Gözlerine saklanan yorgunluğun nedeni gökyüzü mü, ağlayan yağmurlar değil mi? Gündüz görülen kabuslar kışın alameti mi? Bir çığ olup üzerine yürüyen acılar bugünün mimarisi mi?
Bekliyorum.
Işıkların altında değilim ama sana ışık olmak adına sakınıyorum kendimi. Bir mum varsa göğüs kafesimde ve bir gün sönerse, bil ki bu yalnızca nefesinle.
Ağlamıyorum. Gözlerime kızgın demirler basıyorlar sanki lakin gözyaşım yüzümün derilerini yakacak, akmıyor.
Durmuyor içimde hissedemediğim duyguları kaybetme korkusu, bitmiyor.
Ve senin yürüdüğün yollarda kendi ayak izlerimi ararken kayboluyorum. Tutmuyorsun elimden, dokunmuyorsun saçlarıma.
Oysa sen seviyorsun diye uzattım yıllarca.
Neyin kibri? Neyin savaşı bu sevgilim?
Ben yaşlansam dahi bitmeyecek olan bu ağrı, bu sancı, keder hepsi senin. Bir ihtimal dahi varsa beklerim, mühürüm senin.
Küçücük dünyamda edindiğin yer, yemin ederim ki ebediyetin.
Bu yüzden gitme.
Kal ki, anlam kazansın bu zavallı ruh.
Kal ki, güneş doğacaksa sebebi olsun, gece çökecekse biteceğini bileyim.
Yeter ki sen kal, sevgilim.