İnsan bazen bir gemi gibi yıllarca aynı denizde yol alır; onu batıran şey büyük fırtınalar değil, görmezden geldiği küçük çatlaklar olur. Duygular da böyledir, en çok sustukça insanın içinde birikir.
Ve yorgunluk bedenimi asla terk etmedi. Nereye gitsem benimle geliyor; omuzlarımda bir ağırlık gibi, gözlerimin altında bir gölge gibi. Dinlendiğimi sanıyorum ama aslında sadece duruyorum. Zaman geçiyor, ben aynı yerde kalıyorum. Belki de en çok yoran şey, hiçbir şeyin geçmemesi.
Yorgunluk dediğin şey uyumakla geçecek türden değil; daha çok, insanın varlığının içine işleyen, nereye gitsen peşinden gelen bir ağırlık. Omuzlarında hissettiğin o yük belki de sadece yaşadıkların değil, bir türlü akıp gidemeyen zamanın kendisi.