Hulya-53

Baş: Akıl ve adalet. Neyin doğru, neyin yanlış olduğunu belirleyen merkez.
          	
          	Kalp: Vicdan ve merhamet. İnsanı insan yapan en derin his.
          	
          	Omurga: Dürüstlük ve duruş. İnsanı ayakta tutan temel çizgi.
          	
          	Eller: Yetenek, emek  ve sorumluluk. Yapılanı yaşama geçiren güç.
          	
          	Ayaklar: Sabır ve istikrar. İnsanı yolunda sabit tutan irade.
          	
          	Gözler: Gerçeği görme, cesaret. 
          	
          	Dil: Doğruluk ve ölçü. Sözü değerli kılan sınır.
          	
          	Mevzu derin, lafı dolandırmayalım mı diyelim, yoksa; Konu derin ama anlaması zor değil diyerek, insanı insan yapanın bu parçaların uyum içinde hareket etmesi olduğunu mu söyleyelim?
          	
          	Hulya

kardelencicegi3

selamünaleyküm. panonuzdaki yazıların bazılarını okudum. hep çok güzel yazmışsınız. kaleminize, yüreğinize sağlık♥️

kardelencicegi3

@Hulya-53  çok teşekkür ederim güzel sözleriniz için. bunları okumak çok iyi geldi:) kendi cümlelerimlede size eşlik etmeye çalışacağım inşaallah.
            
            Güzel dualarınız içinde çok teşekkürler, aynı duaları bende sizin için ediyorum. Rabb'im sizden razı olsun..
Reply

Hulya-53

@kardelencicegi3  
            
            Sadece "Ol" deyince olduran Allah’tır. İnsan ise emek eder, vaktini feda eder, öğrenir, sabreder ve Rabb'inin lütfuyla gelişir.
            Neticede o insanlar da,  bir anda şair, yazar ya da ilim ehli olmadı değil mi? Her şey biraz cesaret, fazlaca emek ve zamanla gelişti. Kendini keşfet ve kendine güven. 
            Bence kendi yazdıklarını bu kadar geri planda bırakma. İnsan bazen kendi cümlelerini sıradan zannediyor ama samimiyetle yazılan birkaç kelime bile, en güzel alıntıdan daha çok kalbe dokunabiliyor. Elbette şiirlerden ve kitaplardan misafirleriniz olsun ama kendi cümleleriniz de onların arasında yer almayı hak ediyor. Ben de yazdıklarınıza misafir olmayı çok isterim. Belki bir gün bir başkası da sizin satırlarınızı alıntılamak ister. Rabb'im güzel niyetlerinizi kabul buyursun, kalbinize ve kaleminize bereket versin inşaAllah.
Reply

kardelencicegi3

@Hulya-53  belki kendi yazdıklarımla olmaz ama dinlediğim şiirlerden ve okuduğum kitaplardan alıntılarla yazdıklarınıza misafir olmayı çok isterim. sizi de yazdıklarınızla kendi panomda misafir etmeyi de çok isterim, siz de isterseniz eğer:) Rabb'im güzel niyetlerinizi kabul buyursun inşaallah.
            selâm ve dua ile...
Reply

Hulya-53

Baş: Akıl ve adalet. Neyin doğru, neyin yanlış olduğunu belirleyen merkez.
          
          Kalp: Vicdan ve merhamet. İnsanı insan yapan en derin his.
          
          Omurga: Dürüstlük ve duruş. İnsanı ayakta tutan temel çizgi.
          
          Eller: Yetenek, emek  ve sorumluluk. Yapılanı yaşama geçiren güç.
          
          Ayaklar: Sabır ve istikrar. İnsanı yolunda sabit tutan irade.
          
          Gözler: Gerçeği görme, cesaret. 
          
          Dil: Doğruluk ve ölçü. Sözü değerli kılan sınır.
          
          Mevzu derin, lafı dolandırmayalım mı diyelim, yoksa; Konu derin ama anlaması zor değil diyerek, insanı insan yapanın bu parçaların uyum içinde hareket etmesi olduğunu mu söyleyelim?
          
          Hulya

Hulya-53

Zulüm dediğimiz şey ateştir. 
          Önce karşındakini yakıyor gibi görünür, sonra dönüp sahibinin ellerini kavurur. Ben bu dünyada şunu gördüm: Zalimler çok geldi geçti. İsimleri büyüktü, koltukları yüksekti, sesleri gürdü. Ama toprağın altında hepsi aynı sessizliğe gömüldü. Geriye mazlumlardan aldıkları ahlar kaldı ve hiçbir zalim, bir mazlumun ahından daha güçlü çıkmadı.
          Ben öğrendim ki bir insanın sırtını yere getiren şey yorgunluk değildi. Şahit olduğumuz annelerin göğü yaran  feryatlarıydı, çocukların acı içinde inleyen sesleriydi... Yıkılan sadece şehirler, binalar değildi. Asıl enkaz, çaresizlikti! 
          Ve gördüm ki zalim elini kana bularken, mazlumun çığlığını duyup başını çevirenler de zulmün gölgesinde yürüyordu.
          
          Hulya

Hulya-53

Sabrın da Düğünü Vardır! 
          Zalim Zanneder ki Gücü Kendindendir, Oysa Mühlettir O!
          Bu Durum, Bedel Ödemenin Sessiz Başlangıcıdır! 
          Çünkü Zulmeden Yükseldiğini Sandığı Her An, Aslında Kendi Çöküşüne Doğru Yürür!
          Mazlumun Sesi Kesildi, Ahı Sustu Sanılır!
          Mazluma Omuz Verenlerin, El Uzatanların Çabası Kayboldu, İzi Silindi Zannedilir! 
          Vaktini Bekleyen Bir Hesaptır O!
          Ve Adalet, Hesabın En Ağır Anına Hazırlanıyordur!
          
          Hulya

Hulya-53

Burada yaşam vardı, diye kederle konuştu, ama sesi duvarlara çarpıp geri döndü. Kimse duymadı. Duyması gerekenler de çoktan sessizliğe karışmıştı.
          Kadın, girdiği evin yıkıntıları arasında savrulmuş ayakkabıları gördü. Kim bilir kime aitti o ayakkabılar. Savruldukları yerden topladı, birleştirdi ve yükseğe koydu. Sanki ayakkabıların sahibine bir vefa borcu varmışçasına.
          
          Bilmenizi isterim ki, enkaz sadece molozlardan ve geriye kalanlardan ibaret değildir. Enkaz, yarım kalan insanlardır. Ve en ağır enkaz, sorumluluk sahibi olanların kalbine düşendir.
          
          Hulya

Hulya-53

Ocak 2025
          Kadın, hızlı adımlarla geldiği mekandan çıkmış, ağır ağır yürüyordu. Bir yandan kayda aldığı sohbeti kulaklığından dinliyordu. Ne diyordu Derin Hoca?
          "İnsan yürürken geriye dönüp baktığında benden kimseye zarar gelmedi, ne dokundum ne bulaştım diye övüneceğine benden birilerine rahmet değdi demeli. Beden toprağa, ruh emanete bakarken kalp diri vicdan uyanık olmalıdır. Çünkü insan et ve kemikten değil, taşıdığı emanetin ağırlığından imtahan edilir. İman ise dilde taşınan söz değil, yaşanandır. Öfke anında sabır, imkân anında infak, yalnızlıkta istikamettir. Asaleti soyda sananlar idrak edemezler, asalet mazluma eğilen, zalime dikilen ruhtadır. Şeref nesepte değil duruştadır. O duruş ki insanı birçoklarından ayıran asıl mizan olur. İslâmın istediği insan, yürüdüğü yere iz değil emanet bırakan insandır. İzler zamanla silinir, emanetler nesilleri taşır. Allahu Teâlâ'nın istediği kul, insanlardan övgü alkış bekleyen değil, Rabbinden rıza arayandır.
          Siz onların kim olduğunu bilmeseniz de aranızda Filistin'de ve diğer mazlum beldelerde meslekleriyle ümmete hizmet etmiş ehil kardeşlerimiz bulunuyor. Aynı kardeşlerimizden, yeniden bu hayırlı hizmete omuz vermelerini talep ediyor, bu infak-ı emek seferberliğine iştiraklerini bekliyoruz"  
          Kadın, yüzündeki emanetin ağırlığı, bakışlarında ise bir davanın sükûneti ile tebessüm ediyordu. Sevdiği kış ayı, kışın ayazı ve soğuğun sessizliği ile kalabalığa karıştı.
          
          Hulya

Hulya-53

İnsan boş beyaz bir sayfa değildir, ama tamamen yazılmış bir kitap da değildir. Allah’ın takdiriyle bazı satırları yazılmış, bazı yönleri belirlenmiş; O'nun insana verdiği irade ile bazı yönleri insanın tercihine bırakılmış bir metindir.
          Bir yerde zulüm ve acı varsa, oraya düşen her sessizlik insanın iradesinde bir sorunun cevabını arar 
          Neden görmüyorsun, neden susuyorsun?
          
          Hulya

Hulya-53

Filistin'i, Karabağ'ı, Çeçenistan'ı, Doğu Türkistan'ı, Arakan'ı, Bosna Hersek’i, Yemen'i, Suriye'yi, Afganistan'ı hissetmek; sadece bir duygu değil, bir sorumluluktur!
          Unutmamak, unutturmamak
          susmamak…
          Mazlum coğrafyalardan birinin adını her andığında, kalbinin biraz daha ağır, ama biraz daha diri atmasıdır.
          Çünkü bazı yerler vardır ki, o yerleri ve insanlarını görmesen bile, orada atan kalpler senin kalbine emanettir.
          
          Hulya