ESPİOR
"Canım acıyor..."
"Omuzları kendilerini taşımaya isyan etmiş gibisinden her şeyi salmış, kolları vücudumun iki yanında öylece attığım adımlar ile sallanıyordu. Zaten attığı adımlarda sallanıyordu ki, yoksa ayak tabanlarımı yere vurarcasına sabitleyip sadece bedenini öne doğru küçücük bir güçle salmasının başka bir tanımı yoktu. Aslında bu bile iyiydi, bedenini yer çekiminin ellerine bırakmışçasına etlerini kemiklerinin zorla taşımasına göre olduğu yere kendisini direk bir un çuvalı gibi bırakmamak için iradesi ile savaşıyordu dedektif"
"Siyah kunduraların düz taş zeminin her tozlu yüzeyine bastığında yumuşak, ama vücudunun ağırlığıın hissettiren o ses kulaklarına uyku öncesi ninni gibi çalıyordu. Keskin siyah kahküller dedektifin kafasındaki şapka onun attığı adımlarla daha da öne doğru kaydığından biçimsiz kahkülün uçları şimdiden yüzüne eğilmiş, saçların tutamlarınıh uçları burnunu naif bir rahatsız edicilikle gıdıklıyordu
Eskimiş bir makinenin homurtusunu andıran ses sokağın tenhalığında yükseldi
"Madem biraz aklını kullanamayacak kadar acizdin. Çaldıracak kadar parayı nerden buldun be insan !"
Dedektif Ranpo kendi kendine huysuz bir ihtiyarın ağrıyan kemiklerinden sızlanması gibi -aynı yürü ve ve w
yüş aynı ses, dedektif bir anlık düşünmeden edemez "bunadık sanırım..."- az önce çözdüğü davalara yakınışı duyuldu.
Bir kaç dava mı onu yormuştu, Elbette hayır. dedektif yorgundu, çünkü her gün bu kadar aptal insanlarla bakışıp aynı ortamda kalmak içindeki cilaya toz üflüyordu,"
(Sence nasıl olmuş. Bu kısa ama sadece tarzımı gör diye yazdım✨)