Yer: İstanbul, 2023 Sonrası
Kadın, oymalı ahşap kapının önünde durduğunda, bu kapıdan kaç kez geçtiğini düşündü. Yılların ağırlığını sırtında taşıyan sahaf dükkanı ve henüz 9 yaşında iken Derin Hoca'nın verdiği ve hâlâ yanında taşıdığı minik Kur'an-ı Kerim'i. Bu mekan, geçmiş zaman ile şimdiki zaman arasındaki akışa sessizce şahit oluyordu. Derin Hoca acil toplanılmasını rica etmişti. Görev belliydi ve sorumluluk ağırdı.
Kadın derin bir nefes çekti, “Bismillahirrahmânirrahîm” diyerek adım attı. Kapı ağır bir gıcırtıyla kapandı. Her gelişinde içeride zamanın farklı aktığını hissederdi. Raflar arasında eski kitaplar ve sararmış sayfalar arasında, sadece geçmişin bilgeliğini değil, geleceğin umutlarını da kokladı.
Saatler geçti. Sahafın çıkışında artık yanında dayısı ve ağabeyi vardı. Kadın, gözlerinde içten bir tebessümle
"Bize Filistin yolu gözüküyor ha. Mazlumların yükü omuzumuza değil, kalbimize emanet edildi" dedi
Ağabeyi başını salladı
“Allah'ın izniyle, öyle. Bu yol, canı yük bilenlerin değil, canını emanet bilip gerektiğinde teslim edenlerin yoludur. Bizim yolumuz fedakârlık yolu. Hem İslâm için hem mazlumlar için. Her nefesimiz, her adımımız onların özgürlüğüne, haklarına ve onuruna adanacak. Bizden öncekiler gibi, biz de vazgeçmeyeceğiz. Ne acı, ne zorluk, ne engel… Durduramaz bizi "
O sırada iki yeğenini dinleyen dayı, kapalı bir kararlılıkla
"Biz rahatlık için var olmadık. Sorumluluk bizim kaderimizdir. Canımız da, vaktimiz de bu ümmetin emanetidir. Bu dava, iz bırakmak değil, izden yürüyenlere yol olmaktır. Bazıları bu davayı öğrenir, bazıları ise bu davayla büyür. Bu yol sizi henüz doğmadan seçmişti. Çocuk yaşta omuzladığınız yük, bugün kimliğinizdir. Önünüzde daha yürüyecek çok yolunuz var”
Kadın, sevgiyle dayısına sarıldı
“Biz oyuncaklarımızı değil, davamızı büyüterek yetiştik. Elhâmdulillâh büyüdük ama ilk Rabbimizden öğrendiğimiz sorumluluğun izindeyiz. Bizim hikayemiz küçük yaşta başladı, ama çok Şükür yükümüz hep büyüktü, dayı"
Hulya