insanlar sevdiklerini yakınlarında ister, onlara göre dokunmak, koklamak, öpmek aşktır. Kalbin kalbe olan sıcaklığını hissetmek doğru sevgidir, fakat atladıkları noktalar vardır. Bazen sevdiğimiz yanımızda olamayabilir, bazen bu düşünce aptallık gibi de gelebilir ama bir kalp daha önce sarılmadığı, yüz yüze görmediği, kokusunu alamadığı, doyana kadar öpemediği bir kalbe aşık olabilir. Bu kalpler arasında aşılamayacak gibi görünen mesafeler vardır fakat hiçbir şey imkansız değildir.
Aşkın en saf halidir, hiç dokunmadığın, koklamadığın birini sevmek... Aynı bir Ay edasıyla... Belki de Ay çok güzel olduğu için uzaktadır. Güneş ve Ay birbirine dokunamaz, aralarında milyonlarca kilometre mesafe vardır, lakin Güneş, ışığıyla Ay'ı sevmeye devam eder.
Uzak mesafe ilişkisi, hüzün dolu olsa bile tatlı bir umut doğdurur insanın içine. "Belki" der. "Belki bir gün onu görürüm." umuduyla yeşerir. Büyür, umudu artar, kocaman olur, şehrine sığamaz ve o an o vakit gelir. Buluşma vakti. O an en inanılmaz andır. Sevdan sana kavuşur, sen ona kavuşursun.
Biz Eylül, biz mesafelerin ardına gizlenmiş iki ruhuz. Beklenen gün gelecek mi bilmiyoruz lakin umudumuzu asla kaybetmiyoruz.
Seni ilk fark ettiğim günü asla unutamıyorum. O zamanlar yeni yeni fic yazıyordum. 'Heartu Heartu' ficime yorum yapmıştın ve yorumlarını çok samimi bulduğum için seni takip etmiştim ve her şey orada başlamıştı.