Gönül, bir cam fanus gibi, içine sığdırdığı bütün ışığı bir anlık sarsıntıyla dökebilir. Söz, bir bahar dalı gibi, ya çiçek açtırır ya da kökünden kurutur. Kırıcı olmak, bir gülün yapraklarını hoyratça savurmaktır; oysa gönül almak, rüzgârın savurduğu o yaprakları tek tek toplayıp yeniden bahara inanmaktır. İnsan, dilini bir hançer gibi kullanabilir yahut bir kuş tüyü misali, dokunduğu her yeri incitmeden sevebilir. Gönlü onaran, aslında kendi ruhuna da şifa verir; çünkü kırılan her kelime, sahibinin kalbinde de bir iz bırakır.