Çok özlüyorum seni... Anime izliyordum aslında biraz kafa dağıtmak içindi birazcık. Sonra bir cümle gördüm... Ölen kişi geri gelemez.
O zaman gözyaşımı tutamadım. İşaret miydi bu bana, mezarına bile gidemeyen ben aslında gelmeni mi bekliyorum? Eğer bu yüzdense yıkılırım kesin. Bir gün mezarlığına gidersem barışa bilir miyim ölümünle. Sesini unuta bilir miyim? Yüzünü belki resimler sağ olsun hatırlarım. Ya gülüşün? Bana kıyamazdın... Sarılışını unutur muyum? Korku mu bu yoksa tükenmişlik mi, belki de çaresizliktir.
Malum bi söz var bilir misin? Ölüye çare yoktur. Keşke hasta olsaydın da sana baksaydım, böylelikle son günlerinde yanında olurdum. Ama hayır. Çok sessizdin. Sessizce , hiç bir acını belirtmeden gittin. Sanki istemiyordun, doktora bile gitmemişsin ayağın ağrırken. Kabullenimiyorum ben seni. Kabullenemeyeceğim. Gülürken bile arada seni unuttuğum için hatta gülümsediğim için bile kendime kızıyorum. Annem videomuzu bana gösterdi. Ne kadar da mutlusun, parmaklarınla ritim tutmuş şarkıya eşlik ediyordun. Bak! Şimdi ben geçmiş eki kullanıyorum... Din diyorum resmen. Gittiğin gece her senden bahsettiklerinde geçmiş eki kullandıkları için hıçkıra hıçkıra ağlayan ben, onlara kızan bendim...
Sevdiklerinizi üzmeyin gerçekten ölüm denilen bu hastalığın bi ilacı yokmuş. Gelmiyor sadece sessizce gidiyor ellerinden. Ölüm varmış bee. Ve öyle bi varmış ki aslında biz gitsek bile o hep var olucakmış. O yüzden bunu unutmayın.