Grranger
Link to CommentCode of ConductWattpad Safety Portal
GRANGER
Grranger
Sırtımda taşıdığım o eski keman kutusunun içinde artık notalar veya tahta bir enstrüman yok. Onun içinde iblis enerjisiyle dövülmüş iki ölümcül silah var: Dirge adındaki tüfeğim ve Requiem adındaki devasa topum. Keşfettiğim şey bir mucizeydi; ben ne zaman tetiği çeksem, namlumdan çıkan o ritmik patlama sesleri, tam o esnada can çekişen iblislerin çığlıklarıyla tuhaf, muazzam bir uyum yakalıyordu. Silahımdan çıkan her kurşun bir nota, düşen her iblis bir esere dönüşüyordu.
İşte bu yüzden bana "Ecel Bestesi" derler. Ben Şafak Vadisi'nde kilisenin ya da ordunun kurallarına göre savaşmam. Benim tek bir amacım var: Kafamın içindeki o lanetli gürültüyü susturmak. Şarjörümdeki altı merminin her biri, yazmakta olduğum ölüm senfonisinin birer parçasıdır. Özellikle o altıncı mermi... O mermi tamamen ölümün kendisidir ve namludan çıktığı an, kurbanım için besteleyebileceğim en kusursuz son notadır. Issız bir fırtınada düzensiz keman sesleri duymaya başladıysanız bilin ki ben yakınlardayım ve sizin için de bir ecel bestesi hazırlıyorumdur.
•
Reply
Grranger
Yetişkinliğe adım attığımızda, manastırın o katı kuralları önümüze iki yol koydu. Ya hayatım boyunca manastırın çamaşırlarını yıkayıp yerleri süpüren zavallı bir hizmetkar olacak ya da İmparatorluğun en karanlık işlerini yapan, cepheye sürülen bir İblis Avcısı haline gelecektim. Herkes benim sessizliğime bakıp pısırık bir hizmetkar olacağımı sandı. Yanıldılar. İçimde büyüyen, ailemi benden alan o iblislere karşı beslediğim nefret, temizlik yapmama izin vermezdi. Silahları seçtim. İblis Avcısı oldum. Ancak kemanımı da yanımdan ayırmadım; sadece onu biraz modifiye ettim.
İblis avlamak bana huzur getirmedi, aksine daha büyük bir lanetin kapısını araladı. Katlettiğim her iblis, ölmeden önce ruhuma bir çentik attı. Zamanla zihnimin içi, öldürdüğüm o yaratıkların tiz çığlıkları, ulumaları ve delirtici feryatlarıyla dolmaya başladı. Kulaklarımda hiç bitmeyen, beni deliliğin eşiğine sürükleyen bu gürültüyü susturacak hiçbir büyü, hiçbir dua yoktu. Ta ki o güne kadar... Kendi silahlarımın sesini duyana kadar.
•
Reply
Grranger
Gözlerimi açtığımda gördüğüm ilk şey, Moniyan İmparatorluğu ile Karanlık Uçurum arasındaki o lanetli savaşın gökyüzünü kaplayan simsiyah dumanlarıydı. Çocukluğuma dair ne bir ev, ne bir sıcak gülümseme, ne de bir aile kaldı geriye. Her şey bir gecede küle döndü. Beni o yangın yerinden, cesetlerin arasından çekip çıkaran İmparatorluk askerleri, omuzlarında taşıyarak Işık Manastırı’nın soğuk, taştan duvarlarına bıraktılar. O günden sonra içimdeki çocuk öldü ve yerini derin, dipsiz bir sessizliğe bıraktı. Kimseyle konuşmuyor, kimsenin yüzüne bakmıyordum. Manastırın kasvetli koridorlarında adeta yaşayan bir ölü gibi dolaşıyordum.
Beni bu dünyada tutan, donuk gözlerime bir anlık da olsa can veren tek bir şey vardı: Keman sesi. Manastırda ne zaman bir melodinin yükseldiğini duysam, sanki ruhumdaki tüm o yangınlar bir anlığına durulurdu. Müziğin peşinden gittim, tellere dokunmak, o huzuru kendi ellerimle yaratmak istedim. Ama kader bana bu yeteneği bahşetmemişti. Ne zaman yayı kemana sürsem, tellerden sadece kulak tırmalayıcı, düzensiz ve acı dolu bir ağıt yükselirdi. Çıkardığım sesler bir müzik değil, adeta bir ölüm feryadıydı. Yine de o kemanı asla bırakmadım.
•
Reply
Grranger
GRANGER
Grranger
Sırtımda taşıdığım o eski keman kutusunun içinde artık notalar veya tahta bir enstrüman yok. Onun içinde iblis enerjisiyle dövülmüş iki ölümcül silah var: Dirge adındaki tüfeğim ve Requiem adındaki devasa topum. Keşfettiğim şey bir mucizeydi; ben ne zaman tetiği çeksem, namlumdan çıkan o ritmik patlama sesleri, tam o esnada can çekişen iblislerin çığlıklarıyla tuhaf, muazzam bir uyum yakalıyordu. Silahımdan çıkan her kurşun bir nota, düşen her iblis bir esere dönüşüyordu.
İşte bu yüzden bana "Ecel Bestesi" derler. Ben Şafak Vadisi'nde kilisenin ya da ordunun kurallarına göre savaşmam. Benim tek bir amacım var: Kafamın içindeki o lanetli gürültüyü susturmak. Şarjörümdeki altı merminin her biri, yazmakta olduğum ölüm senfonisinin birer parçasıdır. Özellikle o altıncı mermi... O mermi tamamen ölümün kendisidir ve namludan çıktığı an, kurbanım için besteleyebileceğim en kusursuz son notadır. Issız bir fırtınada düzensiz keman sesleri duymaya başladıysanız bilin ki ben yakınlardayım ve sizin için de bir ecel bestesi hazırlıyorumdur.
•
Reply
Grranger
Yetişkinliğe adım attığımızda, manastırın o katı kuralları önümüze iki yol koydu. Ya hayatım boyunca manastırın çamaşırlarını yıkayıp yerleri süpüren zavallı bir hizmetkar olacak ya da İmparatorluğun en karanlık işlerini yapan, cepheye sürülen bir İblis Avcısı haline gelecektim. Herkes benim sessizliğime bakıp pısırık bir hizmetkar olacağımı sandı. Yanıldılar. İçimde büyüyen, ailemi benden alan o iblislere karşı beslediğim nefret, temizlik yapmama izin vermezdi. Silahları seçtim. İblis Avcısı oldum. Ancak kemanımı da yanımdan ayırmadım; sadece onu biraz modifiye ettim.
İblis avlamak bana huzur getirmedi, aksine daha büyük bir lanetin kapısını araladı. Katlettiğim her iblis, ölmeden önce ruhuma bir çentik attı. Zamanla zihnimin içi, öldürdüğüm o yaratıkların tiz çığlıkları, ulumaları ve delirtici feryatlarıyla dolmaya başladı. Kulaklarımda hiç bitmeyen, beni deliliğin eşiğine sürükleyen bu gürültüyü susturacak hiçbir büyü, hiçbir dua yoktu. Ta ki o güne kadar... Kendi silahlarımın sesini duyana kadar.
•
Reply
Grranger
Gözlerimi açtığımda gördüğüm ilk şey, Moniyan İmparatorluğu ile Karanlık Uçurum arasındaki o lanetli savaşın gökyüzünü kaplayan simsiyah dumanlarıydı. Çocukluğuma dair ne bir ev, ne bir sıcak gülümseme, ne de bir aile kaldı geriye. Her şey bir gecede küle döndü. Beni o yangın yerinden, cesetlerin arasından çekip çıkaran İmparatorluk askerleri, omuzlarında taşıyarak Işık Manastırı’nın soğuk, taştan duvarlarına bıraktılar. O günden sonra içimdeki çocuk öldü ve yerini derin, dipsiz bir sessizliğe bıraktı. Kimseyle konuşmuyor, kimsenin yüzüne bakmıyordum. Manastırın kasvetli koridorlarında adeta yaşayan bir ölü gibi dolaşıyordum.
Beni bu dünyada tutan, donuk gözlerime bir anlık da olsa can veren tek bir şey vardı: Keman sesi. Manastırda ne zaman bir melodinin yükseldiğini duysam, sanki ruhumdaki tüm o yangınlar bir anlığına durulurdu. Müziğin peşinden gittim, tellere dokunmak, o huzuru kendi ellerimle yaratmak istedim. Ama kader bana bu yeteneği bahşetmemişti. Ne zaman yayı kemana sürsem, tellerden sadece kulak tırmalayıcı, düzensiz ve acı dolu bir ağıt yükselirdi. Çıkardığım sesler bir müzik değil, adeta bir ölüm feryadıydı. Yine de o kemanı asla bırakmadım.
•
Reply
Grranger
☘️ En değerlime
Grranger
☠️☠️ BİZİ KİM ALA BİLLUR ☠️☠️☠️
Grranger
Patakla ölü çocukların tıkanan nefretini
Grranger
Gergedan böceği beslemeyi düşüyorum ama erkek olanından Adını şimdiden buldum Zırh olacak
Filozof
İrem yok canım çok sıkıldı
Grranger
Bi susmuşum bi görmüşüm dibindeyim bi çok kere
Bi doğmuşum bin ölmüşüm
Grranger
@Filozof Hele hele buna
Filozof
Altına imzamı atıyorum.