5.BÖLÜM'DEN ALINTI:
[ Otoparkta duyulan o tiz ıslık sesi hala kulaklarımızda çınlıyordu. On yıl boyunca bir mezar gibi sessiz kalan o kâbus, bu gece yeniden nefes almaya başlamıştı.
Emir, bardağındaki buzların erimesini izlerken derin bir iç çekti. " Onu gerçekten gördün mü Ayaz? " diye sordu, sesi resmen yorgunluktan pürüzlüydü. " Otoparkın o karanlığında... O harfi? "
Gözlerimi ufuk çizgisindeki sönük ışıklara diktim.
" Görmeme gerek yoktu Emir. Ben o harfi on yıldır her gece kapalı gözlerimin arkasında görüyorum. Otoparkta dökülen kan sadece bir imzaydı. O lanet simge geri döndü. "
Emir elindeki kahveyi yere bıraktı, omuzları resmen çökmüştü. " Eğer haklıysan, bu şehir bu gece sadece soğuktan donmayacak Ayaz. Bu şehir resmen yanacak."
Bardağımdaki içkiyi tek dikişte bitirip ona döndüm. Bakışlarımda zerre merhamet yoktu. " Yansın," dedim, sesimdeki o yıkıcı kararlılıkla. " Zaten küllerimizden doğmamış mıydık? Bırak bu kez her şeyi o küller yutsun. "
Sessizlik, aramızda bir cellat gibi duruyordu. Liya... Liya’nın kim olduğu ve neyi bildiğini sandığımızdan çok daha karmaşıktı. O cellat onu boğmadan, ben kendimi o karanlığa bırakmalıydım...
" O kadınla tanışmanın tesadüf olmadığını biliyorsun, değil mi? Çünkü bu lanet örgüt bir virüs gibi... Mikrop gibi... Ve sanki seçili insanlara bulaşıyor. Şimdi iki teori üzerinden yürüyeceğiz: ya bu kadın seninle böyle yakınlık kurduğu için onu istiyorlar, ya da o kadını da rahat yaksınlar diye sana böyle yaklaştırdılar... Soykan, çember daralıyor... "
Çember daralıyor... Benim için... Onun için... Bizim için...
Zaman doluyor... Benim için... Onun için... Bizim için... ]
Evett, nasıl buldunuzzz? Bu bölümü soğuk Soykan'ın dilinden okuyacağız. Evet, söylediğim zamandan bir tık geç atmış olabilirim ( ani ders araya sıkışmasıyla ), bu yüzden özür dilerim :). En yakın zamanda, daha güzel haberlerle görüşmek üzere! ❤️