İnsanlar sadece dışarıdan bakarak yorum yapıyor. Senin ne derdin var, zaten tüm günün boş, ders çalıştığın yok, baskı yok, diğer insanların sahip olamadığı bir eve sahipsin,yeteneklisin neden bunu kullanmıyorsun, okumak isteyip de okuyamayan onca insan var sen imkanın varken istemiyorsun... Eğer her şey bunlardan ibaretse o zaman neden mutlu değilim? Gülecek gücüm yok, yorgunum, insanlara verecek hesabım yok. Boş zamanım da, yaptığım işler de bana zehir oluyor. Meşgul değilim de ne oldu, ya da iki katlı güzel görünen bir evim var da ne oldu, hiçbir şey. Duvarları taşları, odalarından eşyalarına kadar kötü anılarla zihnimde hatırlanıyor bu ev, boğuluyorum ama gidecek başka yerim yok. Bana kıymet bilmediğimi söylüyor insanlar, ama bir şeyi istemedikten sonra sahip olsan ne değişecek? Bana yeteneklerimi boşa harcadığımı söylüyorlar, içimden gelmiyor. Elimdeki şey yetenek değil, çalışmanın, onca depresyonun sonucu. Yaşıtlarım zamanında dışarıda dolaşırken, gözlerimin önünde gülüp eğlenirken benim tek dostum yeteneğimdi, aynı zamanda bana en çok zarar veren şey. Bilmiyorum, belki de onlar da mutlu değildi, ben sadece izliyorum sonuçta kimin ne yaşadığını bilemem. Ama herkes sonuç odaklı, herkes benim hayatıma toz pembe bakıyor. Hayatın şöyle güzel böyle güzel diyip duruyorlar ama gözümden akan yaşları, kalbimde açılan yaraları umursamıyorlar. Gerçekten her şey kıymet bilmekle parayla pulla olmuyor, bunu çok param olduğu içinde söylemiyorum, onların gözünde öyleyim. İstemediğim bir hayata borçlu olmak istemiyorum, o hayata bağlı kalmak istemiyorum çünkü artık özgür hissetmeye ihtiyacım var. Bir insan istediği kadar başarılı, iyi, destekleyici olsun, benim kalbimden içeri sızamıyorsa benim için iş biter. Kimseden de iyilik beklemiyorum, kimse bana zamanında iyilik yaptığı için de onlara bağlı kalmak zorunda değilim. Eğer ben birini kırsam üzsem ona yaptığım iyilikleri saymam, kendim çeker giderim. Neden insanlar bu kadar basit şeyleri anlamamak için direniyor?