dert alınır gömülmez
yutulur yutak aşağı
zincir kırılır omuzların
parmaklar değil aşk uşağı
şakağımdan geçiriyorlar ipi ne lazım, çok lazım
sabahım akşama karışır ben bağrıma yanarım
genişim dar derinim sığdır ben kendimde batarım
sığamam bahra bakındığım kadar kocamanım
dermanımı toprakta koklar topallayarak koşarım
velev ki nefes alacağım, nerede duracağım?
kaçırdım durağımı hasmım olur mu altı teker
beni hangi göğüse gömecekler
hangi omuza yaslanacağım
nefesimi çekerler benden ötürü
bağırsağım misina, yükümden istifra,
ben düşmedim ki tutsunlar, tutabilene bin bela
bir iftira ki sevgidir namı
güzel gözü bile öpmez mecnunundur bu adap
sen ki iste istemeyi ölmeyi isteyecek kadar
sana yetmeyecek tanrıların vereceği kağıttaki sonsuz ispat
tüy bitsin dilinde kıl uçsun yüreğinden
sen kimsin ki senin gibi birini hak edip doğuracaksın hiçlikten
derman yoksunu bir gezgin, kavaksız bir derviş
kokladığın o serap bırakır seni kimsesiz
laubali ötersin diye yoksunsun nefesten
ne eylersin, bilemem, böylesin, sevilmezsen.