Sekiz Ocak Perşembe,
Olması gerekenler olmaması gerekenlere yol açtığında kapıdan geçenlerle eşikte kalanlar bir milad gibi birbirlerine değerler. Orada kopan kimisine kıyamet, kimisine ihanet herkese farklı ama hepsine felaket. Bir felakete sığınmak, ateş olup baruta tutunmak gibidir. Patlamadan önceki kısa saliseler evet, belki de cennettir, belkide hiç tadına bakılmamış o nadide şekerin cezbedici, ağız sulandırıcı şevkidir. Ama unutulmamalı, bir patlamaya saliseler varsa, o patlama zaten olmuştur. Uçurumun kıyısında duruluyorsa, boşluğun elleri yakamıza çoktan yapışmıştır. Yıkıma son bir adım kaldıysa, biz çoktan enkaz altında kalmışızdır. Önlenemez şeyler için kural budur, bundan ibarettir. Mazoşist ruhları cezbeden doruklar bu yüzdendir. Kırmızı çizginin dibinde yaşayan, üzerinde gezen hatta zıplayan insanları bu yüzden sevmişimdir. Onlar korkarlar ama bu hisse bayılırlar. Hayatları boyunca korkularından kaçanların aksine, ona tutunur, onunla yaşar ölürlerse, ki çok muhtemel erkenden, onunla ölürler.