KaradenizK

 25. Bölüm Alternatifi (2. Kısım) Ön okuma:
          	
          	  Şerif arabada hemen yanında bilinci kapalı olan Esme ile ilerliyordu. Peş peşe bir sürü araba şehirden çıkmak için harekete geçmişti. Şerif her şeyi planlamıştı. Parası vardı, adamı vardı. Ve hayatını verdiği bu topraklarda istenmiyordu. Geriye yapılacak tek şey kalmıştı. Ona kalan tek değerli kişiyi de alıp buralardan gitmek ve yeni bir hayata başlamak.
          	
          	  Şerif sahiplenici bir şekilde Esme'ye baktı. Eleni ne dediğini bilmiyordu. Şerif birçok kötü şey yapmış olabilirdi fakat Esme çok başkaydı. Şerif şu ana kadar ne yaptıysa hepsi Esme içindi, onu seviyordu. Ona asla zarar vermezdi. Tek istediği biraz olsun ondan karşılık alabilmekti. Ve eğer buradan uzaklaşırlarsa Esme artık çevrenin etkisi altında kalmayacaktı. Belki o zaman gerçekten Şerif’i görebilirdi. Belki onun ne kadar çabaladığını fark ederdi. 
          	
          	  Şerif kurduğu hayallere devam ederken tekrar camdan dışarıyı seyretmeye döndü. Son kez Trabzon topraklarını ezberlemek istercesine bakıyordu. Her şeye rağmen burayı özleyecekti. Yine de Esme için değerdi. Şerif onun için gerekirse dünyayı da yakardı.
          	
          	 O böyle kendi kafasına dalmış kendini Esme'nin bilinci hareketlenmeye başlamıştı. Uyanışı yavaş değildi. Bilinci sanki karanlık bir suyun dibinden yukarı çekilircesine, sarsıntılı bir şekilde yüzeye çıktı. Damarlarında dolaşan atropin nedeniyle kalbi adeta göğüs kafesini delercesine şiddetli atıyordu. Bu yüzden Esme bir kabustan sıçrar gibi uyandı. 
          	
          	  İlk hissettiği şey, boğazındaki o kavurucu kuruluk oldu; yutkunmak bile boğazına cam kırıkları batırıyor gibiydi. Daha öncesinde küçülen göz bebekleri şimdi ilacın etkisiyle sonuna kadar genişlemişti. Bu nedenle gözlerini hafifçe araladığında,  arabanın camından süzülen solgun ışık bile gözlerinin kamaşmasına neden olmuş, gözlerini anında geri kapatmıştı.
          	
          	 (Devamı aşağıda)
          	 

KaradenizK

@ KaradenizK  Bölümü yarıladım, yarın veya öbür gün yetişirse gelebilir.
Répondre

KaradenizK

@ KaradenizK  Gözleri kapalıyken etraftaki sesleri dinleyerek nerede olduğunu anlamaya çalışan Esme bir arabanın içinde seyir halinde olduğunu fark etmişti. Yine o sırada sol kolunda sızlayan bir acı ve serinlik hissetti.Bu sefer tekrardan gözlerini yavaşça aralamaya çalıştı. Birkaç saniye sonra görüşü biraz daha netleşmeye başladığında koluna takılı serumu fark etti. Başını çok hafifçe çervirdiğinde Şerif’in hemen yanı başında oturduğunu gördü. 
          	  
          	    Şerif dışarıyı izlerken kendi kafası içinde kaybolduğundan Esme'nin uyandığını fark etmemişti. Esme fark edilmediğini anlayınca bunu devam ettirmeye karar verdi. Şimdilik neler olduğunu kafasında oturtmaya çalışıyordu. En son durumu kötüydü ve Şerif onu almaya geldiğini söylemişti. Daha sonrasında ise Eleni’nin feryadı aklına geldi. Sonrasını hatırlamıyordu. Koluna bağlanan serumun Eleni’nin işi olduğunu tahmin ediyordu.
          	  
          	    Esme'nin aklına önceki olay geldi. Eleni cebine Niko'yu koymuştu. Belki yine böyle bir şey yapmıştır diye umut ederek serum bağlanmayan kolunu çok yavaş hareketlerle cebine doğru götürdü. Henüz Şerif tarafından fark edilmek istemiyordu.
          	  
          	    Elini cebine attığında ise başka bir şey hissetti. Bunun bir çakı olduğunu anladığında içinde bulunduğu duruma rağmen gülümsemesine engel olamadı. Bunu Eleni koymuş olmalıydı. Ayrıca Adil de durumu biliyordu.
          	  
          	    Esme bıçağı cebinden çıkarmadı. Elini cebinden geri çıkardı ve baygın numarası yapmaya devam etti. Şimdi düşünüyordu. Nereye gittiklerini bilmiyordu. Ama yine de içinde bir yerlerde Adil'in onu ne olursa olsun bulacağını biliyordu. Bu yüzden Esme bu umuda tutundu ve cebindeki silahın da verdiği güçle en doğru anı beklemeye başladı.
          	  
          	  (...)
Répondre

KaradenizK

 25. Bölüm Alternatifi (2. Kısım) Ön okuma:
          
            Şerif arabada hemen yanında bilinci kapalı olan Esme ile ilerliyordu. Peş peşe bir sürü araba şehirden çıkmak için harekete geçmişti. Şerif her şeyi planlamıştı. Parası vardı, adamı vardı. Ve hayatını verdiği bu topraklarda istenmiyordu. Geriye yapılacak tek şey kalmıştı. Ona kalan tek değerli kişiyi de alıp buralardan gitmek ve yeni bir hayata başlamak.
          
            Şerif sahiplenici bir şekilde Esme'ye baktı. Eleni ne dediğini bilmiyordu. Şerif birçok kötü şey yapmış olabilirdi fakat Esme çok başkaydı. Şerif şu ana kadar ne yaptıysa hepsi Esme içindi, onu seviyordu. Ona asla zarar vermezdi. Tek istediği biraz olsun ondan karşılık alabilmekti. Ve eğer buradan uzaklaşırlarsa Esme artık çevrenin etkisi altında kalmayacaktı. Belki o zaman gerçekten Şerif’i görebilirdi. Belki onun ne kadar çabaladığını fark ederdi. 
          
            Şerif kurduğu hayallere devam ederken tekrar camdan dışarıyı seyretmeye döndü. Son kez Trabzon topraklarını ezberlemek istercesine bakıyordu. Her şeye rağmen burayı özleyecekti. Yine de Esme için değerdi. Şerif onun için gerekirse dünyayı da yakardı.
          
           O böyle kendi kafasına dalmış kendini Esme'nin bilinci hareketlenmeye başlamıştı. Uyanışı yavaş değildi. Bilinci sanki karanlık bir suyun dibinden yukarı çekilircesine, sarsıntılı bir şekilde yüzeye çıktı. Damarlarında dolaşan atropin nedeniyle kalbi adeta göğüs kafesini delercesine şiddetli atıyordu. Bu yüzden Esme bir kabustan sıçrar gibi uyandı. 
          
            İlk hissettiği şey, boğazındaki o kavurucu kuruluk oldu; yutkunmak bile boğazına cam kırıkları batırıyor gibiydi. Daha öncesinde küçülen göz bebekleri şimdi ilacın etkisiyle sonuna kadar genişlemişti. Bu nedenle gözlerini hafifçe araladığında,  arabanın camından süzülen solgun ışık bile gözlerinin kamaşmasına neden olmuş, gözlerini anında geri kapatmıştı.
          
           (Devamı aşağıda)
           

KaradenizK

@ KaradenizK  Bölümü yarıladım, yarın veya öbür gün yetişirse gelebilir.
Répondre

KaradenizK

@ KaradenizK  Gözleri kapalıyken etraftaki sesleri dinleyerek nerede olduğunu anlamaya çalışan Esme bir arabanın içinde seyir halinde olduğunu fark etmişti. Yine o sırada sol kolunda sızlayan bir acı ve serinlik hissetti.Bu sefer tekrardan gözlerini yavaşça aralamaya çalıştı. Birkaç saniye sonra görüşü biraz daha netleşmeye başladığında koluna takılı serumu fark etti. Başını çok hafifçe çervirdiğinde Şerif’in hemen yanı başında oturduğunu gördü. 
            
              Şerif dışarıyı izlerken kendi kafası içinde kaybolduğundan Esme'nin uyandığını fark etmemişti. Esme fark edilmediğini anlayınca bunu devam ettirmeye karar verdi. Şimdilik neler olduğunu kafasında oturtmaya çalışıyordu. En son durumu kötüydü ve Şerif onu almaya geldiğini söylemişti. Daha sonrasında ise Eleni’nin feryadı aklına geldi. Sonrasını hatırlamıyordu. Koluna bağlanan serumun Eleni’nin işi olduğunu tahmin ediyordu.
            
              Esme'nin aklına önceki olay geldi. Eleni cebine Niko'yu koymuştu. Belki yine böyle bir şey yapmıştır diye umut ederek serum bağlanmayan kolunu çok yavaş hareketlerle cebine doğru götürdü. Henüz Şerif tarafından fark edilmek istemiyordu.
            
              Elini cebine attığında ise başka bir şey hissetti. Bunun bir çakı olduğunu anladığında içinde bulunduğu duruma rağmen gülümsemesine engel olamadı. Bunu Eleni koymuş olmalıydı. Ayrıca Adil de durumu biliyordu.
            
              Esme bıçağı cebinden çıkarmadı. Elini cebinden geri çıkardı ve baygın numarası yapmaya devam etti. Şimdi düşünüyordu. Nereye gittiklerini bilmiyordu. Ama yine de içinde bir yerlerde Adil'in onu ne olursa olsun bulacağını biliyordu. Bu yüzden Esme bu umuda tutundu ve cebindeki silahın da verdiği güçle en doğru anı beklemeye başladı.
            
            (...)
Répondre

KaradenizK

  Bir şey daha paylaşmak istiyorum. Daha yeni bölüme dair hiçbir şey yazmadım ama bölümde olacak bir sahneyi tahminen buraya ekleyeceğim. Normalde attığım bölümü bu sahneyle kapatacaktım ama oraya kadar gelemeden bölüm uzunluğu tamamlandı:)
          
            (...)
          
             Her şeyin ardından Esme sogulayan bakışlarını Adil'e yönelmişti. İkisi de ne anlatmak istediğini anlamıştı ama Esme yine de konuştu:
          
            "Peki sen ne yaptın Koçari?"
          
            Adil bilmemezlikten gelmeye çalıştı:
          
            "Neyi ne yaptım?"
          
             Esme hafif bir sinirle karşılık verdi:
          
            "Neyi olacak ula, Şerif’i ne yaptın?"
          
             Adil bu soru üzerine duraksadı. Yüzü anında ciddileşirken, düz bir tonla konuştu:
          
            "Gömdüm."
          
            Esme duyduğu şeyle neye uğradığını şaşırmış bir anda bakışları hemen arkasında duran Fadime’ye çevrilmişti. Fadime söylediklerini yanlışlayan bir şey söylememiş aksine derin bakışları sözlerin doğruluğunu gösterir gibiydi.
          
            Esme'nin arkasındaki Eleni duyduğu sözlerle olduğu yerde kalmış babasının kararlı yüzünde şaka belirtisi aramıştı fakat yoktu. 
          
            (...)
          
            Evet, bu da fragman gibi oldu  Bölümün gidişatında bu sahne biraz değişebilir ama ana fikir böyle. Sıradaki bölümde görüşürüz o zaman...
          
            

KaradenizK

@ KaradenizK  Bu 9. Bölüm için
Répondre

KaradenizK

  Bölümü bugüne atmaya çalışacağım ama yetişmezse diye bir ön okuma da paylaşıyorum:
          
          9. Bölüm (6. Kısım)
          
            Ertesi sabah Esme uyandığında önce nerede olduğunu anlayamadı. Fakat daha sonra kucağındaki kızını fark ettiğinde tüm yaşananlar gözlerinin önünden geçti. Yüzüne huzurlu bir gülümseme yerleşirken yüzünü kızının saçlarına gömdü. Bu Esme'nin uyandığı en güzel sabahtı. Ama henüz odadaki diğer kişiyi fark etmemişti. 
          
            Adil geceleyin, bir yan odada sevdiği kadın ve kızının yan odada kaldığını bildiğinden heyecandan uyuyamamıştı. Sabah doğru odaya, yatağın yanına bir sandalye çekerek sevdiğiyle biricik kızını izlemeye başlamıştı. Henüz içindeki diğer duygular uyanmamıştı, sadece mutluluğunu ve huzurunu yaşıyordu. Fakat öfkenin de uyanması an meselesiydi. 
          
            Esme’nin uyandığını görünce yüzündeki gülümseme derinleşti. Esme kızını fark edip ona daha da sarılırken Adil izlemeye devam ediyordu. Neredeyse hiç uyuyamamış olmanın verdiği yorgunluğu hiç hissetmiyordu. 
          
            Esme sonunda Adil’i ve onun huzurlu, derin gülümsemesini fark ettiğinde aynı gülümseme onun yüzünde de oluştu. Bu sıralarda Eleni de hafiften uyanmaya başlamıştı. 
          
            Annesinin kollarında uyandığının farkına varan Eleni derin ve mutlu bir şekilde nefes aldı. Önce annesine baktı ve gülümsedi. Sonrasında ise onun baktığı yeri takip edince babasının da hemen yanıbaşlarında olduğunu gördü. Eleni bir elini babasına doğru uzattı ve aralarında bir köprü kurdu. Eleni bu mutluluğunu, bu huzuru nasıl tarif edebileceğini bile bilmiyordu. Sadece, aile olmanın nasıl bir şey olduğunu öğreneceğini biliyordu. Onun, onu çok seven bir ailesi vardı.
          
          ...
          

KaradenizK

@ KaradenizK  Neşeli sohbetlerle kahvaltı sofrası kurulurken Esme'nin telefonuna bir mesaj düşmüştü. Bu anında Adil'in dikkatinin oraya yönelmesine neden olmuştu. Elindeki bardakları masaya koyup Eleni ile sohbetini sürdürürken bir yandan çaktırmadan Esme'yi kontrol ediyordu. 
            
              Adil bütün öğrendikleri sonrası Esme'ye karşı iki kat daha korumacı hissediyordu. Sevdiğinin o yokken çektikleri ve muhtemelen kendisinin de bilmediği başka olaylardan sonra bir kez daha üzülmesine dayanamazdı. Bundan sonra ona ister dağ, isterse kalkan olacaktı. Bu yüzden en küçük ifadesini dahi analiz edercesine inceliyordu onu. Tabi bu sırada Eleni'nin neşeyle söylediklerini de dinliyordu.
            
              Esme telefonunun ekranını açtığında gördüğü isim bütün neşesini bir anda almıştı. Tamamını görmek için mesajın üstüne tıklayarak açtı. Mesaj Şerif’tendi:
            
              Esme duyduğuma göre dün Koçari'de kalmışsın, biz böyle mi anlaşmıştık? Tamam boşanma dedin gittin ama orada da kalamazsın. Lütfen evine geri dön, boşanma işini konuşalım. Bu iş öyle düşündüğün kadar kolay olmayacak.
            
              Biraz olsun huzura eremeyecek miyim, diye düşündü Esme. Daha birkaç gün önce boşanma evrakını  ve yüzüğünü Şerif’in eline bırakırken bu işin bu kadar kolay olmayacağının farkındaydı ama onca yaşanan şey arasında bunlar aklından uçup gitmişti bile.
            
              Şimdiyse Şerif kendini tatsız bir şekilde hatırlatma gereği duymuştu. Ama bu durum  aynı zamanda sırrı öğrenmesinin üzerine aklına başka şeyler de getirmişti.
            
              Esme onlara sorduğu günü hatırladı, 'bu kızın anası ben miyim?'demişti. Onu kandırmışlardı. Muhtemelen Zarife ve Hicran da işin içindeydi. Esme bütün bunlar aklına geldikçe öfkelenmiş, sinirden elleri titremeye başlamıştı.
            
              Adil ise Esme'nin ifadesinden mesajın iyi olmadığını anlamış, kadının elindeki tabağın titrediğini görünce iyice endişelenmişti. Eleni sözünü bitirince ona gözleriyle Esme'yi işaret etmiş ardından Esme'ye dönmüştü. 
            
Répondre

KaradenizK

 Şöyle devamını atalım:
          
            9. Bölüm (4. Kısım)
          
             Eleni kendi sesine inanamadı. Ve tekrar aynı yeri okudu. Bu sefer sesindeki titreme boş odada yankılandı:
          
            "%99.9..."
          
             Eleni'nin bakışları kağıdın üzerinde takılı kalmıştı. Bir Esme'nin ismine bakıyor bir de hemen yanındaki kendi ismine bakıyordu. Gözyaşları ise çoktan elinde tuttuğu kağıtla buluşmuş, bazı yerlerin mürekkebinin dağılmasına sebep olmuştu. Eleni okuduğu sonucu henüz kavrayamamıştı. Tekrardan kendi kendine fısıldadı:
          
            "Annem..."
          
            Bu kelime çok farklı çıkmıştı ağzından. Yirmi yıldır söylediği bu kelime sanki şimdi yepyeni bir anlama bürünmüştü. Bu duyguyu yaşarken cümlesinin devamını getirdi:
          
            "Esme'ymiş."
          
            Sonunda belgede yazan gerçekliği kavramış ve direnç göstermeden kabullenmişti. Bu kabulleniş uzun zaman sonra gelen bir rahatlama gibiydi. Elleni sırtını koltuğa yaslarken belgeyi tuttuğu elini koltuğa bıraktı. Az önce her hücresini saran o korku gitmiş, umutları filiz vermişti. Sanki aldığı nefesler bile değişmişti.
          
            Esme annesiydi, annesi Esme'ydi...
          
            Gözyaşları artık kontrolsüzce akmaya başlamıştı. Aklına Esme'yi ilk gördüğü gün gelince kendi kendine buruk bir şekilde güldü. Sonrasında yaşadıkları, beraber uyudukları günler, hissettiği sıcaklık...
          
             Bunların ardından yeni düşünceler gelmeye başladı. Daha iki gün önce kadının ona söyledikleri aklına düştü: Ben 20 yıl önce kızımı toprağa verdim.
          
            Hatırladığı bu söz kafasında birkaç kere yankılandı. Bunun verdiği farkındalık Eleni'yi sarsmıştı. Esme... Esme'nin tek başına 20 yıl yok yere evlat acısı çektiğini düşününce nefes alamıyormuş gibi hissetti. Esme'nin çökmüş omuzları, sürekli artık alıştığını söylemesi... Esme’nin bebeğinin ölümünü bilip de acısını paylaşabileceği ilk kişi Eleni olmuştu. Eleni bu acı gerçeğin karşısında ne düşüneceğini bilemedi. Bütün bunlar nasıl mümkün olmuştu? 
          
           (...)

KaradenizK

 Yeniden geldim. 9. Bölüme final yazacakken oradan biraz ilerleyebileceğimi fark ettim bu yüzden 2. kısmını yazıyorum. Bölüm tamamlanmak üzere ve ben yanlışlıkla birazcık Orel yazdım, daha doğrusu şu an yazmaya devam ediyorum. Bu çifte biraz yabancı olduğum için beni yavaşlatan bir kısım oldu, çok uzun olmasa da. Büyük ihtimalle bu akşam bölümü bitirip yayınlarım,  bugün olmazsa yarın gelir. 
          
            Öncesinde ise kısa bir ön okuma paylaşmak istedim yine, bu bölümü çoğunlukla Eleni'nin tarafından okuyacağız.
          
            Aşağıdan ön okumayı okuyabilirsiniz.

KaradenizK

@ KaradenizK  9. Bölüm 2. Kısım 
            
              (...)
            
              Eleni karnından gelen gurultuyla düşüncelerinden uyandı. Valizden getirdiği malzemeleri çıkararak muğlama yapmaya koyuldu. Hem açlığını hem de özlemini bastırmayı amaçlıyordu. 
            
              Muğlamanın hazırlanış aşamalarına gözyaşları dahil olmuş en sonunda tek başına bir sofraya kurulmuştu. Tek başına sofraya oturup muğlamaya bakarken bitti sandığı yalnızlığına geri döndüğünü iliklerine kadar hissetti, Adil ile ilk muğlama yedikleri zaman gözlerinin önüne geldi. Daha yeni dinen yaşlar tekrar akmaya başlamıştı. 
            
              Geride çok fazla şey bırakmıştı...
            
              Muğlamayı yerken; bıraktığı sırrın sonuçları, Adil ve Esme'nin ne hâlde olduğu kafasını oldukça meşgul ediyor, eli telefona gidip geliyordu. Ama arayamadı. 
            
              Sonra bir anda sofrayı yarım bırakarak ayaklandı ve içeri geçti. Hızlıca çantasını aldı ve içindeki şeffaf poşeti çıkardı. Ve hemen yanındaki koltuğa oturarak bir süre poşetin içindeki birkaç saç telini inceledi. Bunları Esme ile uyudukları o sabah almıştı. Kafasındaki şüpheleri bir türlü dindiremiyordu:
            
              İlve'nin o garip hâlleri, bir anda karşısına çıkarılan Hicran, Esme...
            
               Esme ve Adil ile kolayca kurduğu o bağ aklını karıştırıyordu. Bu çok başka bir duyguydu. O yüzden elindeki saç tellerine bakışları kararlı hâle büründü. Tekrar ayaklanarak elindeki poşeti çantaya geri koydu hemen ardından bir cımbız ve yeni bir şeffaf poşetle banyoya ilerledi. Aynanın karşısında kendinden de birkaç saç örneği aldığında her şey hazırdı.
            
            (...)
            
              
Répondre

KaradenizK

  Yeniden bir ön okuma paylaşmak istedim:
          
            Bir Umut Işığı (Final) (Umarım)
          
            Esme bir haftadır Koçari konakta kalıyordu. Artık buraya alışmıştı. 
          
            Zehra Koçari ile başlarda arası garipti. Kadın hamile olduğundan dolayı onu işlerden alıkoyuyor, koruyordu ve asla kötü davranmıyordu buna rağmen Esme ikisi arasında bir soğukluk hissediyordu.
          
            Esme'nin hissettiği bu soğukluk Zehra'nın içindeki suçlamanın duygularına dökülmüş hâliydi. Zehra her şeye rağmen oğlunun bu duruma düşmesinin sebebini Esme olarak görüyordu. Bu engel olamadığı bir düşünceydi. Bu yüzden istese bile o soğukluğu kaldıramıyordu.
          
            Fakat zaman geçtikçe Zehra Esme'yi tanıdı. Onda Adil'in sevdiği kadını görür gibi oldu. Ve bu sevdada en az Adil kadar suçsuz olduğunu anladı. Bütün bu olanlarda o,  sevdiği adam ve bebeği için korkan küçük bir kızdı. Zehra Koçari'nin bunu tam anlamıyla kavraması biraz uzun sürdü. 
          
            Bu aydınlanmanın ardından Zehra Esme'yi kızı yerine koymuştu. Bazı davranışlarına gösterdiği tepkilerden kızın pek iyi bir ailesi olmadığını anlayabilmişti. Bu yüzden yüreği bu kızı sahiplenmişti.
          
            Esme Zehra Koçari'nin aradaki buzları eritmeye başladığını hissettiğinde içten içe heyecanlanmıştı. Her ne kadar beyni umursamadığını söyleyerek kendini teselli etmeye çalışsa da sevdiği adamın annesinin onun hakkındaki düşüncelerini umursadığını biliyordu.
          
            Ve bu günlerde ise Zehra Koçari'nin ona adeta bir ana gibi davrandığını fark etmeye başlamış, hiç görmediği anne sevgisi, merhameti karşısında ne yapacağını şaşırmıştı. 
          
           Bir de Ömer Koçari vardı. Esme bugüne kadar olan bir haftada Ömer'in bir dağ gibi arkasında  durduğunu hissedebiliyor ondan neredeyse Adil de hissettiği güven duygusunu alabiliyordu. Ömer Koçari ailesinin olduğu kadar Esme'nin de arkasında durmuş köydeki otoritesi kullanarak gelebilecek bütün olumsuzlara karşı gelinini korumuştu.
          
            (Devamı yine aşağıda)

KaradenizK

@ KaradenizK  Esme Adil ile iletişim kurabileceği bütün fırsatları değerlendiriyor. Bütün yaşanan gelişmelerden adamı haberdar ediyordu. Daha sonrasında ise sıra Adil'e geliyordu. 
            
              Adil ise yaşanan birkaç küçük  olaydan ve Halil abiden bahsediyor daha sonrasında konuşma süresinin dolmasıyla son sözlerini söyleyip kapatıyorlardı.
             
             Buna rağmen Adil'in uzakta olması Esme'nin kalbinin üşümesine neden oluyordu. 
            
              Üşümek aklına geldiğinde Esme dışarıdaki soğuktan ürperdi ve hafifçe titremesinin ardından biraz olsun ısınmakiçin kendine sarıldı.
            
              Esme Koçari konağın kapısının biraz önünde artık alışmaya başladığı dağ manzarasını seyre dalmış fakat soğuk onu az önce düşüncelerinden uyandırmıştı. Güneş yavaş yavaş batıyordu ve Esme'nin gözleri bu sefer gün batımında oyalanıyordu. Sonra arkadan bir ses duyuldu:
            
              "Esmee, kızım! Bak yine dikleniyorsun orada soğukta! Hasta olacaksın, senin hem kendine hem bebeğine dikkat etmen lazım değil mi?"
            
              Esme kafasını çevirmiş kapının hemen eşiğinde kendisine bağıran Zehra Koçari'ye mahcup bir gülüş sunabilmişti. O eve doğru hareketlenemeden Zehra konuşmasını sürdürdü:
            
              "Hadi bak kızmadan içeri gel hemen. sofrayı bugün biraz erken kurdum. Yemeklerin dumanı üstünde."
            
              Zehra kızmaktan bahsederken bile gözleri gerçeği itiraf edercesine sevgi ve şefkat taşıyordu. Bir annenin tatlı azarlaması gibi...
            
              Esme ise olduğu yerde dururken her geçen gün daha da bağlandığı kadını saf ve içten bir gülümsemeyle izliyordu. Kapının ağzından ona seslenen Zehra Koçari Esme için bugünün en güzel manzarası seçilmişti.
            
            
            Evett bundan sonra oldukça hüzün içeriyor, kendiniz hazırlayın. Ama ondan hemen sonra da güzel bir zaman atlaması alacağız. 
Répondre

KaradenizK

@ KaradenizK  Esme babalığın nasıl bir şey olduğunu bilmiyordu ama onun bu şekilde insana kendini güvende hissettirmesi gerektiğinden emindi. Esme eski evinde hiçbir zaman tam anlamıyla güvende hissetmemişti. Fakat bu evde Ömer Koçari'nin koruyucu gölgesi hissediliyor, ev halkına huzur veriyordu.
            
              Fadime ise evin küçük neşesiydi. Bu bir haftada Esme'ye fazlaca bağlanmış onu ablası yerine koymuştu. Günün çoğunda Esme'nin yanında beliriyor, bebeğin nasıl olduğunu soruyor veya oyun oynamak istiyordu. Esme ise onun bu davranışlarından hiç şikayetçi değildi. 
            
              Başından beri küçük Fadime’ye kanı ısınmıştı, şimdi ise onu her gördüğünde içten gülümsemesine engel olamıyordu. Zehra'nın işlerinden dolayı evde olmadığı vakitlerde saçını  örerek onu okula götüren kişi Esme oluyordu.
            
              Esme Koçari topraklarında güvende hissediyordu. Evet dışarı çıktığında köylüler onu görüyordu fakat Ömer Koçari'nin emriyle kimseden Esme'ye dair bir kelime bile çıkmıyordu. Furtunalılar ise Koçari köyüne kolay kolay giremezlerdi. 
            
              Buna rağmen Esme en az kalabalık yolları seçiyor olabildiğince az kişiye görünmeye çalışarak riski azaltmaya uğraşıyordu. Eninde sonunda Koçari'deki varlığının Furtunalılar tarafından öğrenileceğini biliyordu fakat bu ne kadar geç olursa herkes için o kadar iyiydi.
            
              İlve de sık sık Esme'nin yanına geliyor, hamileliğini soruyor veya başka konularda sohbet ediyordu. Burada kalmaya başladığından beri en yakın dostu İlve olmuştu. Hayatta sohbet edebileceği bir arkadaşı olan Esme her gün, bu yönde değişen hayatına şükrediyordu.
            
              Esme'nin günleri bu şekilde güzel ve dolu dolu geçiyordu. Fakat bütün bunlar kalbindeki o boşluğu kapatmaya yetmiyordu:
            
              Esme'nin hayatında hâlâ bir şeyler eksikti. 
            
Répondre

KaradenizK

  
            Merhabalar, normalde bölüm atma tarihim yok ama bölümleri başlarda oluşurken 4 gün aralık oluşmuştu üst üste bende kendimce 4 günü geçirmemeye çalıştım. Bu sefer düne bölüm yetişmedi. Bu yüzden sizlere bir önokuma  (önizleme tarzı:)) paylaşmak istedim. 
          
             Bir Umut Işığı (Final) Önokuma
          
            "Esme abla?"
          
             Küçük Fadime abisinin kucağındayken hiçbir şeyden habersiz, masumca konuşmuştu. Onun hemen ardından Zehra sorgularcasına sözleri tekrar etti:
          
            "Esme?"
          
            Adil dışarının soğuduğunu hissetmiş, Esme'yi daha fazla dışarıda bekletmek istememişti bu yüzden içeri girme sürecini hızlandırmak istedi. Fadime’yi son kez özlemle alnından öperek yavaşça yere indirdi ve annesine yönelerek sıkı bir sarılma başlattı. Bu sırada ise konuştu:
          
            "Annem."
          
            Esme kapının hemen dışında ellerini önünde birleştirmiş ne yapacağını bilemeyen mahcup bir tavırla onları izliyordu. Bu sırada ayaklarının dibinde küçük bir hareketlenme hissetti. Fadime yanına gelmiş çekingen bir şekilde ona bakıyordu.
          
            Esme onun tatlı bakışlarının gerginliğini biraz olsun aldığını hissetti. Hemen küçük kızın hizasına eğildi ve yanağına bir öpücük kondurdu. Fadime ise bunun üstüne mutlulukla gülümsedi. Daha sonra ise kollarını Esme'nin boynuna doladı. 
          
            Esme bu ani sarılma karşısında hem şaşırmış hem de tarifsiz bir sevinç yaşamıştı. Fadime’yi en başından beri çok sevmişti ve onun da kendisine ısındığı bilmek güzel hissetiriyordu. Bu evde onu yargılamayacak tek kişiydi belkide. İkili küçük sarılmalarını bitirdiğinde Adil ve Zehra da ayrılmıştı. 
          
            Zehra'nın gözleri oğlunu yeniden evde görmenin sevinciyle dolu dolu olmuştu. Ama yine de ortadaki soru işareti kafasını oldukça meşgul ediyordu. Adil'in neden burda olduğu bir yana neden Furtunaların gelinini kendi evine getirdiğini anlamamıştı. Tam bir şeyler söyleyecekken Adil onun önünü kesti:
          
            "Canım anam, bak geç oldu. Hava da epey soğudu. İçeride mi konuşsak? Hem ben her şeyi anlatacağım sana söz."
          
           (Devamı aşağıda, buraya yazma sınırı aşıldı.)

KaradenizK

Zehra'nın bakışları değişmiş, bu sözlerin üzerine hiçbir şey söylemeyerek sadece başını onaylar biçimde sallamıştı. Hemen ardından yan gözle Fadime ve Esme'ye göz atmıştı. 
            
            Fadime eve gidileceğini anlayınca hemen aradan sıyrılıp içeri koşmuştu. Adil bu sırada Esme'ye girmesi için işaret verip yolunu açmıştı. Esme çekingen hâli devam ederken Zehra Koçari'nin önünde geçerek içeri doğru yürüdü. Adil de hemen peşinden adımladı. 
            
            Bu sıralarda, Ömer Koçari kapıyı açmaya giden ve uzun süre gelmeyen aile üyeleri için meraklanmış içerden sesleniyordu:
            
              "Zehra kimmiş kapıdaki, ne uzun sohbet ettiniz?"
            
            Cümlesinin sonuna doğru Fadime odada göründü. Ömer Fadime’yi ağzı kulaklarında bir hâlde görünce kızını bu kadar sevindiren kişiyi daha da merak etmişti. Tam ayaklanmak üzere koltukta oturur konuma geldiğinde içeri önce tanımadığı bir kız girdi. Çok geçmeden de arkasından Adil belirdi.
            
            Ömer oğlunu görmesiyle beraber yanlış görüp görmediğini kendi kendine teyit etmeye çalıştı. Ama yanlış görmüyordu. Yanındaki kızı bir anlığına unutup ayaklandı ve özlemle oğluna sarıldı 
            Yanındaki kızı bir anlığına unutup ayaklandı ve özlemle oğluna sarıldı ve sırtına iki kez hafifçe vururken konuştu:
            
              "Oğlum."
            
              "Baba."
            
               Bu sarılma annesiyle olan sarılma kadar duygusal olmasa da derin bir özlem içeriyordu. Adil  babasına hayran olarak büyümüş,  onu bir örnek olarak bellemişti. O yüzden baba-oğul bir bağları vardı. Ama Adil babasını her gördüğünde bir sızı da hissederdi. 
            
              Kan davası olayları onu oldukça rahatsız ediyordu. Şimdi ise bu sadece babasını değil gelecekteki ailesini de düşünüyordu. Serbest kaldığında bir şekilde bu konuya çözüm getirmeyi aklına koydu ve ana geri döndü. 
            
            (...)
             
             Bölümü en geç yarın az bir ihtimal de bugün atabilirim. O zamana kadar beklemede kalın...
            
Répondre

KaradenizK

  Bir Umut Işığının 5. kısmının yarısından fazlasını yazdım. Yetişirse bugün olmazsa yarın paylaşmayı planlıyorum. (Bittiği an paylaşacağım) Bölümümüz yoğunlukla Adil ve Esme'nin olduğu tatlı ve birazcık da hüzünlü bir bölüm olacak. 
            Koçari ve Furtuna'da kıyamet koparken bizim ikili acaba ne yapıyor? :)