Geceninizleri_-

Sanırım akıl hastanesi olan okunu kitapları okumayı seviyorum 
          	
          	17 numara serisi ve verenoki ölmek istiyor o da öyledir ama biraz da felsefiyidi
          	
          	Şimdi 11 numara başladım 
          	Dur bakalım 

CRYOSaida

Aynı saat...
          
          Yağmur günlerdir durmaksızın yağıyordu.
          
          İnsanlar yağmurun her şeyi temizlediğine inanırdı.
          
          Oysa yağmur, asfaltın üzerindeki kanı silebilirdi.
          
          Ama günahları asla...
          
          Direksiyonu tek elimle tutarken telefonum titreşti.
          Ekrana baktım.
          
          Adamlarımdan biri arıyordu. Önemli olmasaydı aramazlardı.
          
          Çağrıyı bekletmeden açtım.
          
          "Dinliyorum."
          
          Karşı taraftan her zamanki sakin ses duyuldu.
          
          "Efendim... Yeni bir ceset bulundu. Üstünde siyah zambak var."
          
          Ani bir fren yaptım.
          
          Lastiklerin çığlığı ıslak asfaltı yararak gecenin sessizliğine karıştı.
          
          Araba yolun kenarında sertçe durdu.
          
          Birkaç saniye konuşmadım.
          
          "Söylediğini tekrarla."
          
          Karşı taraftaki adam derin bir nefes aldı.
          
          "Efendim... Eski caminin önünde bir ceset bulundu. Omzunda siyah zambak var."
          
          Yağmur ön cama vurmaya devam ediyordu.
          
          Gözlerim karanlık yolda sabit kaldı.
          
          "Siyah zambak..."
          
          Bu kelimeleri neredeyse fısıldadım.
          
          O işareti benden başka kimse kullanmazdı.
          
          Çünkü o yalnızca bir imza değildi.
          
          Bir hükümdü.
          
          Ve ben...
          
          Bu gece kimseyi öldürmemiştim.
          
          "Cesedin kimliği?"
          
          "Henüz kesinleşmedi."
          
          "Polis?"
          
          "Olay yeri tamamen kapatıldı."
          
          Parmaklarım direksiyonun etrafında yavaşça sıkıldı.
          
          "Fotoğrafını istiyorum."
          
          "Yaklaşamıyoruz efendim."
          
          "Yaklaşın demedim."
          
          Sesim her zamanki gibi sakindi.
          
          "Ama o fotoğraf bana gelecek."
          
          "Emredersiniz."
          
          Karşı tarafta kısa bir sessizlik oldu.
          
          Sonra adam yeniden konuştu.
          
          "Bir şey daha var efendim."
          
          "Söyle."
          
          "Cinayet Masası dosyayı devraldı."
          
          "Başlarında kim var?"
          
          "Atilla Doğan."
          
          Beklediğim cevaptı.
          
          Yıllardır peşimde olan adamın böyle bir dosyayı başkasına bırakacağını düşünmemiştim.
          
          "Peki başka?"
          
          Adam bir an duraksadı.
          
          "Dosya kızına verilmiş."
          
          Bu kez sessiz kalan bendim.
          
          "Nehir Doğan..."
          
          İsmini ilk kez yüksek sesle söyledim.
          
          Yağmur ön camdan aşağı süzülmeye devam ediyordu.
          
          Demek sonunda onu da oyunun içine sürmüşlerdi.
          
          Motoru yeniden çalıştırdım.
          "Söyleyecek başka bir şey?"