Bugünkü parçamız:
(...)
Plagg pek de ikna olmamış gibiydi ama daha fazla itiraz etmedi. Bende dönüşüm sözlerini söylerek siyah kostümüme büründüm.
Şimdi acilen Uğurböceği'ne ulaşmam
lazımdı. Peki bunu nasıl yapmalıydım? Önce onu sopam üzerinden aradım. Ve beklemediğim bir şekilde aramama anında cevap verildi:
"Merhaba kedicik! Tam zamanında beni aradın. Bende seni bulmanın yollarını düşünüyordum."
Sesini neşeli tutmaya çalışsa da arkasındaki gerginliği hissedebiliyordum. Sonuçta en sonki ayrılmamız pek güzel olmamıştı. Bende onu daha fazla endişelendirmemek adına sesimi her zamanki alaycığımla kullandım:
"Sizin de beni aramanız ne hoş Leydim!"
Sonra aniden konuya girdim:
"Eğer sorun olmazsa hemen buluşabilir miyiz? Seninle konuşmam gereken acil bir konu var. Ve zamanım da kısıtlı, ne kadar çabuk olursa o kadar iyi."
Uğurböceği anında ciddileşti:
"Tamam... Nerde buluşalım?"
...
İkimiz de belirlenen çatıya aynı anda ulaşmıştık. Çatının karşılıklı iki ucuna indiğimiz sırada ikimiz de ilk başta ne yapacağımızı bilemedik. Bu yüzden kısa bir sessizlik yaşandı. Sessizliği bozan ise Uğurböceği oldu:
"Nasılsın Karakedi?"
Gülümseyerek yumuşakça karşılık verdim:
"Şimdi daha iyiyim leydim. Benim için endişelenmene gerek yok."
Beni reddetti ve sanki bir anda bir duygu yüklemesi olmuş gibi söze başladı:
"Ama sen çok üzgün ayrıldın ve elimde değil, endişelenmekten kendimi alamıyorum. Bu yükü çok uzun zamandır taşıyorum, artık fazla gelmeye başlamıştı ve sen... Senden de uzak kalıyordum."
Sözlerine devam ederken başını yavaşça yere eğmişti. Sanki gözlerime bakamıyormuş gibiydi.
"Senden uzak kalmak istemiyordum Karakedi. Sana söyledim ve bu sırrın ağırlığını seninle paylaştım ama belki de söylememeliydim başka bir şekilde çözmeliydim ya da farklı bir şey denemeliydim, bilmiyorum."
Gözünden bir damla yaş akarken bu konuda kendine ne kadar yüklendiğini fark ettim.
(...)
Bu da Ladynoir dan bir kısımdı.