GOLDEN0001

özellikle coğrafi konum açısından avantajlı olmayan bir şehirde doğup büyüdüyse hiçbir şey bir kızı annesinin kaderinden kurtaramaz.

GOLDEN0001

arkadaşlar "aw", "babasını satim" veya "babam ağladı" deyince daha az cinsiyetçi olduğunuz düşüncesinden çıkar mısınız; bu kalıpların alışkın olduğumuz hallerini biliyoruz, sadece o şekilde kullanmamak için başka şekilde kullanıyorsunuz ve bu sizi daha az cinsiyetçi yapmıyor; aksine bu sefer feminist falan da olmuyorsunuz çünkü erkek cinsiyeti de aşağılanmış oluyor. amaç cinsiyet eşitliğiyse bu amaca iki veya daha fazla herhangi bir cinsiyeti de kullanmadan bir adım yaklaşabilirsiniz belki. hani cinsiyetçi küfür etmeyin duyarı kasıp "anasını satim" demek veya kadınları aşağılamaya alışılagelmiş hakaretlerin başka varyasyonlarını kullanmanız sizi sadece ikiyüzlü yapıyor bana göre.

GOLDEN0001

lütfen birisi bana başarabileceğimi söylesin çünkü gittikçe inancımı kaybediyorum

GOLDEN0001

sınavla ilgili kendime en çok güvendiğim nokta ydt'yi 70/120 dakikada bitiriyor olmak ve tyt'de de yapabileceğim minimum soru sayısını 120/165 dakikada yapıyor olmak. (zaten 65 soru falan yaparsam yapıyorum?).
            tyt soru sayımı arttırırsam dehşet bir performans sergilemiş olurum iki yılın ardından.
Reply

GOLDEN0001

✓ psikolojik yardım almam gereken bir  noktada olduğumu fark ederim ->
          -> psikolojik yardım almaktan korkarım ->
          -> hisettiklerimi birilerine açmaya çalışırım -> 
          -> hissettiklerimi kendi ağzımdan duyunca kötü hissederim ->
          -> mideme vurur ->
          -> sebebinin psikolojik olduğunu bir kez daha anlarım ->
          -> psikolojik yardım almam gereken bir  noktada olduğumu fark ederim ->
          -> psikolojik yardım almaktan korkarım ->
          -> hissettiklerimi birilerine açmaya çalışırım ->
          -> hissettiklerimi kendi ağzımdan duyunca kötü hissederim ->
          -> mideme vurur ->
          ...
          
          kısır döngü <3

GOLDEN0001

bir keresinde lisedeki öğretmenlerim bizi ziyarete gelmişlerdi. konusu gelince denizden, daha doğrusu deniz ve sonunu göremeyeceğim kadar büyük su alanlarından, ve yüzmekten nefret ettiğimi, bunu yaparsam da en fazla ayaklarımın değmeyi bıraktığı yere kadar yüzebileceğimi; aksi halde değil babama, kendime bile güvenemeyeceğimi söyledim.
          öğretmenlerimden biri bana "sen ailenin yanına gittiğinde, akşamları kapını kapatarak mı uyuyorsun?" diye sordu. hiç tam anlamıyla kendime ait bir odam olmadığı için bunun cevabını bilmiyordum ama ailemin yanında kaldığım dönemler nerede yatarsam yatayım, evet, kapımı kapatıyordum. ben de bu yüzden "evet, sanırım." dedim. bana, "senin keskin sınırların var muhtemelen, aşmaktan ve aşılmasından hiç hoşlanmıyorsun." dedi. bunun o zamanlar ne anlama geldiğini tam olarak çözememiştim.
          bu sınırların varlığını, zaman geçtikçe insan ilişkilerimde daha net hissetmeye başladım. ne kadar sevsem de sarılmaktan, sık olmasa da arkadaşlarımla bile olsa el ele tutuşmaktan, ailemdekiler de dahil olmak üzere insanların beni öpmesinden rahatsızlık duyuyordum ama bu kasıtlı olan bir şey değildi. istemsizdi.
          kendimi romantik bir ilişkide hayal bile edemiyordum zira biriyle fiziksel veya herhangi bir şekilde yakınlaşmak düşüncesi beni rahatsız ediyordu. bunun aslında normalin ötesinde, muhtemelen psikolojik bir sorun olduğunu sadece bir buluşmaya gittiğimde bile kafamın içindeki seslerin susmamasından ve beni kaygılandıracak ve uzak geleceği dahi düşündürmesinden sonra anlamaya başladım.

GOLDEN0001

"biriyle çok güzel bir zaman geçirebilirim mesela; ondan hoşlanabilirim, etkilenebilirim, onu düşünebilirim ama fiziksel olarak yakınlaşmayı düşünmeye  başlayınca gerilirim, bundan rahatsızlık duyarım istemsizce. dün motorda mesela, oğlanın beline sarılamadım bile; ama yapmam gerekiyordu çünkü kafamın içinde de kaza yapmakla ilgili bir ton düşünce vardı. daha motora binmeden beynimin kaza ihtimali yüzünden, sanırım bir tür savunma mekanizması bu, algıları değişti; boynumdan yukarısı ısınmaya, bacaklarım istemsizce titremeye, gözlerim akmaya başladı. yaşanmamış bir senaryo, kafamın içindeki bir düşünce yüzünden. buna rağmen oğlanın beli yerine motora tutundum. bu insan ilişkilerimde de böyle."
            
            zihnimdeki gerçek olmayan senaryolar kafamı bulandırır, bana yük olur ve ben o düşünceler yüzünden o bağlamdaki her şeyden, herkesten uzaklaşma isteğimle boğuşurum. 
Reply

GOLDEN0001

"bak şimdi kendini biriyle hayal et tamam mı, beni anlamanı istediğim için herhangi bir cinsiyet veya bir ilişki sınırı belirtmiyorum. o kişiyle yapabileceğin en üst ve yakın şeyi düşün, sonra da en küçük ve basit şeyi. atıyorum sevişmekten el ele tutuşmaya kadar. bunları hayal etmek seni rahatsız ediyor mu?"
            
            "etmiyor."
            
            "işte beni ediyor. ailemden birinin beni öpmesi, biriyle sarılmak veya el ele tutuşmak düşüncesi beni rahatsız ediyor. hoşlandığım biri vardı bundan dört beş yıl önce. şu an bakınca ondan o kadar hoşlanmama rağmen tek bir kere bile el ele tutuştuğumu veya daha ötesini hayal etmemişim onu düşünürken. sonradan hoşlandığım kişilerde de. cinsiyet fark etmeksizin. ama bu istemsiz oluyor. aşk şiirleri okuyan ve aşkı çok seven birisi olarak birinden çok hoşlanabilirim, ama değil onun benden geri hoşlanıyor olma ihtimali, bu ihtimali sadece düşünmek bile rahatsız ediyor beni. imkansız ve rahatsız edici."
            
            "oğlum sen hayal etmediysen hoşlandığın kişiyle yapmak istediğin şeyleri...?"
            
            "nasıldı biliyor musun; ben ondan hoşlanacaktım, onu düşünerek yazılar yazacak ve şarkılar dinleyecektim, ona olan hislerim yavaş yavaş azalacaktı ve onun haberi olmayacaktı. benim için buydu yani."
            
            "sende bir şeyler var, bunu birine sorman gerek detaylı alman için cevabını çünkü ben de ne diyeceğimi bilemiyorum bu durumun karşısında ama muhtemelen çocukluğuna, yaşanmışlıklarına falan inecek; ne yapacak?"
Reply

GOLDEN0001

yazmak veya şarkı söylemek değil,
            hayatta olan herkesin her gün hissettikleri her şeyi ama her şeyi hissetmek benim özel yeteneğim.
Reply

GOLDEN0001

dil okusam da yabancı biriyle yapamazmışım onu anladım bugün. ben kendimi, duygularımı ve derinliğimi ana dilim dışında hiçbir dilde ifade edemem. birinin gözlerinin içine bakarak "özelsin, benimsin bu da en büyük şansım", "gözlerinin içi bildiğim tek galaksi", "utanırdı atardı içine, aşk tutardı yengenizi" sözlerinin bendeki derinliğini ona hissettiremeyeceksem ne anlamı var ki içimdeki hislerin? tamam ingilizce'ye çevirdim, çevirince hiçbir şey hissettiremem. bunların ingilizce'ye çevrilmiş halinin on katı daha iyisini shakespeare yazmıştır zaten. kendime yük ediyorum her şeyi. oda arkadaşım iyi ki var <3

GOLDEN0001

acaba o kız hıkayemde attıgım
          my spirit has been broken
          my optisim's getting sore
          and i would love to love you
          but my body's keeping score
          and i don't know if i can see you anymore
          sozlerını uzerıne alınmıs mıdır :")
          daha once ınsan ılıskılerımdekı benı daha ıyı ozetleyen bır sarkı sozune denk gelmemıstım hıc
          yuce the great ımpersonator, ıyı kı varsın <3
          travma album<3<3
          

GOLDEN0001

@e4th7ar maalesef bır gun o da populer kulture kurban gıdermıs gıbı gelıyo :")
Reply

e4th7ar

@GOLDEN0001  benim de fav albümlerden popüler olmasın diye dua ediyorum 
Reply

GOLDEN0001

@e4th7ar o albumu hatım edıyorum ben cıktıgı gunden berı (muhtemelen dınleyen tek ıkı kısıyız... SONUNA KADAR TGI!!!!
Reply