Şah ve Piyonlar 17. Bölüm alıntı. Yorumlarınızı bekliyorum<3
"Siz nesi oluyorsunuz?" diye sordu önce.
"Erkek arkadaşıyım. Kimsesi yok şu an yanında, benimle konuşabilirsiniz."
Doktor panoyu koltuğunun altına sıkıştırıp ellerini önlüğünün cebine soktu.
"Bakın genç adam, dürüst konuşacağım. Durum pek iç açıcı değil," dedi, sesi koridorun sessizliğinde buz gibi çınladı.
"Hastanın geçmişten gelen ciddi bir anemisi ve ritim bozukluğu öyküsü var zaten. Kapakçıklarında doğuştan daralma ve yetmezlik var. Yaşadığı o şok doğrudan kapakçık yükünü artırdı, kalbi o yüzden o basıncı kaldıramayıp durdu ama buraya getirildiğinde kalbi tamamen durmuştu. Helikopterdeki arkadaşların müdahalesiyle hayata döndürülmüş ama kalp kası çok büyük bir travma yaşamış."
"Ama kalbi atıyor şu an, monitörde gördüm," dedim, sesim her an kavga etmeye hazır bir tonda yükselirken. "Toparlayacak değil mi?"
"Şu an makineler sayesinde stabil tutuyoruz," diyerek başını iki yana salladı doktor. "Fakat yaşadığı o akut stres ve şok dalgası, kalbinde kalıcı bir hasara yol açmış olabilir. En büyük korkumuz, kalbin durduğu o kritik dakikalarda beynin ve diğer hayati organların oksijensiz kalmış olma ihtimali. Şu an nörolojik tepkilerini ölçemiyoruz çünkü hasta derin bir koma halinde."
"Koma mı?" Sözcük boğazıma bir düğüm gibi oturdu.
"Evet. Vücut kendini tamamen kapattı. Önümüzdeki 24 saat çok kritik. Eğer bu süre zarfında uyanmazsa ya da beyin fonksiyonlarında bir kıpırdanma görmezsek, süreç kalıcı bitkisel hayata kadar gidebilir. Kendinizi en kötüsüne de hazırlasanız iyi olur. Şu an yapabileceğimiz tek şey beklemek ve kalbinin pes etmemesi için dua etmek."
Doktor omzuma hafifçe dokunup yanımdan geçip giderken, olduğum yere çakılıp kaldım.
"Sen pes etmezsin güzelim," diye fısıldadım, sesim cama çarpıp geri döndü. "Abinin hatırası için yaşadın iki yıl boyunca. Şimdi benim için, bizim için uyanmak zorundasın."