Sevgili “Son Koruyucu” Ailesi,
Siz kahraman okurlarım, yıllardır bu sayfalarda kılıç sallayıp kalp sızlattınız; birlikte kahve molası verdik. ☕ (Arada “yazar hâlâ yaşıyor mu?” diye DM atanlara selam olsun. Evet, yaşıyorum — ve hâlâ kahvemi şekersiz içiyorum.)
Şimdi gelelim o meşhur “ikinci kitap mı, final mi?” muammamıza…
İtiraf edeyim: İçimdeki macera ateşi bir süre önce “ufak çaplı kamp ateşi”ne döndü. Küller hâlâ sıcak, evet, ama hani öyle “ejderha nefesi” kıvamında değil. Bu yüzden “Son Koruyucu”ya ninja gibi gizlice bir son sayfa bağlamak yerine, kalkanımı yere bırakıp size gözünüzün içine baka baka veda etmeyi seçiyorum.
Ama durun, mendilleri kapmadan önce birkaç gerçek:
1. Bu hikâye bizi korudu; karanlık günlerde moral verdi, iyi günlerde kahkaha kattı.
2. “Son” kelimesi korkutucu dursa da aslında yepyeni başlangıçlara kapı aralar.
3. Ben yazmazsam elim kaşınır. Kısacası, maceramız başka karakterlerle, bambaşka evrende devam edecek. (Spoiler: Muhtemelen bol gözyaşı + kahkaha karışımı bir şeyler sizi bekliyor.)
Dolayısıyla…
“Devam et!” diyen ekibe: Yeni hikâyede rezervasyonunuz hazır, koltuk numaranız değişmedi.
“Artık bitsin” diyen minik ama kararlı azınlığa: Merak etmeyin, final bölümüyle birlikte huzura kavuşacaksınız.
“Yeter ki yaz, içine fişek koy, yine okuruz” tayfama: Sizi ayrıca seviyorum.
Teşekkürler…
Kalbime not bırakan her yorumunuz, karakterlere taktığınız her lakap, “Hadi at şu bölümü çabuk!” diye yaptığınız her tatlı baskı; hepsi bu dünyayı canlı tuttu. İyi ki vardınız, iyi ki yol arkadaşım oldunuz.
Şimdi izninizle pelerini asıp yeni bir hikâyenin ilk satırına dalıyorum. Yine birlikte gülmek, ağlamak, “Nasıl yani?!” diye sayfa çevirip durmak isterseniz, orada buluşuruz.
Sevgiyle ve kocaman bir kucaklama ile,
MİMOZA
(Resmî unvan: Eski Koruyucu, Yeni Macera Avcısı)