Hareketli_Ruh

Sene 2016... Ortaokulun yaz tatiliydi. Gezi için İstanbul'a gidiyorduk. Hiç unutmuyorum, yolda dedemin bir arkadaşı aradı.
          	"Buralardan geçiyorsun da bize uğramadan mı gidilir?"
          	O sitemle rotamızı değiştirdik. Bir yemek yedik, uzun uzun sohbet ettik. Gece yeniden yola çıkacaktık. Tabii, kimse telefonuna bakmıyor, televizyon açık değildi. Dedemle arkadaşı dışarıdan döndüklerinde yaşananları yeni öğrenmiş olduk.
          	Okul açıldıktan sonraki ilk hafta, okulun çok yakınından büyük bir gürültüyle bir uçak geçtiğini hatırlıyorum. Sınıfça irkilmiştik. Matematik öğretmenimizin söyledikleri ise hâlâ aklımda:
          	"Normalde önemsemediğimiz bir ses, bugün hepimizi nasıl tedirgin ediyor gördünüz mü?"
          	O gün bunun ne demek olduğunu tam anlayamamıştım. Büyüdükçe daha iyi anladım.
          	Bugün Suriye'ye, Gazze'ye bakınca savaşın ne kadar ağır bir yük olduğunu bir kez daha görüyoruz. Huzurun kıymeti, çoğu zaman onu kaybetme ihtimaliyle daha iyi anlaşılıyor.
          	Rabbim vatanımızı, milletimizi, dinimizi, birliğimizi, ahlakımızı ve en önemlisi eğitimimizi yücelterek daim eylesin.
          	Bizleri birbirimize düşürmeye çalışanlar her zaman olacaktır. Bana düşen ise; bir Türk genci olarak, ayrışmayı değil birlik olmayı, umutsuzluğu değil üretmeyi seçmek.
          	Bu düşüncelerle, 15 Temmuz'un yıl dönümünde, Bir zamanlar aynı safta yürüyenlerin birbirini vurduğu gün... Bölüm 41 - Bayrak yayında.
          	
          	
          	
          	

Hareketli_Ruh

Sene 2016... Ortaokulun yaz tatiliydi. Gezi için İstanbul'a gidiyorduk. Hiç unutmuyorum, yolda dedemin bir arkadaşı aradı.
          "Buralardan geçiyorsun da bize uğramadan mı gidilir?"
          O sitemle rotamızı değiştirdik. Bir yemek yedik, uzun uzun sohbet ettik. Gece yeniden yola çıkacaktık. Tabii, kimse telefonuna bakmıyor, televizyon açık değildi. Dedemle arkadaşı dışarıdan döndüklerinde yaşananları yeni öğrenmiş olduk.
          Okul açıldıktan sonraki ilk hafta, okulun çok yakınından büyük bir gürültüyle bir uçak geçtiğini hatırlıyorum. Sınıfça irkilmiştik. Matematik öğretmenimizin söyledikleri ise hâlâ aklımda:
          "Normalde önemsemediğimiz bir ses, bugün hepimizi nasıl tedirgin ediyor gördünüz mü?"
          O gün bunun ne demek olduğunu tam anlayamamıştım. Büyüdükçe daha iyi anladım.
          Bugün Suriye'ye, Gazze'ye bakınca savaşın ne kadar ağır bir yük olduğunu bir kez daha görüyoruz. Huzurun kıymeti, çoğu zaman onu kaybetme ihtimaliyle daha iyi anlaşılıyor.
          Rabbim vatanımızı, milletimizi, dinimizi, birliğimizi, ahlakımızı ve en önemlisi eğitimimizi yücelterek daim eylesin.
          Bizleri birbirimize düşürmeye çalışanlar her zaman olacaktır. Bana düşen ise; bir Türk genci olarak, ayrışmayı değil birlik olmayı, umutsuzluğu değil üretmeyi seçmek.
          Bu düşüncelerle, 15 Temmuz'un yıl dönümünde, Bir zamanlar aynı safta yürüyenlerin birbirini vurduğu gün... Bölüm 41 - Bayrak yayında.
          
          
          
          

Hareketli_Ruh

✅Şimdi paylaştığım, Yeni Bölüm'den... (40)
          
          Ateş Çiftim
          
          Meriç en nihayetinde başını kaldırıp alnından öptü. Yaşları akmaya devam ederken zorla konuştu. "Seni bir daha göremeyeceğim sandım, Sema."
          
          
          
          Sema da başını kaldırıp Meriç'in çenesinden öperken ağlamaktan titreyen sesiyle konuştu. "Kokunu bir daha alamayacağım diye çok korktum."
          
          
          
          Meriç sağ yanağından öptü. "Bu dudaklarım, bir daha seni öpemeyecek diye yandı yandı kavruldu."
          
          
          
          Sema topuklularının üstünde havalanarak burnunun üstünden öptü. "Bu kulaklar sesini bir daha işitemeseydi, başka bir şeyi nasıl duyacaklardı?"
          
          
          
          Meriç'in ağrıları mı diniyordu? Hissetmemeye mi başlamıştı? Bilmiyordu. Temennisi, böyle kalması ve devam etmesiydi.
          
          
          
          Sema'nın dudaklarının üstüne hafif bir buse kondurup, çekilmeden konuştu. "Bu adam ölürse aşkından ölecek biliyorsun değil mi?"
          Sema'nın bütün siniri huzursuzluğu kaybolmuştu. Keşke hep böyle kalsaydı.
          
          
          
          Meriç'in dudaklarına aynı onun gibi küçük bir buse kondurup, çekilmeden konuştu. "Bu kadın sinirden Suruç'u yakarsa tamamen senin hasretinden olacak biliyorsun değil mi?"
          
          
          
          Meriç elleriyle Sema'nın saçlarını okşuyordu. Tutamlarını parmağında dolayıp hafifçe kaymasına izin verdi. Bu basit şeyi bile bu kadar özlemesi normal olamazdı.
          
          
          
          O, bu kadına aşık değildi. O, bu kadına bağımlı bir mahkumdu. Uzunca yıllardır...
          
          
          
          Yavaş adımlarla hasta yatağına ilerleyip oturdular. Meriç, Sema'nın saçlarının kokusunu içine çekerken konuştu. "Bilmez miyim? En iyi ben bilirim. O sinirinin nasıl yakıp kavurduğunu. Ya sen bilmez misin?"
          
          
          
          Sema'nın dudaklarındaki memnuniyet ve huzur karışımı ifade her şeye bedeldi. "Bilmez miyim? Aşkınla nasıl yanıp kavruluyorum. Ve elbette bir tek ben bileceğim. Bunun başka ihtimali düşünülemez."
          
          
          
          Sema normalde ensesine tırnaklarını iyice batırırdı. Şimdi kıyamadı. Parmaklarıyla ensesinden tutup iyice kendine çekti. "Yoksa düşünür müsün?"
          
          
          
          

Hareketli_Ruh

Amanya, "Bahoz sizi öldürecek biliyorsunuz değil mi?"
          
          Vezir hiç mimik oynatmazken Amanya'yı kolundan tuttuğu gibi Bahoz'un odasına ilerletti. Odanın kapısından içeri onu itekleyerek attı. Amanya yere düşerken kafasını kaldırıp Bahoz'a baktı.
          
          Hareketsiz duruyordu. Kan göremiyordu. Gerçekten ölmüş olabilir miydi?
          
          Amanya gözlerini gene Vezir'e dikti. "Gerçekten düşünmeden hamle yapmak diye buna derim."
          
          Vezir "Aynen" derken Amanya'ya elindeki iğneyi enjekte etmişti.
          
          Onu orada bırakıp diğerlerinin yanına giderken Amanya yavaş yavaş bilincini kaybetti.
          
          ✅ Şu sıralar modum tam Ayşe Hüma (Vezir)  

Hareketli_Ruh

Barend "Onlarla yani Türkler'le hiç karşı karşıya gelmedim. O sebeple ne desem havada kalır. Lakin ilk aklıma gelen Bahoz'un zayıf karnına saldırı yapma ihtimali geliyor."
          
          Amanya da olan dikkatiyle dinliyordu. Hem dinliyor hem de tartıyordu. "Bahoz'un gerçekten asıl karnını bilmeleri mümkün değil."
          
          Barend "Önemli olan uzaktan nasıl gözüktüğü efendim."