JDA_29

Sanki bir gün herkesi kaybedeceğim gibi. Benden uzaklaşmaları, dünyanin öbür ucuna gitmeleri değil konu. Baktığımda o eski insanı göremeyecek olmak. Kime güvensem bir şekilde değişiyor. Ama ben bir söz verdim, asla onlar gibi bir insan olmayacağım. Çok fazla zehirli söz var, saf dünyama girmeye çalışan işgalci gibiler. Sende onlar gibi olacaksın, yaşın küçük, hayatla karşılaş o zaman bu kadar iyi olamayacaksın diyorlar. Ama bu bir bahane değil, ben de çok korkunç zamanlardan geçtim, geceleri çığlıklarla uyanıp ölüm korkusuyla kapımı kapatıp yattığım, kimseye sesimi duyuramadığım, en yakınımdaki insanların gözümün önünde eriyip gittiği, insanların yine suçlu olan benmişim gibi davrandığı garip zamanlar... Ama ben asla onlar gibi olmadım. Bir insanı taşımak en büyük sorumluluk, genelde insanlar ondan para alamadıklarında, o insanın dibe batışını değil eve para getirmeyişini görür, birbiri arkasından iş çevirip gün sonunda onurluca ayrılmak yerine sabahı sevgi sözcükleriyle açar. Ben asla onlar gibi olmayacağım, birinin duygularıyla oynamak bu kadar kolay olmamalı. Kalbini kırdığım insanların gönlünü alsam da zihnimde susmayan birşeyler var ama bu yüzden ben ben gerizekalı, saf, aptal oldum. Seni çocukluktan zehirlerler. Birine yardım edersin ve o sana kazık atar, kimse sana yanlış insana iyilik yaptın, sen içindeki o ruhu öldürme demez, kimseye iyilik yapma, kurnaz ol, acımasız ol, insanları ez geç derler. Dikkatli olacaksın ama içindeki ruh yaşamaya devam edecek. Onu korumak çok zor, o çocuk yaşasın diye kapıdaki bekçi yorgun argın ağlıyor, savaşıyor. Derler, ya iyi biri olarak ölürsün ya da kötü olacak kadar uzun yaşarsın ama ben onların gerçekliğini kabul etmek istemiyorum. Zorunluluk olmadıktan sonra kimseye bile isteye kötülük yapmam, her ne kadar beni kendi taraflarına çekmeye çalışsalar da. Sorumluluğu alamıyorsan gelme. Değişimden korkuyorum, belki de en yakınımdaki insanın delirmesinden dolayı. Çevremdeki herkes bir gün o kalabalığa katılacak gibi geliyor

JDA_29

Belki de yardım etmeye yetecek güç ya da verecek boş umut yok ama çabalamak da düşünmek de bir adım. Yapamasa da orada durmaya çalışan insanlar
Reply

JDA_29

Güvenli alan kısıtlı, bana gülümseyen, anlayan dinleyen insanlar belki bir gün o gri kalabalıktan biri olacak. Dünya iyi insanlar için yaşaması zor bir yer. Hayatını kendi elleriyle mahvetmiş birinin çocukluk fotoğrafına bakmak gibi tuhaf ve ağır bir duygu. Kilometrelerce uzakta olsunlar ama iyi olsunlar, eskiden tanıdığın ve sevdiğin birinin bir gün bam başka bir yabancıya dönüşmesi görüp görebildiğim en korkunç duygu. Kimi alkolik, kimi iki yüzlü, kimi kalp kırıcı, kimi eskort, kimiyse bağımlı... Bir zamanlar onlar da saftı. Çevremde ilk kez iyi insanlar var ama onları ne kadar tanıyorum ki, içtiklerinde neye dönüşecekler, öfkelendiklerinde, zor durumlarda, kötü günde, para konularında... Eskiden delirmekten çok korkardım. Gelecekte ya delirirsem. Söyledim zaten, eğer delirirsem beni hastaneye götürün, beni olduğum gibi bırakmayın. En ağır gelen şey etrafımdaki herkes sözde sevdiklerinin çürümesine izliyor ve normalleştiriyor. Bağırışlardan dolayı, kaostan dolayı ağlıyor biri, ne çözüm bulayım diyor, diğerleri diyor ki kaderin bu katlan, kapat konuyu. Eğer ben delirirsem bana da bunu yaparlardı. Bu yüzden kontrolü kaybedemem. Kendine bir söz verdim, asla onlar gibi bir insan olmayacağım. Her ne olursa olsun kalbin kirlenmesin. Gerekirse kimse senin dünyana girmesin. Birini ağlarken, en çaresiz halinde gördükçe baskı kuran, terk edip giden ve yan odada kahkalarla gülen tüm o aciz insancıklara gelsin
Reply

JDA_29

Sanki bir gün herkesi kaybedeceğim gibi. Benden uzaklaşmaları, dünyanin öbür ucuna gitmeleri değil konu. Baktığımda o eski insanı göremeyecek olmak. Kime güvensem bir şekilde değişiyor. Ama ben bir söz verdim, asla onlar gibi bir insan olmayacağım. Çok fazla zehirli söz var, saf dünyama girmeye çalışan işgalci gibiler. Sende onlar gibi olacaksın, yaşın küçük, hayatla karşılaş o zaman bu kadar iyi olamayacaksın diyorlar. Ama bu bir bahane değil, ben de çok korkunç zamanlardan geçtim, geceleri çığlıklarla uyanıp ölüm korkusuyla kapımı kapatıp yattığım, kimseye sesimi duyuramadığım, en yakınımdaki insanların gözümün önünde eriyip gittiği, insanların yine suçlu olan benmişim gibi davrandığı garip zamanlar... Ama ben asla onlar gibi olmadım. Bir insanı taşımak en büyük sorumluluk, genelde insanlar ondan para alamadıklarında, o insanın dibe batışını değil eve para getirmeyişini görür, birbiri arkasından iş çevirip gün sonunda onurluca ayrılmak yerine sabahı sevgi sözcükleriyle açar. Ben asla onlar gibi olmayacağım, birinin duygularıyla oynamak bu kadar kolay olmamalı. Kalbini kırdığım insanların gönlünü alsam da zihnimde susmayan birşeyler var ama bu yüzden ben ben gerizekalı, saf, aptal oldum. Seni çocukluktan zehirlerler. Birine yardım edersin ve o sana kazık atar, kimse sana yanlış insana iyilik yaptın, sen içindeki o ruhu öldürme demez, kimseye iyilik yapma, kurnaz ol, acımasız ol, insanları ez geç derler. Dikkatli olacaksın ama içindeki ruh yaşamaya devam edecek. Onu korumak çok zor, o çocuk yaşasın diye kapıdaki bekçi yorgun argın ağlıyor, savaşıyor. Derler, ya iyi biri olarak ölürsün ya da kötü olacak kadar uzun yaşarsın ama ben onların gerçekliğini kabul etmek istemiyorum. Zorunluluk olmadıktan sonra kimseye bile isteye kötülük yapmam, her ne kadar beni kendi taraflarına çekmeye çalışsalar da. Sorumluluğu alamıyorsan gelme. Değişimden korkuyorum, belki de en yakınımdaki insanın delirmesinden dolayı. Çevremdeki herkes bir gün o kalabalığa katılacak gibi geliyor

JDA_29

Belki de yardım etmeye yetecek güç ya da verecek boş umut yok ama çabalamak da düşünmek de bir adım. Yapamasa da orada durmaya çalışan insanlar
Reply

JDA_29

Güvenli alan kısıtlı, bana gülümseyen, anlayan dinleyen insanlar belki bir gün o gri kalabalıktan biri olacak. Dünya iyi insanlar için yaşaması zor bir yer. Hayatını kendi elleriyle mahvetmiş birinin çocukluk fotoğrafına bakmak gibi tuhaf ve ağır bir duygu. Kilometrelerce uzakta olsunlar ama iyi olsunlar, eskiden tanıdığın ve sevdiğin birinin bir gün bam başka bir yabancıya dönüşmesi görüp görebildiğim en korkunç duygu. Kimi alkolik, kimi iki yüzlü, kimi kalp kırıcı, kimi eskort, kimiyse bağımlı... Bir zamanlar onlar da saftı. Çevremde ilk kez iyi insanlar var ama onları ne kadar tanıyorum ki, içtiklerinde neye dönüşecekler, öfkelendiklerinde, zor durumlarda, kötü günde, para konularında... Eskiden delirmekten çok korkardım. Gelecekte ya delirirsem. Söyledim zaten, eğer delirirsem beni hastaneye götürün, beni olduğum gibi bırakmayın. En ağır gelen şey etrafımdaki herkes sözde sevdiklerinin çürümesine izliyor ve normalleştiriyor. Bağırışlardan dolayı, kaostan dolayı ağlıyor biri, ne çözüm bulayım diyor, diğerleri diyor ki kaderin bu katlan, kapat konuyu. Eğer ben delirirsem bana da bunu yaparlardı. Bu yüzden kontrolü kaybedemem. Kendine bir söz verdim, asla onlar gibi bir insan olmayacağım. Her ne olursa olsun kalbin kirlenmesin. Gerekirse kimse senin dünyana girmesin. Birini ağlarken, en çaresiz halinde gördükçe baskı kuran, terk edip giden ve yan odada kahkalarla gülen tüm o aciz insancıklara gelsin
Reply

JDA_29

"Gülümse..."
          "Peki ah... bunu yapmam gerekiyor mu?"
          "Gülümse sadece. Bak senin dışında herkes ne güzel gülümsüyor."
          Nereden bilecekler ki? Gülümseme bir armağan olmaktan çıkalı çok oldu benim için. Maskeler, soğukturlar... Gülümseyen maskeler de öyle. Çünkü hepsi gerçeği göstermeyi reddeder, ardını göremezsiniz. Bir ağız hareketi, hafif bir göz kısılması tüm sorunların üzerine yatar. Şu ana kadar ki en zor görevim iyiyim dememek. Ben söylemiyorum, maske benim yerime konuşuyor. Onu susturmak çok zor. Bir mekaniğe karşı kalkanımı indirmek, bir insana karşı indirmekten daha kolay bu yüzden fotoğraflarda gülümsemekten nefret ediyorum. Çünkü orada sahte olmak zorunda değilim. Kameralar düşünmez ve sorgulamaz.

JDA_29

Keşke diğerlerine gösterdiğin şefkati, iyiliği, sevgiyi bana da göstersen. O güvenli alanı bana da yaratsan... Ben sana ne yaptım, bana bunu neden yapıyorsun? Zaten yeterince iyi bir insan olmadım mı, yeterince acı çekmedim mi? Neden kafamdan gitmiyorsun? Bir başkası olsaydım o zaman bana iyi davranırdın değil mi? Sadece iyi hissetmek istiyorum, daha kaç kez ağlamam gerekiyor beni affetmen için? Benim ölümüm sana ne kazandıracak ki? Sen de benimle birlikte yok olacaksın. Bundan zevk alıyorsun, önceden karşılaştığım onca insanın birleşimimi gibisin. Unutmaya çalışsam da zihnimin bir köşesinde benimle birlikte geliyorsun, adımlarımı sayıyorsun, hatta onları kontrol etmeye çalışıyorsun. Sanırım ilaçlar seni susturacak. Sen hep oradasın, bazen ben olduğumu bile düşündürtüyorsun ki büyük ihtimalle öyle. Ama ben ne ara böyle birine dönüştüm? Başkalarına sınırsız veririm, verdiğimi unuturum, birinin kalbini kırsam günlerce uyuyamam, hep fedakarlık yaparım ki çoğu zaman isteyerek, ama neden kendime bunu yapıyorum? Elim kolum bağlı çünkü kendimi kendimden korumaya çalışıyorum. İçimdeki çocuğu enkazdan çıkarmam gerekiyor. Ya yaptığım fedakarlıklar mantık mahkememe ödediğim bir kefaletse? Yıllarca kendimi diğerlerinden aşağıda gördüm, bunu reddetmekte zorlanıyorum hâlâ. Sadece iyileşmek istiyorum ama psikiyatriste gitmek istediğimi söylersem ya beni şımarık olarak görürlerse "Bizim ne sorunlarımız var hiç gittik mi psikiyatriste, bizim zamanımızda böyle imkânlar mı vardı?.." Ailem için en iyisi olmaya çalıştım, arkadaşlarım için, çevrem için, işlerim için... Ama hiçbiri yeterli olmadı. Sadece günden güne yok oluyorum, sesimi duyan zaten yok. Bazen dünyama girişleri kendi kendime kapattığımı düşünüyorum ama açsam da gelmiyorlar. Belirsizlik içten içe yiyip bitiriyor... Bir şeyler netleşsin istiyorum ve o mahkemenin sesini kısacağım, yoksa o benimkini kısacak.

JDA_29

Psikiyatrist bana çözüm bulacak mısın? Bugüne kadar gitmeyi hep reddettim çünkü ilaçların beni uyuşturup benliğimi elimden alacağına dair saplantılı inançlarım vardı. Psikologlara gittim, psikolıgların hiçbir zaman beni düzeltmeyeceğini biliyordum, onlar sana kendini nasıl onaracağını öğretir ama başlı başına seni iyileştirmez. Belki de ilaçlar da öyle. Artık kafamdaki düşüncelerle tek başıma savaşamıyorum, kimin kapısına ağlamak için gitsem, artık güçlü olmaktan, mükemmeli aramaktan yoruldum diye ağlasam orada, beni hep o döngüye atmaya devam ediyorlar. Ama güçlü olmak zorundasın... Artık dayanamıyorum, beni eski depresyonuma çekmeye çalışan sinsi düşünceleri kontrol edemiyorum. Zaten kendime karşı kontrol manyağı biriyim, başkalarını kontrol etmekle ilgilenmem çünkü bu imkansız, kendimi o kadar kontrol etmeye çalıştım ki ipleri fazla elime aldım ve o işler bana dolandı. Hangisi gerçek hangisi sahte bilmiyorum, altındaki gerçek ben kim onu da bilmiyorum. Mantık süzgecini anlık düşüncelerin ve duyguların hemen önüne koydum, duygularım mantığın emrinden çıkamazlar. Duyguların büyümesine izin vermedim yıllarca, bastırdım. Çünkü aklım bir yetişkin gibiyken duygularım çocuk gibi işliyordu ve bu mantığın kabul edebileceği bir şey değildi. Onları bir kafese kapattı ama duygular, yani gölge yanlar, farkında olmadan alttan patlak vermeye, beni yönetmeye devam etti. Bu yıl onları serbest bırakmaya başladım, herkese aşırı tepkiler veren, onlar üzülmesin diye sonunu bildiğim kitabı hiç bilmiyormuş gibi davranan beni artık susturmaya çalışıyorum ama o kadar gülümseyen bir maske taktım ki onu yüzümden atamıyorum. En zor şey iyiyim dememek benim için. Videolardaki kendimi görüyorum, içimdeki ses bu sen değilsin diyor. Çoğu zaman kilitleniyorum, bir duygu geliyor, mantığım onu ölçmeye çalışırken donup kalıyorum. Aynı anda iki şeye odaklanamıyorum. İçimden gülmek gelmiyor son 5-6 senedir. İlk kez biri bunu sağladı ama o da gitti. Depresif halimi ilk kez görenler sana ne oldu diyor

JDA_29

Onlara bunun gerçek ben olduğumu söyleyemeyeceğim çünkü gülecekler, ciddiye almayacaklar ya da suçlayacaklar
Reply

JDA_29

İnsan eti ağırdır... Bazen kimseye yük olmadan bu dünyadan silinmek istiyorum, arkamdan ağlayan, umursamayan veya gülen insanlar olmasın, bedenimle birlikte yok olup gideyim istiyorum. Kimse benim için ne yaş tutsun ne birşey söylesin... İstesem de istemesem de bu dünyaya bir miras bırakacak olmaktan nefretediyorum. Ölünce arkanda insanlar kalacak, bedenin onların elinde olacak, yine yük olacağım. İster hayatta olsun ister öldükten sonra hep bir yük olarak imzamı atacağım dünyaya.

JDA_29

Kocaman bir mahkeme salonu, tam da zihnimin içinde. Asla memnun olmayan, beni sürekli köşeye sıkıştıran, intiharı düşünmemden, üzülmemden, düzelemiyor oluşumdan zevk alan ve asla kafamın içinde susmayan bir mahkeme. İnsanlara bir yanlış veya doğru yaptığımda, yanlış anlaşıldığımı düşününce peşlerinden koşmam aslında onlara değil, mahkemeye kendimi kanıtlama zorunluluğum. Kimseye kendini açma çünkü bunu yaparsan değersiz olursun, sen kimsin ki insanlar seni dinlesin, kimsenin umurunda değilsin istediğin kadar ağla, bak onlar eğleniyorlar, asla onlar gibi olamayacaksın, peki onlara savaş açmak için neyi bekliyorsun? Daha kazanman gereken bir davan var. On iyilik, yirmi iyilik yap ki bir iyilik işte, onda da susmayacağım. Sen vermezsen bir hiçsin çünkü kimse sana vermek istemiyor, kimse seni merak etmiyor, dünyan da umurlarında değil. Onlar sadece senin onlara olan davranışlarınla ilgileniyorlar seninle değil. Kimsenin kapısına gitme, o zaman sorumluluk sana geçer ve o iyilik sayısı kırklara ellilere çıkar, senin zevkin benim ya da onların takacağı şeyler değil inan bana. Kafamda baskıcı bir korku İmparatorluğu var ve o kadar büyük ki onu susturamıyorum. Parçalara ayrıldım ve onlar nereye gitti bilmiyorum, mahkeme içimdeki gerçek beni susturuyor, onu ölüme sürüklüyor ama susturamıyorum, kime anlatacağım bilmiyorum, geçen anlatmayı denedim ama biri yardım edemem dedi, biri iki üç cümle kurup kulaklık taktı, diğeri uyudu. Belki de mahkeme haklıdır, ondan başka beni bu kadar tanıyan ve bana bu kadar zaman ayıran kimse yok. Eğer onu ilaçlarla yok etmeye kalkarsam evsiz kalacağım. İnsanlar soğuk hissettiriyorlar, sanki onlara yaralandığımı göstersem hepsi bırakıp gidecekmiş gibi