kaybetmek. bazen istemsiz bazen zamanın getirdiği zorunluluklar ile. farkında olmadan, yavaşça. insanların istediği kalıplara girmeyince, onların istediği gibi biri olmayınca her zaman kötü olurmuş insan. ne kadar karşındaki kişi seni öyle kabul ettiğini söylese de her zaman bir yerlerde konuşan bir ses olur. belki iyi belki kötü. zamana bırakmayı, sevdiğim insanları bırakmayı, bazı şeylerden bazı konulardan vazgeçmeyi hiç bu kadar zor sanmadım. umursamaz göründüm hep, güya kendimi koruyordum. sevdiğin insanları geride bırakmanın verdiği hissi yazarak anlatamam. ama deneyebilirim. herhangi bir olayda, herhangi bir şeyde.. gözünün önüne gelir. unutmak benim için kolaydı güya. bırakmak. kendimi seçmedim hiçbir zaman, sanki onları özgür bırakmışım gibi geldi daha çok. iniş-çıkışlarla doluyum, çoğu zaman dengesiz. hata yaptım. yeniden daha önce hissettiğim duyguları hissediyorum.. beş yıl önceki duyguları. ben en çok yıkan, bir daha bunları hissetmeyeceğime dair inancımdı. insan en çok inandığı yerden kırılır. iyi biriyim diyemem, ne yaptığımı bilmiyorum.
hissedemiyorum. bir gün o kadar yoğun hissettim ki. şimdi sadece acıdığını biliyorum. olsun, en azından biliyorum. bu kadar düşünmenin bana lütuf olmadığını bilecek kadar çok yaşadım. beni tanıdığını söyleyen insanların yalnızca benim için uydurdukları kalıplar olduğunu veya kendimi o kalıplara sokmaya çalıştığımı hatta sonrasında mal gibi kaldığımı biliyorum. uzun zaman sonra ilk defa güvenmiştim. korktum.