Nitekim bütün çocukları bir şekilde eve gönderdiğinde, Efe Kaan'ı Korkut almaya gelmiş ve uzaktan kızın halsiz yüzünü izleyip endişelenmişti.
Efe Kaan'la birlikte eve doğru aynı arabada giden Korkut, "Öğretmenin bugün iyi miydi, aslanım? Biraz hasta gibi duruyordu." Demişti çocuğun ağzından laf almaya çalışarak.
Efe Kaan arabaya bindiğinden beri eline aldığı ve oynadığı tabletten kafasını kaldırmadan, "Dayı, bebek anneden nasıl çıkıyor?" Demişti merakla.
Korkut duyduğu anlamsız soruyla kaşlarını kaldırırken, "Niye oğlum?" Diye sormuştu.
"Nazlı öğretmenimin karnında bebek varmış! O bebek oraya nasıl girdi? Öğretmenim onu yedi mi?" Demişti merakla büyük gözlerini kaldırıp, dayısının duyduklarıyla vurulmuş gibi duran ifadesine bakarken.
"Ne-ne diyorsun oğlum sen? Ne bebeği? Bebek ne!" Diye gitgide yükselen sesiyle Efe Kaan'a soru sorduğunda Efe Kaan dayısının gür sesine aşina olduğu için ürkmemiş, "Yusuf öğretmenle konuşuyordu. Ben aynı şeyleri hissetmiyorum sana karşı dedi, benim öğretmenim." Demişti duyduklarını olduğu gibi dayısına aktarırken.
Korkut yutkunup, "Başka! Başka ne dediler?" Demişti içi yanmaya başlarken.
Nazlı ona bunu yapmış olamazdı.
Korkut sırf Nazlı kıskanıp kendine geri dönsün diye saçma sapan bir ton insanla görünüyor ama hepsiyle biraz yakınlaşıp haberini yaptırıp geri gönderiyordu yanından. Tek istediği Nazlı'sının ona dönmesini sağlamaktı. Çünkü biliyordu. Kendşsi ne kadar kıskançsa, güzel güneşi de o kadar kıskançtı. Dayanamayacağına inanıyordu.
Oysa Nazlı.. Nazlı Yusuf'la olmuş bir de, hamile mi kalmıştı?