_-Isidore-_
Şövalye:
Gözlerini açtığında ilk gördüğün şeyin duman olmasını istemezdim… ama seni oradan çıkarmak için başka şansım yoktu.
Kız:
…Ben… neredeyim? Az önce… her yer ateşti.
Şövalye:
Artık güvendesin. Orası savaşın kalbiydi, burası ise onun unuttuğu bir köşe.
(Sessizce gülümser) Şanslısın… seni bulan kişi biraz kurnazdır.
Kız:
Kurnaz mı…? Sen bir şövalyesin, değil mi? Şövalyeler dürüst olur diye bilirdim.
Şövalye:
Dürüstlük… savaşta çoğu zaman ilk ölen şeydir.
Ama merak etme, sana karşı değilim. Seni kurtarmak için biraz… tilki gibi davranmam gerekti sadece.
Kız:
(Biraz çekinerek)
Yine de… bana zarar vermeyeceğini nereden bileyim?
Şövalye:
Bilmezsin.
Ama eğer vermek isteseydim, seni alevlerin içinden taşımak yerine orada bırakırdım.
Kız:
…
(Sessizlikten sonra)
Haklısın. Özür dilerim. Sadece… korkuyorum.
Şövalye:
Korku kötü bir şey değildir. İnsan olduğunu hatırlatır.
Ben korkmayı çoktan unuttum… ya da öyle sanıyordum.
Kız:
Neden?
Şövalye:
Çünkü seni taşırken kalbimin hızlandığını fark ettim.
Bu savaşta hiçbir şey beni durduramazdı… ama seni kaybetme ihtimali…
(O an duraksar)
Garip, değil mi?
Kız:
(Başını eğer gibi)
Ben… kimse için bu kadar önemli olmadım.
Şövalye:
Artık oldun.
Ama bunu bir kahramanlık hikayesi sanma.
Ben kahraman değilim… sadece doğru anı kollayan bir tilkiyim.
Kız:
O zaman… ben ne oluyorum?
Şövalye:
(Sesinde yumuşak ama zekice bir ton)
Sen… bu tilkinin bile hesaplayamadığı tek şeysin.
Masumiyetin… savaşın tüm kurallarını bozuyor.
Kız:
(Biraz gülümseyerek)
O kadar karmaşık konuşuyorsun ki… seni anlamak zor.
Şövalye:
Anlaşılmak için konuşmam. Hayatta kalmak için konuşurum.
Ama seninle… belki biraz farklı.
Kız:
Farklı nasıl?
_-Isidore-_
Şövalye:
İlk defa birine yalan söylemek istemiyorum.
Kız:
O zaman doğruyu söyle…
Beni neden kurtardın?
Şövalye:
…
(Sessizlik uzar, sonra düşük bir sesle)
Çünkü gözlerinde savaş yoktu.
Ve ben… o savaşı kaybetmek istedim.
Kız:
(Bu sözlere şaşırır)
Bir şövalye… kaybetmek ister mi?
Şövalye:
Herkese karşı kazandım.
Ama belki… ilk kez biri karşısında yenilmek istiyorum.
Kız:
(Biraz daha yaklaşır gibi)
Ben… sana güvenebilir miyim?
Şövalye:
Güvenme.
Ama benimle kal.
Çünkü seni koruyacak kadar kurnazım…
ve seni bırakmayacak kadar da… zayıf.
Kız:
(Zayıf kelimesine takılır)
Sen hiç zayıf görünmüyorsun.
Şövalye:
En tehlikeli zayıflıklar… görünmeyenlerdir.
Kız:
O zaman… ben senin zayıflığın mıyım?
Şövalye:
(Hafif bir gülümseme hissedilir)
Hayır…
Sen benim… vazgeçemeyeceğim hatamsın.
Kız:
…
O halde… bu hatayı birlikte yapalım mı?
Şövalye:
(Zekice, sakin bir tonla)
Ben zaten başladım bile.
•
Reply