Garipnamemsi_123

felsefi görüşün yüzünden yaftalandığın o evredesindir kipşjlhkjhghhlkh
          	hemde watty ergeni tarafından...
          	 insanlar bir felsefi görüşün sadece bir kişiye ait olabileceğini diğer kişilerin ona inanamayacağını düşünme aptallığı beni üzüyor onlar adına üzülüyorum ...

Garipnamemsi_123

@onudabilmiyom Knk tanımdaığım bir insana kuulamam benim yazdığımda ne kaba söz ne hakaret nede başka bir şey vardı ama sen nedense hem sana yazdığıma hemde kendi yazdığım görüşümü bildiren ve seni gram alakadar etmeyen bir  yorum küfürlü ve küçümseyen alaycı bir tavırrla yorum yazdın
          	  şimdi istersen kimin kime kurulduğunu ve gereksiz çıkışlar yaptığını düşünebilirsin eminim cevabı bulmak senin için zor olmaz
Reply

onudabilmiyom

@ Garipnamemsi_123  bana ilk yazan sendin ve sen belli ki bana kurulmuşsun zaten siktir et o yüzden 
Reply

Garipnamemsi_123

@onudabilmiyom en ö<gün benim diye idda edende felsefe ekolüyüm diyende ben değildim bana salak saçma görüşüm yüzünden saldıran kişide sendin bu durumdada laf anlatılmayacak kişi sen oluyorsun sana senin bahsettiğin gibi salak bir şey yazmadım yada senin yaptığın gibi küfürlüde konuşmadım hayatında daha büyük uğraşlar edinip önüne bakman dileğiyle...
Reply

Garipnamemsi_123

felsefi görüşün yüzünden yaftalandığın o evredesindir kipşjlhkjhghhlkh
          hemde watty ergeni tarafından...
           insanlar bir felsefi görüşün sadece bir kişiye ait olabileceğini diğer kişilerin ona inanamayacağını düşünme aptallığı beni üzüyor onlar adına üzülüyorum ...

Garipnamemsi_123

@onudabilmiyom Knk tanımdaığım bir insana kuulamam benim yazdığımda ne kaba söz ne hakaret nede başka bir şey vardı ama sen nedense hem sana yazdığıma hemde kendi yazdığım görüşümü bildiren ve seni gram alakadar etmeyen bir  yorum küfürlü ve küçümseyen alaycı bir tavırrla yorum yazdın
            şimdi istersen kimin kime kurulduğunu ve gereksiz çıkışlar yaptığını düşünebilirsin eminim cevabı bulmak senin için zor olmaz
Reply

onudabilmiyom

@ Garipnamemsi_123  bana ilk yazan sendin ve sen belli ki bana kurulmuşsun zaten siktir et o yüzden 
Reply

Garipnamemsi_123

@onudabilmiyom en ö<gün benim diye idda edende felsefe ekolüyüm diyende ben değildim bana salak saçma görüşüm yüzünden saldıran kişide sendin bu durumdada laf anlatılmayacak kişi sen oluyorsun sana senin bahsettiğin gibi salak bir şey yazmadım yada senin yaptığın gibi küfürlüde konuşmadım hayatında daha büyük uğraşlar edinip önüne bakman dileğiyle...
Reply

Garipnamemsi_123

Altın Kafes 
          
          
          Dışarıdan kusursuz görünen...
          
          Ama içinde affedilmez, iğrenç ve katlanılmaz kusurlar saklayan bir hayat.
          
          İnsanların "Ne kadar şanslısın." dediği, benimse her gün biraz daha içinde öldüğüm bir hayat.
          
          Benim hikâyem buydu.
          
          Seninle konuşmaya geldiklerinde bir anda değişen ses tonları...
          
          Sanki görünmeyen oklar fırlatıyorlardı.
          
          O oklar bazen kalbime saplanıp umutlarımı kırıyor, bazen gözlerime isabet edip dünyamı karartıyor, bazen kulaklarımda yankılanıp beni sağır bırakıyordu.
          
          En sonunda ise yaşamaktan aldığım bütün zevki elimden alıyordu.
          
          Mutluluğum onların canını sıkıyor, üzüntüm ise onları rahatlatıyordu.
          
          Ben, bu evde yalnızca öfkelerini boşaltabilecekleri bir stres topuydum.
          
          Dışarıya örnek gösterilen bir aile...
          
          İçeride ise her gün biraz daha çürüyen bir düzen.
          
          Herkes mükemmel sandığı o ev, aslında sessizce yıkılan bir enkazdı.
          
          Ve o enkazın altında kalan tek kişi bendim.
          
          İnsanların yanında "ailenin prensesi" olarak tanıtılıyordum.
          
          Her istediğim alınan, şımartılan, el üstünde tutulan kız...
          
          Gerçek ise bunun tam tersiydi.
          
          Ben bir prenses değil, görünmez zincirlerle yaşayan bir köleydim.

Garipnamemsi_123

Kaan'ın bir bağımlılığı vardı.
          
          Ne sigaraydı.
          
          Ne alkol.
          
          Ne de insanlar.
          
          Onun bağımlılığı bir sesti.
          
          Yıllardır her gece aynı on üç şarkıyı dinlemeden uyuyamıyordu.
          
          Doktorlar bunun bir alışkanlık olduğunu söyledi.
          
          Psikologlar ise bir çeşit güven mekanizması.
          
          Kaan hiçbirine inanmadı.
          
          Çünkü o ses sustuğunda ne olduğunu herkesten iyi biliyordu.
          
          Kâbuslar geri dönüyordu.
          
          Tam da bu yüzden, bir sabah uyandığında ilk yaptığı şey o şarkıları açmak oldu.
          
          Fakat şarkılar yoktu.
          
          On üçü de silinmişti.
          
          Hesap duruyordu.
          
          Ama videolar gitmişti.
          
          Sanki biri yıllar boyunca var olmuş bütün izlerini tek gecede yok etmeye karar vermişti.
          
          İnsanlar birkaç gün şaşırdı.
          
          Sonra hayatlarına devam etti.
          
          Kaan edemedi.
          
          Çünkü o şarkılar onun için sadece müzik değildi.
          
          Uyuyabildiği tek geceydi.
          
          Nefes alabildiği tek andı.
          
          Bu yüzden yıllardır yüzünü göstermeyen, hakkında hiçbir şey bilinmeyen o adamı bulmaya karar verdi.
          
          Şarkıları geri yüklemesi için.
          
          Sadece bunun için.
          
          En azından başlangıçta öyle olduğunu düşünüyordu.
          
          Fakat Atlas'ın bilmediği bir şey vardı.
          
          Kaan o sesi kaybetmeyi göze alamazdı.
          
          Kaan'ın bilmediği şey ise Atlas'ın o sesten kaçmak için yıllarını harcamış olmasıydı.
          
          Biri o sesi duymadan uyuyamıyordu.
          
          Diğeri o sesi bir daha çıkarmamak için elinden gelen her şeyi yapıyordu.
          
          
          Şu şekil bir kitap yazasım var şuanda taslakta ama ilerleyen haftalarda hikaye biraz daha oturup birkaç bölüm yazınca bölüm atmaya başlayacağım.

Garipnamemsi_123

Kırmızı İplikler
          
          İnsanlar genellikle tehlikenin nasıl göründüğünü bildiklerini sanırlar.
          
          Silahlar.
          Kan.
          Sert bakışlar.
          
          Ama tehlike bazen siyah bir takım elbisenin içinde, kalabalığın arasında sessizce duran bir adamdır.
          
          Arda Demir bunu bilmiyordu.
          
          Yirmi dört yaşındaki ünlü model, Milano'dan İstanbul'a yeni dönmüştü. Kariyerinin zirvesindeydi. Dergi kapakları, marka anlaşmaları ve milyonlarca takipçi...
          
          Hayatı kusursuz görünüyordu.
          
          Ta ki o geceye kadar.
          
          Bir yardım vakfının düzenlediği lüks davette, kalabalığın arasında onu izleyen adamı fark ettiği ana kadar.
          
          Adam hiçbir şey yapmamıştı.
          
          Sadece bakmıştı.
          
          Ama Arda ilk kez bir yabancının bakışlarından rahatsız olmuştu.
          
          Çünkü o bakışlarda hayranlık yoktu.
          
          Sahiplenme vardı.
          
          Ve o geceden sonra hayatındaki hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.
          
          Devamını okumak isteyen aşşağıdaki linkten yada hesabımdan kitaba gelebilir
          
          https://www.wattpad.com/story/412291329-kırmızı-i̇plikler-bxb-mafya

Garipnamemsi_123

I don't have many readers yet—honestly, I think there's only one person reading this story right now. But I still want to stay consistent and follow the plans I have for it. I'll most likely post a new chapter tomorrow or the day after. The next chapters will focus more on the characters' thoughts, emotions, and inner struggles. I hope you'll enjoy what's coming next! ❤️

Garipnamemsi_123

şu şekil bir kitap yazasım var bxb temalı mafya model aşkı
          
          Kırmızı İplikler
          
          İnsanlar genellikle tehlikenin nasıl göründüğünü bildiklerini sanırlar.
          
          Silahlar.
          Kan.
          Sert bakışlar.
          
          Ama tehlike bazen siyah bir takım elbisenin içinde, kalabalığın arasında sessizce duran bir adamdır.
          
          Arda Demir bunu bilmiyordu.
          
          Yirmi dört yaşındaki ünlü model, Milano'dan İstanbul'a yeni dönmüştü. Kariyerinin zirvesindeydi. Dergi kapakları, marka anlaşmaları ve milyonlarca takipçi...
          
          Hayatı kusursuz görünüyordu.
          
          Ta ki o geceye kadar.
          
          Bir yardım vakfının düzenlediği lüks davette, kalabalığın arasında onu izleyen adamı fark ettiği ana kadar.
          
          Adam hiçbir şey yapmamıştı.
          
          Sadece bakmıştı.
          
          Ama Arda ilk kez bir yabancının bakışlarından rahatsız olmuştu.
          
          Çünkü o bakışlarda hayranlık yoktu.
          
          Sahiplenme vardı.
          
          Ve o geceden sonra hayatındaki hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.