke bazı anlarda zamanı durdurabilseydim. Keşke o saniyelerde biraz daha dikkatli olsaydım. Keşke söylemem gerekenleri zamanında söyleyebilseydim. İnsan bazen kaybettikten sonra anlıyor bazı şeylerin değerini. Ben senden geçmişi yok saymanı istemiyorum. Yaşananları hiç olmamış gibi düşünmeni de istemiyorum. Sadece kalbimde kalanları bilmeni istiyorum. Çünkü bazı hisler anlatılmadığında kaybolmuyor. Sadece insanın içinde sessizce büyüyor. Bazen bir insanın tek istediği yeniden başlamak değil. Sadece karşısındaki insanın gözlerine bakıp gerçekten pişman olduğunu anlatabilmek oluyor.
          Belki her şey eskisi gibi olmayacak. Belki bazı yaralar hemen kapanmayacak. Ama ben yine de bilmeni istiyorum. Şimdi ve kavuşacağımız güne kadar :
          
          Seni çok ama çokkk seviyorum sevgilim...

Fawkes7

Bazen kulaklığın tek tarafını kulağıma takıyorum. Diğer taraf boşta kalıyor. Sanki biri gelip diğerini takacakmış gibi. Şarkılar bitiyor. Ben aynı yerde kalıyorum. Odanın sessizliği şarkılardan daha yüksek geliyor. Bazen elim çoğu zaman isteyerek bazen istemzisce konuşmamızın olduğu yere gidiyor. Hiçbir şey yazmıyorum. Sadece yukarı kaydırıyorum. Eski cümleleri okuyorum. Parmak izlerim ekranda kalıyor. Keşke insanın pişmanlığı da camdaki izler gibi tek hareketle silinebilse.
          Sabaha karşı odanın rengi değişiyor. Perdeden giren ışık yavaşça duvara vuruyor. Herkes yeni güne uyanıyor. Ben ise geceyi hâlâ bitirememiş oluyorum. Çünkü bazı geceler saatle bitmiyor. İnsan kabul edebildiği zaman bitiyor.
          Ve bazen gerçekten yoruluyorum. Ağlamaktan değil. Kendime aynı soruları sormaktan. Aynı konuşmayı birinci kez kafamda yaşamaktan. Aynı özrü kimsenin duymadığı bir odada tekrar etmekten. Sesim çıkmıyor ama içimde biri durmadan konuşuyor. Susturamıyorum.
          Sonra telefonun şarjı bitiyor. Ekran tamamen kararıyor. O an odadaki tek ışık da gidiyor. Telefonu şarja takıyorum ama kendimi nereye takacağımı bilmiyorum. Keşke insanın da tükendiğinde yeniden dolmasını sağlayan görünmez bir kablosu olsaydı..

Fawkes7

Bir damla daha düşüyor. Bir kez daha siliyorum. Sonra bir kez daha.. Telefonu göğsümün üzerine bırakıyorum. Ekranda yüzün açık kalıyor. Gözlerimi kapatıyorum. Ağırlığını hissediyorum. Sanki birkaç santimetrelik bir cam parçası değil de içimde taşıdığım bütün pişmanlıklar göğsümün üzerine oturmuş gibi. Bir süre sonra nefes almak bile yoruyor.. Bazen telefonu yüzüme yaklaştırıyorum. Saçlarının bir teline bile dokunamayacağımı bile bile.. Cam soğuk oluyor. İnsan sevdiği birine sadece cam kadar yaklaşabildiğinde anlıyor bazı mesafelerin kilometrelerle ölçülmediğini..
          Gece odanın tavanına bakıyorum. Tavandaki küçücük gölgeler hareket ediyor. Onları izlerken istemsizce senin yüzünü hayal ediyorum. Sonra gözümü kapatıyorum. Bu sefer sesini hatırlamaya çalışıyorum. Bir kelimeyi doğru çıkarabiliyorum. İkinciyi unutuyorum. En çok da bundan korkuyorum. Beni unutmandan..
          Bazen yastığın boş tarafına istemsizce yer açıyorum. Sonra kendime gülüyorum. Ama elim yine de oraya gidiyor. İnsan bazı alışkanlıklarını mantığıyla değil özlemiyle sürdürüyor..
          Uykuya dalacak gibi oluyorum. Tam o sırada sanki biri omzuma dokunmuş gibi irkilerek uyanıyorum. İlk yaptığım şey telefona uzanmak oluyor. Saat kaç olmuş diye değil. Ya senden bir şey gelmişse diye. Ekran karanlık oluyor. O karanlıkta kendi yansımamı görüyorum. En uzun konuşmalarımı artık kendi yansımamla yapıyorum..

Fawkes7

Ama insanın içi yanarken yastığın hangi tarafının serin olduğunun hiçbir önemi olmuyormuş. Bazen aynaya bakıyorum. Yüzüm aynı. Gözlerim aynı. Ama bakan kişi ben değilmişim gibi geliyor. İnsan kendini de özleyebiliyormuş. Meğer en zor özlem insanın kaybettiği haliymiş.
          Saatler ilerliyor. Şarj yüzdesi düşüyor. Telefonu şarja takıyorum. Keşke insanın da böyle bir kablosu olsaydı diyorum. Bir yere bağlansa da yeniden yaşayabilse. Yeniden gülebilse. Yeniden aynı hataları yapmayacak kadar şansı bulabilse..
          Ve en sonunda telefonu yüzümün üzerine koyup gözlerimi kapatıyorum. Sanki son gördüğüm şey sen olursan uyuyabilirmişim gibi. Ama olmuyor. Gözümü her kapattığımda aynı konuşmalar geri geliyor. Aynı cümleler. Aynı pişmanlıklar. Aynı keşkeler. Galiba insanı en çok yoran ağlamak değil. Ağlayacak gücü bile bulamadığı geceler. İçinden geçen onca cümleyi kimseye anlatamayıp sadece içinde taşıdığı anlar. Bir şeyleri düzeltmek için elinden hiçbir şey gelmediğini kabul etmek. İşte insanı sessizce tüketen tam olarak bu..
          Belki bir gün bunların hepsi diner. Belki de dinmez. Bunu bilmiyorum. Bildiğim tek şey şu. Bazı özürler ağızdan çıkmadığı için değil kalbin içinde yıllarca yankılandığı için ağırdır..
          
          ...Bazen oluyor ki insanın gözyaşları yanaklarından daha çok telefonunun ekranını tanıyor. Camın üzerinde dağılan o küçücük damlayı parmağımla siliyorum. Sonra fark ediyorum ki ben aslında ekranı değil seni görmeye çalışıyorum...

Fawkes7

Bazen oluyor ki geceleri uyuyamıyorum demeniz en bariz çığlık iken gelin daha kötüsünü anlatayım. Siz hiç bir fotoğrafa bakıp defalarca özür dilediniz mi? Ekranınız gözyaşlarınız ile buğulanıp yazıları bile seçemez hale geldiğiniz oldu mu? Aynı resmi kapatıp birkaç saniye sonra yine açtığınız. Sanki biraz daha bakarsanız zaman geri dönecekmiş gibi hissettiniz mi?
          Ben ettim.
          Telefon elimdeyken bazen ekran kilitleniyor. Fark ediyorum ki dakikalardır hiçbir şeye dokunmamışım. Sadece sana bakmışım. Sonra ekran kararıyor. Kendi yansımamı görüyorum. O an insan en çok kendine yabancı hissediyor. Bazen gözümden düşen damla ekranın üzerine geliyor. Refleks olarak siliyorum. Sonra durup düşünüyorum. Ekranı silmek neyi değiştiriyor ki. İçimde kalan hiçbir şey eksilmiyor. O küçücük damla kuruyor ama içimde kalanlar olduğu gibi duruyor. Bazen sana yazıyormuş gibi notlar açıyorum. Ekranın tamamı doluyor. Sonra hepsini siliyorum. Çünkü hiçbir kelimenin içimde olanı taşıyamayacağını biliyorum. Silinen yazılar oluyor ama silinmeyen yine ben oluyorum(silinmek istemiyom işte). Gece sessizliğinde insan kendi nefesini bile fazla duymaya başlıyor. O sessizlikte defalarca aynı özrü kuruyorum. Aynı cümleyi farklı şekillerde söylüyorum. Belki bu hali daha doğru olur diyorum. Belki bunu söyleseydim hiçbir şey bitmezdi diyorum. Sonra bir tane daha kuruyorum. Bir tane daha. Ve bir tane daha. Kimse duymuyor. Sadece ben duyuyorum. En garibi de bildirim sesi duymak. Kalbim istemsizce hızlanıyor. Telefonu elime alıyorum. Sen değilsin. Sonra telefonu yavaşça bırakıyorum. İnsan bazen küçücük bir sesin bile bu kadar can yakabileceğini bilmiyor. Yastığımı kaç kere çevirdiğimi hatırlamıyorum. Belki serin olur da uyuyabilirim diye..

Fawkes7

Pekala o günden sonra gün bilmem kaç geceleri uyuyamıyorum bu saatte bunu paylaşıyor olmam da saf bir kanıt gibi bişi. Sürekli ağlıyorum yaptığım aptallıklar ve geri dönülmesi mümkün ama tek taraflı dilekler süregelen hayal kırıklığı ve çokça overthink.. galiba artık sona yaklaşıyorum kendimi oldukça yorgun ama bir umut parıltısı ile tekrar ayağa kalkabilecek güçte buluyorum.. bu zor gerçekten oldukça zor her an kafamda yeni düşünceler yeni pişmanlıklar ardı ardına sıraya giriyor. Ve en kötüsü ne biliyor musunuz? Bunların hiçbiri adına telafı şansımın sunulmaması.. yani kaba tabir örneği ile kamuya açık red gibi düşünün. Oldukça basit sıradan ama buz gibi soğuk kemiklerinizi titreten türden mesajlar... Bazen gece 03:14'de uyanıyorum farkındayım garip bir rakam ama bilincim sanki uyan bir şeyler ters diyo. Gözlerim kuru boğazım düğümlü. Ekranı açıp hala bir ismin orada olmadığını kontrol ediyorum. Sanki bir mucize olacakmış gibi. Ve olucak. Kader gayrete aşıktır... Bunu biliyorum. Ama zihin hala belki diye fısıldıyor. Ve o "belki" her seferinde biraz daha kanatıyor. Bir gün her şey yerindeydi. Sonra bir sabah uyandım ve o yer boştu. Sadece bir boşluk değil. İçine düşülen derin bir kuyu gibi. Dibinde ses yok. Işık yok. Sadece kendi nefesimin yankısı var. Aynaya bakınca tanıdığım yüz kaybolmuş. Gözlerin içi sönmüş omuzlar çökmüş bir yabancı duruyor. Yemek yiyemiyorum çünkü her lokma boğazda düğümleniyor. Müzik dinleyemiyorum çünkü her nota eski bir anıyı sürüklüyor gibi oluyo. Öyle işte...

Fawkes7

(3) "Kişisel anlatılar" ( overthink sonucu)
          
          
          Affedin beni.
          
          Bu satırlar sizi suçlamak için değil içimde artık taşımakta zorlandığım şeyleri size ulaştırabilmek için yazıldı.
          Çünkü bu acı ağır majesteleri.
          Ve ben artık güçlü görünmekten yoruldum.
          Eğer içinizde hala bana ait küçücük bir yer kaldıysa ne olur sesime kulak verin.
          Benden istenen beklemekse beklerim.
          Susmaksa susarım.
          Geri çekilmekse geri çekilirim.
          Yeter ki bana bütün bunların boşuna olmadığını hissettirecek küçücük bir işaret bırakın.
          Çünkü bazen insanı hayatta tutan şey umut değildir.. belki de birbirimize olan inancımız ve sevgimizdir Rita...
          
          ~ Fawkes
          (Bı tık kişisel hatta tamamen bb)

Fawkes7

(2) "Kişisel anlatılar" ( overthink sonucu)
          
          Bir kelime olabilir.
          Bir nokta olabilir.
          Bir emoji olabilir.
          Hiç fark etmez.
          Çünkü bazen insanı aylarca ayakta tutan şey koskoca cümleler değil küçücük bir işarettir.
          Hala devam etmek istiyorum. Hala inanmak istiyorum. Hala sevmekten vazgeçmedim. Ama neden majesteleri? Neden bana hiç ışık tutmuyorsunuz?
          Oysa en karanlık gecelerinizde meşale olmaya çalışan bendim. Siz yolunuzu kaybetmeyin diye kendi alevimden vazgeçen bendim. Şimdi ise aynı karanlığın içinde tek başıma yön arıyorum.
          Belki de anlıyorum.
          Belki de gerçekten beklemem gerekiyordur.
          Belki zaman şu an benden daha güçlüdür.
          Ama insan bekledikçe tükeniyor majesteleri. Her geçen gün biraz daha eksiliyor. Sanki ruhum her sabah uyandığında kendinden bir parça daha kaybediyor. Bugün dünden biraz daha azım. Yarın bugünden biraz daha az olacağım. Ve korkuyorum. Bir gün size dönecek gücü bulamayacak kadar sessizleşmekten korkuyorum.
          Krallığınız siz olmadan bir hiç demiyorum.
          Ama benim içimde kurduğum krallığın tek hükümdarı sizdiniz. Siz gidince saraylar ayakta kaldı belki ama içinde yaşayan hiçbir şey kalmadı.. sadece siz yani majesteleri geri dönün kalbime diye haykıran bir çocuk..

Fawkes7

(1) "Kişisel anlatılar" (overthink sonucu)
          
          Birini sırf kaybetmemek için yazmıyorsam sırf her şey daha da kötüleşmesin diye susuyorsam kendimi tutmayı özlemimi dizginlemeyi ve sevmeyi sessizlikle öğrenmeye çalışıyorsam bana "Sen sevmedin sadece takıntılıydın." diyemezsin.
          Evet... Ben sevdim. Her zerremle. Bütün eksiklerimle. Bütün korkularımla. Ve hala aynı yerden sevmeye devam ediyorum majesteleri.
          Devamını ben de bilmiyorum. Dilim varmıyor. Kelimelerim kalbinizde kurduğum o görkemli köşke ulaşamıyor. Sanki ne söylesem eksik kalıyor. Ne kadar anlatsam da içimde olanın yanına bile yaklaşamıyor.
          Lanet olası tek istediğim şey bir işaret.
          Ne uzun bir konuşma.
          Ne büyük vaatler.
          Ne de geçmişi silen mucizeler.
          Sadece küçücük bir işaret.
          Hala vazgeçmediğinize dair. Hala kalbinizde bir yerim olduğuna dair bir ışıkkk..
          Hala bir yerlerde beni tamamen silmediğinize dair. Hala beklememin anlamsız olmadığına dair...