KaradenizK

  Gerçek Gibi Hayal (8. Kısım) Ön okuma:
          	
          	  Son akşam yemeklerinin üzerinden iki koca gün geçmişti. Koçari ailesi Esme'yi iyileştirmeye, onun duvarlarını ani bir şekilde yıkmamaya çalışırken oldukça yıpranmışlardı. 
          	
          	  Bu süreçte Fadime de eve birkaç kere uğramış abisi ve yeğenine destek olmaya çalışmıştı. Ama Esme'nin ona tam olarak ısınamadığını fark ettiğinden konakta uzun süre kalmamıştı.
          	
          	  Büyük ailenin diğer üyeleri de onları baş başa bırakmak için orada kalmıyor fakat arada uğrayıp o ağır havayı dağıtmaya çalışarak Adil'e yardımcı oluyorlardı. 
          	   
          	  Esme, sabah uyandığında içini kaplayan o tuhaf uyuşukluğu üzerinden atmaya çalışarak elini şakağına koydu. Zihnindeki kurşun gibi ağır histen kurtulmaya çalışarak başını salladı ama gitmedi. Esme her sabah yaşadığı bu hissin ilaçlardan kaynaklandığının farkında değildi.
          	
          	  Yan tarafına baktığında Adil'in yine yatakta olmadığını fark etti. Ona her sorduğunda sabah erkenden kalktığını söylerdi. Bu geldiğinden beri böyleydi, bu durum Adil'in gerçekten de hiç yanında yatıp yatmadığını sorgulamasına neden oluyordu.
          	
          	  Kısa bir süredir kendi içinde; kimseye belli etmediği derin bir şüphenin, adını koyamadığı garipliklerin etrafında dönüp duruyordu. Arada Adil'e bakarken sanki 40'lı yaşlarındaki hâli beliriyordu. Aynı şey aynada kendine bakarken de olmaya başlamıştı. Hatta Eleni’ye baktığında başlarda hissettiği o hafif özlem, şimdi kat kat artmıştı.
          	
          	  (Devamı aşağıda)

KaradenizK

@ KaradenizK  Zihni ne kadar direnirse dirensin eşyaların kokusu, konağın tahtalarındaki o yaşanmışlık izleri ve en çok da kalbindeki o dinmeyen sızı ona büyük bir aldatmacanın tam ortasında dikildiğini fısıldıyordu. Düşünceleri aklında sürüp giderken yüzünü yıkamak için banyoya yöneldi. 
          	  
          	    Yüzüne soğuk suyu çarpıp başını kaldırdığında aynadaki yansımasıyla göz göze gelmişti.
          	    
          	    ​"Bana ne oluyor?" 
          	  
          	    Diye mırıldandı aynaya bakmayı sürdürken. Sesi, fayans kaplı duvarda boğukça yankılandı. Sonra düşünceleri sesine dolmaya devam etti:
          	  
          	    "Adil niye öyle bakıyor bana? Gözlerinde neden birden keder beliriyor? Eleni benim için tam olarak ne ifade ediyor?"
          	  
          	    ​Kendi içindeki bu sessiz gitgeller; dünden beri Esme’yi daha durgun, daha az konuşan birine çevirmişti. Hayali kızının elini tutarken o boşluğu kavrayan parmaklarında ilk defa bir hissizlik, bir havayı tutuyormuş hissi uyanmaya başlamıştı.
          	  
          	     Esme korkuyordu. 
          	  
          	    Eğer o elini bırakırsa arkasında koca ve geri dönüşü olmayan bir uçurumun açılacağını seziyordu. Bu yüzden artık gerçekliğinden şüphe ettiği o hayale daha sıkı tutunmaya çalışıyordu ama zihnindeki o çatlak bir kez açılmıştı.
          	  
          	  
          	  (Böyle ön izleme tarzında küçük bir parça paylaşmak istedim)
Ответить

dereeaksy2

Merhaba .. Orada mısınız?

KaradenizK

@ dereeaksy2  Geldim, bu platformdan epeydir uzak kalmışım Stajım olduğundan günlerim dolu geçiyordu çok fazla uğrayamadım. Yakın zamanda geri dönerim muhtemelen.
Ответить

dereeaksy2

Merhaba Adil ile Esme için bölüm geldi :) 2 Part halinde :)

KaradenizK

@ dereeaksy2  Okuyacağım çok fazla bölüm birikti:) sırayla geleceğim
Ответить

KaradenizK

  Gerçek Gibi Hayal (8. Kısım) Ön okuma:
          
            Son akşam yemeklerinin üzerinden iki koca gün geçmişti. Koçari ailesi Esme'yi iyileştirmeye, onun duvarlarını ani bir şekilde yıkmamaya çalışırken oldukça yıpranmışlardı. 
          
            Bu süreçte Fadime de eve birkaç kere uğramış abisi ve yeğenine destek olmaya çalışmıştı. Ama Esme'nin ona tam olarak ısınamadığını fark ettiğinden konakta uzun süre kalmamıştı.
          
            Büyük ailenin diğer üyeleri de onları baş başa bırakmak için orada kalmıyor fakat arada uğrayıp o ağır havayı dağıtmaya çalışarak Adil'e yardımcı oluyorlardı. 
             
            Esme, sabah uyandığında içini kaplayan o tuhaf uyuşukluğu üzerinden atmaya çalışarak elini şakağına koydu. Zihnindeki kurşun gibi ağır histen kurtulmaya çalışarak başını salladı ama gitmedi. Esme her sabah yaşadığı bu hissin ilaçlardan kaynaklandığının farkında değildi.
          
            Yan tarafına baktığında Adil'in yine yatakta olmadığını fark etti. Ona her sorduğunda sabah erkenden kalktığını söylerdi. Bu geldiğinden beri böyleydi, bu durum Adil'in gerçekten de hiç yanında yatıp yatmadığını sorgulamasına neden oluyordu.
          
            Kısa bir süredir kendi içinde; kimseye belli etmediği derin bir şüphenin, adını koyamadığı garipliklerin etrafında dönüp duruyordu. Arada Adil'e bakarken sanki 40'lı yaşlarındaki hâli beliriyordu. Aynı şey aynada kendine bakarken de olmaya başlamıştı. Hatta Eleni’ye baktığında başlarda hissettiği o hafif özlem, şimdi kat kat artmıştı.
          
            (Devamı aşağıda)

KaradenizK

@ KaradenizK  Zihni ne kadar direnirse dirensin eşyaların kokusu, konağın tahtalarındaki o yaşanmışlık izleri ve en çok da kalbindeki o dinmeyen sızı ona büyük bir aldatmacanın tam ortasında dikildiğini fısıldıyordu. Düşünceleri aklında sürüp giderken yüzünü yıkamak için banyoya yöneldi. 
            
              Yüzüne soğuk suyu çarpıp başını kaldırdığında aynadaki yansımasıyla göz göze gelmişti.
              
              ​"Bana ne oluyor?" 
            
              Diye mırıldandı aynaya bakmayı sürdürken. Sesi, fayans kaplı duvarda boğukça yankılandı. Sonra düşünceleri sesine dolmaya devam etti:
            
              "Adil niye öyle bakıyor bana? Gözlerinde neden birden keder beliriyor? Eleni benim için tam olarak ne ifade ediyor?"
            
              ​Kendi içindeki bu sessiz gitgeller; dünden beri Esme’yi daha durgun, daha az konuşan birine çevirmişti. Hayali kızının elini tutarken o boşluğu kavrayan parmaklarında ilk defa bir hissizlik, bir havayı tutuyormuş hissi uyanmaya başlamıştı.
            
               Esme korkuyordu. 
            
              Eğer o elini bırakırsa arkasında koca ve geri dönüşü olmayan bir uçurumun açılacağını seziyordu. Bu yüzden artık gerçekliğinden şüphe ettiği o hayale daha sıkı tutunmaya çalışıyordu ama zihnindeki o çatlak bir kez açılmıştı.
            
            
            (Böyle ön izleme tarzında küçük bir parça paylaşmak istedim)
Ответить

dereeaksy2

Merhaba. Taşacak Bu Deniz Esme ve Adil bölümü geldi. Yalnız baştan uyarayım baya uzun bir bölüm olmuş :) Yazarken fark etmemişim

KaradenizK

@ dereeaksy2  Sınavlarımdan dolayı buradan biraz uzak kaldım. Normalde de böyle arada derede okurum ama yorum yaparak okumak istediğim için yeni bölümleri biraz geniş bir zaman kadar bekletiyorum. Cuma-cumartesi gibi bölümde buluşuruz:)
Ответить

KaradenizK

 Bu aralar kitapların yeni bölüm bildirimlerinin gelmediğini fark ettim. O yüzden bir de burdan haber vermek istedim. Az önce 'Bir Umut Işığı' kurgumun devamı niteliğinde olan yeni bir bonus bölümü paylaştım.
            Hemen öncesinde de görmeyenler için 'Defter (Final 1)' bölümünü paylaştım.
           Şimdiden keyifli okumalar:)

KaradenizK

@ GlahGen6  Teşekkürler, aslında bir kısmını yazdım. Başına oturabilsem bitecek ama ne zaman boş vakit bulurum emin değilim. O yüzden tam belli değil maalesef ama fazla da uzamaz ara.
Ответить

GlahGen6

@ KaradenizK  defter final 2 ne zaman yazarsin
Ответить

KaradenizK

  Merhabalar, birazcık ortadan kayboldum biliyorum. Geçen hafta çalışmaktan bir an bile boş kalamadığım bir quiz haftasıydı. Bu hafta boş kalırım zannetmiştim ama bu sefer de iki sunum ödevimi bitirmeye uğraştım biraz.
          
            Hafta başı yazmaya başladım azar azar, şimdi elimde bir bölüm uzunluğunda yazı oluştu ama sanırım burayı finale bağlayacağım. O yüzden tatmin eden bir sona kadar biraz daha yazmaya devam edeceğim. 
          
           Ya bugün ya yarın yeni bölümle gelirim:) Sonrasında ise kısa kesitle gelebilirim, henüz karar vermedim.
          
            O hâlde yeni bölümü atana kadar küçük bir ön okumayı burada paylaşıyorum:
          
            Defter (Final) 
          
            <<Esme tüm yorgunluğunu görmezden gelmeye çalışarak Adil'in gözlerinin içine bakıyordu. Kendisinin söyleyecek gücü kalmadığında Adil'e 'hadi söyle de 20 yılın yükünden kurtulalım' dercesine bakıyordu
          
            Adil o bakışların anlamını çözmüştü. Özlemle yanıp biten gözleri tekrar Eleni’ye döndü.>>
          
           Adil, Eleni'nin otoriter duruşunun altındaki endişeyi tekrar fark ettiğinde kendine geldi. Şimdi sırası değildi. 
          
            Eleni'nin az önceki sözlerine cevaben konuşmaya çalıştı:
          
            "B-ben, taşırım."
          
            Eleni sonunda Adil’den cevap alabilmenin rahatlığıyla ayaklandı. Adil'e de Esme'yi kucaklaması için gözleriyle işaret etti. Adil zaten kucağında olan Esme'yi gelin tutuşuyla kaldırmıştı
           
            Artık Adil kendini acil durum moduna almıştı. Az önce öğrendiği şeyi sadece bir süreliğine, Esme iyi olana kadar bir kenara bırakmak zorundaydı.
          
            Adil kucağındaki Esme ile beraber düşünmeden sadece Eleni’nin yönlendirmesini takip ediyordu. Arada Esme'yi kontrol etmek istediğinde tekrar uyuyakaldığını fark etmişti.
          
            (...)
          
            (Devamı aşağıda)

KaradenizK

@ KaradenizK  Sonunda arabaya ulaştıklarında Eleni arka kapıyı açtı ve içine bindi. Ardından Esme’yi de yanına bırakmasını söyledi.
            
              Adil talimatları takip ederek Esme'nin halsiz vücudunu Eleni'ye emanet ederek şoför koltuğuna ilerledi.
            
              Eleni arka koltukta Esme ile ilgileniyordu. Durumunu bir yandan onun durumunu kontrol ederken bir yandan da Adil’i süzüyordu. Her şeye rağmen büyük bir dikkatle ve hızlı bir şekilde arabayı kullandığını görünce rahatlayarak tüm dikkatini Esme'ye vermişti.
            
              Esme'nin yorgun yüzü sanki acının ta kendisine dönüşmüştü. Eleni onu izlerken kalbinin daha fazla dayanamayacağını düşündü. Esme ile ilgili onu çeken bir şey vardı. Esme'nin ona olan bakışları, saf sevgisi Eleni'ye gerçek olamayacak kadar güzel hissettiriyordu. Ve onunla ilgili her yeni gerçekle beraber kalbi daha da sızlıyordu.
            
              Son zamanlarda onu çok yalnız bıraktığını düşününce bir anlığına suçlu hissetti. Oysaki ona 'bu kadar yalnızlık bir insana fazla' diyen kendisiydi. 
            
              Sonra Eleni kafasında kendini savunmaya başladı. Kendisi de dışarıda bırakılmıştı. Esme ona herşeyi anlatmazsa nasıl yanında olacaktı? Bu yalnızlığı Esme tercih etmişti.
            
              Ama kafasında tekrar ettiğinde bu cümle mantıklı gelmemeye başladı. Bir insan yalnızlığı tercih eder miydi? Eleni her şeye rağmen bir kerecik bile Esme'yi dinlemediği için şimdi gerçekten kötü hissetmişti. Her ne kadar sırrı söylemeyi reddetmesine kızmakta haklı olsa da Esme'nin konuşma teklifine de hayır dememesi gerektiğini düşünmeye başlamıştı. 
            
              Esme hafifçe kıpırdandığında Eleni gerçek dünyaya dönmüştü. Tekrar ona dikkat kesildiğinde yüzünün hafifçe buruştuğunu fark etti. Hemen bir eli onun yeni yeni ısınmaya başlayan elini buldu.
            
              Sonrasında ise Esme elini sıkmaya başladı. Eleni diğer eliyle de Esme'nin saçını hafifçe okşamaya başladığında Esme biraz daha huzur bulmuş gibiydi. 
Ответить

KaradenizK

Merhabalar. Yeni bolumde 2400 kelime civarındayım ama olay örgüsü henüz tamamlanmadı. Ama bitmesine çok az kaldı. Yatın yetiştirebilirsem yarın gelme olasılığı var. 
          
          Bende kısa bir ön okuma yollamak istedim. Hem Adil'den hem Esme'den. 
          
          Defter (2. Kısım) Ön Okuma 
          
            Adil "Türkü Defterim" başlığını gördüğünde kulağında tek bir cümle tekrarlandı: Senden sonra çok yazdım, sevdalık yazdırıyor.
          
            Şimdi ise önündeki defterle beraber ne hissetmesi gerektiğini şaşırmıştı. Defteri açarken bununla karşılaşmayı hiç beklememişti. Şimdiyse Esme'nin yüzündeki ifadeyi tekrar hatırlamış, birkaç türkü için neden endişelendiğini merak etmişti. Derin bir nefes alıp ilk sayfayı çevirdiğinde karşına çıkan türküyle yüzünde derin bir gülümseme belirdi:
          
            <<Esti bir deli rüzgar yakti beni efkari
            Esti bir deli rüzgar yakti beni efkari
            Yarum senin huyların niye böyle uçari
          
            Sen barutsun ben ateş
            Bir kibrit mi çakalum
            İki deli yan yana dünyayi mi yakalum
            Efkarum kara bulut karşu daği aşacak
            Söylesem sevdiğimi habu deniz taşacak
           
            (...)>>>
          
            Bu türküyü biliyordu, hem de çok iyi biliyordu. Yıllardır Esme'ye olan özlemi canlandığında sığındığı tek yer olmuştu bu türkü. 
          
           Adil’in elleri sayfada özlemle gezinirken aklı yine ilk tanıştıkları güne gitti. Ve o anıları hatırlarken bir yandan da her şeyin farklı olmasını dilemişti. Esme ile kaçabilecekleri bir hayatta ne olurdu sorusu, aklının bir köşesinde takılı kaldı. 
          
            Daha sonra diğer sayfaya geçti. Burada hafifçe kaşları çatılmış, dikkatle okumaya başlamıştı çünkü geri kalanlara yabancıydı Adil:
          
          (...)
          

KaradenizK

@ KaradenizK 
            
            (...)
            
            Esme yattığı yerde öylece tavanı izliyordu. Bugün muhtarlık gerçekten çok soğuk olduğu için üstüne birkaç battaniye daha almıştı. Geceden beri sadece bir-iki saat kadar uyuyabilmiş, o uykunun sonu da bir kabusla gelmişti.
            
              Esme birkaç gündür uyuyamıyor, iki-üç saatlik uykuyla günlerini geçirmeye çalışıyordu. Şimdi yine aynısı oluyordu ama bugün Esme'nin içindeki sıkıntı daha da büyüktü. Kızı ondan yüz çevirmiş, aynısını Adil’in de yapması sayılı saatler kalmıştı. Esme yeni bulduğu hayat amacını bu kadar çabuk kaybedeceğini tahmin etmemişti. Fakat yine de kafasındaki mutlu aile hayaline tutunmaktan başka çaresi de yoktu.
            
               Esme böyle düşünceler içerisindeyken dışarıda yankılanan ezan sesi onu şimdiye getirmişti. Sabah ezanı okunuyordu. Esme sesi daha iyi duyabilmek için kalktı ve camın önüne ilerledi. Dinlerken gözlerini kapatmış, elini daralan kalbine götürmüştü. Dinledikçe ise biraz olsun huzura bulmuş, bunaltıcı düşüncelerden uzaklaşmıştı.
            
              Ezan sesi bittiğinde bir anda boşluğa düşmüş gibi oldu. Ardından ise abdest almak için harekete geçti.
            
            (...)
Ответить