Doğum günün kutlu olsun. Bunu senin gözlerine bakarak söylemeyi, ne çok isterdim ama söyleyemem artık, yapamam olmaz. Çünkü sen yoksun, gittin, beni bir hiç gibi ortada bıraktın ve gittin. Sana bazen çok kızıyorum, o kadar çok kızıyorum ki canını yakmak istiyorum, benim gibi ağla, ciğerlerin sökülene kadar ağlamanı istiyorum. Oysa sen artık dünyada bile değilsin. Bu aklıma gelince yatışıyorum tabii ama yine de kırgınım sana. En azından bir haber verebilirdin, ciğerlerindeki çiçeklerinden bahsedebilirdin, neden yapmadın ki bunu, neden söylemedin? Sen onunla uğraşırken ben odamda, seninle ilgili hayaller kuruyordum; aynı evde yaşar mıyız, yaşarsak nerede yaşarız, evimize bir dost daha alır mıyız, bahçemize mor menekşeler ve zambaklar eker onlarla ilgilenir miyiz, benim olur musun, benimle olur musun, aklımdan çıkmadığın gibi kalbimde de kalır mısın? Ben bunları düşünüyordum, söyleseydin bari belki bu kadar heyecanlanmaz, kalbime ağrıların girmesini önleyebilirdim.