Engin kenarı hafif çalkalanan bir deniz,
Kayalara vurunca köpüren o tuzlu su...
Adalar denizinden esen hafif bir meltem,
Bir bankın yanında sen ve ben,
Elimizde iki külah dondurma.
Benimki sade kaymaktı,
Seninki çilekli ve orman meyveli...
Seversin sen, bilirim,
Lakin bir türlü yemeyi beceremezsin.
Ağzın, yüzün, her yanın dondurma...
Sana baktım, o kadar güzelsin ki!
Masum yüzüne bulaşmış dondurmanın kaymağı,
Tanrım, işte cennete bakar gibiyim...
Elimi uzattım, yüzüne dokundum,
Dondurma lekelerini parmağımla sildim.
O an bana döndün;
Sen değil ama gözlerin gülümsedi.
İtiraf edemesen de bedenin haykırdı gerçekleri,
"Seni seviyorum" dedi bedenin, anladım.
Sonra parmağımı götürdüm dudaklarına,
Dudaklarında hissettim teninin nefesini.
Ruhum titredi, deniz çalkalandı...
Köpükler; tuz ve iyot kokusuyla yanaştı burnumuza.
Meltem bize bir ıslık çaldı
Ve ben gözlerinde kayboldum...