Ben yalnız biriyim. Hiçbir insan da kendimi bulamadım. Bulsam bile yanıldığımı gördüm her daim. Aşk dediğimiz şey hep yanılmaca değil midir ? Yanılmaktan yoruldum. Kendimi unutacak kadar ne yaptım ki bu dünyada. Yalnızlığıma tutundum, toplumdan ne bir şey gördüm ne de aradım. Kendimi bulamayınca varoşsal sıkıntılara daldım daima, ebeveynlerime dava açabilecek imkanım olsaydı eğer beni bu dünyaya getirmemelerini dilerdim. Bu dünyanın kahrı, endişesi, her geçen gün artan yok oluşuna şahit olmak istemiyorum artık. Bu cümleleri yazarken varoşsal sıkıntıya girdiğimi dahi görebilirsiniz. Hoşuma da gitmiyor değildi ama inanır mısınız bu durumdan bile sıkıldım. İnsanların içinde yalnız kalmaktan sıkıldım. Beni bütünümle kabul edecek, düşüncelerime sadık kalacak o kişiyi aramakla geçmiş ömrüm. “Ne geçti eline?” Diye bağırdım içimden kendime. Umut böyle bir şeydir, insana acı bile veriyor olsa da yitiremiyorsun. Çok şey istemedim her daim az ile yetinecek bir yaşam kurmayı hayal ettim. İnsan, insana bunu bile çok görüyor bu devirde. Sokağa çıktım yürüdüm. Saat dörde çeyrek var. Elimde bir kitap ama okumadan yürüyorum. Soluklanayım diye dururken gökyüzüne bakıp durdum daima. Söylendim kendi kendime ucuz olan tek şey dünyanın kahrı; dünyanın kahrını çekmek bedava.