Livemiraa

          	Özlemek, insanın içinde açılan sessiz bir çukurmuş  
          	Ne taş atsan dolar, ne toprak atsan kapanır  
          	Her gün biraz daha genişler, kenarları keskinleşir  
          	Ve sen düşmemek için kenarlarından yürümeyi öğrenirsin  
          	
          	Bir kokudur özlemek bazen  
          	Yastığa sinmiş, ceketin yakasında kalmış  
          	Ciğerine çekersin, boğazın düğümlenir  
          	Nefes alırsın, ama yaşadığın hissedilmez  
          	
          	Bir sestir özlemek  
          	Kalabalığın içinde bile seçtiğin tek tını  
          	Telefonun çalmayan ekranı, kapının çalınmayan tokmağı  
          	En çok da kendi adını başkasından duymamaktır  
          	
          	Zamanı bükermiş özlemek  
          	Dün ile bugün birbirine karışır  
          	Yarın dediğin şey, ihtimali bile olmayan bir ülke olur  
          	Ve sen o ülkede vizesiz, pasaportsuz beklersin  
          	
          	Gülersin, konuşursun, işe gidersin  
          	Dışından bakınca sapasağlam bir insan  
          	İçeride ise her gece yıkılan bir şehir  
          	Enkazından her sabah yeniden doğrulmaya çalışan  
          	
          	Özlemek, kavuşmanın kefaretini peşin ödemektir  
          	Görmeden sevmeyi, dokunmadan hissetmeyi öğrenmek  
          	Ve en acısı  
          	Onun seni özleyip özlemediğini hiç bilememektir

Livemiraa

          Özlemek, insanın içinde açılan sessiz bir çukurmuş  
          Ne taş atsan dolar, ne toprak atsan kapanır  
          Her gün biraz daha genişler, kenarları keskinleşir  
          Ve sen düşmemek için kenarlarından yürümeyi öğrenirsin  
          
          Bir kokudur özlemek bazen  
          Yastığa sinmiş, ceketin yakasında kalmış  
          Ciğerine çekersin, boğazın düğümlenir  
          Nefes alırsın, ama yaşadığın hissedilmez  
          
          Bir sestir özlemek  
          Kalabalığın içinde bile seçtiğin tek tını  
          Telefonun çalmayan ekranı, kapının çalınmayan tokmağı  
          En çok da kendi adını başkasından duymamaktır  
          
          Zamanı bükermiş özlemek  
          Dün ile bugün birbirine karışır  
          Yarın dediğin şey, ihtimali bile olmayan bir ülke olur  
          Ve sen o ülkede vizesiz, pasaportsuz beklersin  
          
          Gülersin, konuşursun, işe gidersin  
          Dışından bakınca sapasağlam bir insan  
          İçeride ise her gece yıkılan bir şehir  
          Enkazından her sabah yeniden doğrulmaya çalışan  
          
          Özlemek, kavuşmanın kefaretini peşin ödemektir  
          Görmeden sevmeyi, dokunmadan hissetmeyi öğrenmek  
          Ve en acısı  
          Onun seni özleyip özlemediğini hiç bilememektir

Livemiraa

Saklama dedim ben sana, içimdeki ayazı  
          Geceler boyu susarım, duyan olmaz niyazı  
          Bir sandal gibiyim, kıyıdan kopmuşum  
          Dalga dövdükçe anlıyorum: ben zaten yokmuşum  
          
          Pencere önünde bir çay, soğumuş çoktan  
          Karşımda boş sandalye, hatıran oturur bıkmadan  
          Kalabalıklar içinde kaybolurmuş insan  
          Ben kalabalığı kaybettim, şimdi tek başımayım  
          
          Ses etsem duvara çarpar, geri döner sesim  
          Sarılsam kendime, üşür yine nefesim  
          Birikir boğazımda söylenmemiş tüm heceler  
          Yalnızlık dediğin, en gürültülü sessizlikmiş meğer  
          
          Saklama dedim ben sana, bak yine sakladın 
          Gülüşünü ödünç aldım, kendime yasakladım  
          Şimdi her sabah uyanıp soruyorum aynaya  
          Ben mi yalnızlığa, yalnızlık mı bana alıştı acaba?

Alarabozkurttt

@ Livemiraa  Gece gece ağlatacaksın anlaşılan. 
Reply