S3RP3NT1N4
başlıyorum hazır mısınız
S3RP3NT1N4
ben karayı bulamam ama kara beni buldu diyelim. tenim yanacak. kavrulacağım. güneşle boğulacak elim yüzüm, güpgüzel olacağım. turnusol hayata gelecek, belirleyecek kim beni gerçekten seviyor. anneme gideceğim sonra. annem beni sevmiyor, mavi. sevmeyecek, mavi. ben sana yollanırken pek hoşuna gitmezdim hoşuna gidene kadar. ama karşı tarafta beni gördüğü an tenimden iğrenecek, mavi. senden değil. benden. iliklerime kadar güneşi hissetmeye değer mi, diye düşünüyorum. yeni bir hayata adapte olacağım. tekrardan yürümeye alışacağım. bacaklarım bazen düşürecek beni, bazen de migren tutacak. ama sıcacık olacağım. geri dönmemeye yeminliyim, ama sanırım yolun çok başındayım. sen beni soğukken seviyorsun. tenim bembeyazken. ben en çok kendimi sevdiğim zaman, sen en çok benden nefret ettiğin zamanda olacaksın. senden kurtulacağım. ama şu an sorun ne, biliyor musun? arkamdan izliyorsun kayığı. hatta kayık upuzun bir iple bağlı. yavaşça, ama çok yavaşça o ip salınıyor kendi kendine. kopuyor. ben küçük küçük çözüyorum. ip uzuyor. hiç bitmeyecek gibi geliyor. yine de okyanustayım. bir tek çıktığım karayı görüyorum, dönmemek için yeminli olduğum yeri. yine hiçliğin ortasındayım. yine. yine senin ortandayım, mavi.
•
Reply
S3RP3NT1N4
disfori... seneler sonra geri dönmen ahlaki açıdan ne kadar doğru. hırpalanmıyorum. gözlerim bağlandı oturdum kayığın içine. kayık nereye yüzüyor. ben nereye gidiyorum. okyanusun ortasındayım ki ufuk bile umut vaad etmiyor bana. kıyıyı, karayı düşünüyorum. canım yanıyor, canım çok yanıyor. hiçbir şey göremiyorum. fırtınalar yakacak beni biliyorum. her şeyin olduğu hiçbir şey, hiçbir şeyin olmadığı her şeyin içinde yalnızım. sevdiklerimin mektupları bana varmıyor. sevdiklerimi unuttum, hatta. burada bir tek altımdaki amansız okyanus var, nefesim var duymaya katlanamadığım, kapkara gök, boğucu bulutlar. güneş aradan sızıyor, yaramaz biraz. işe yarıyor mu? gün yüzü gösteriyor mu bana karayı? göstermiyor. hemen geri gidiyor zaten. zile bas kaç oynuyoruz. ve ben her zili duyduğumda diyorum ki, belki bu gök yüzünden göremiyorum ben karayı, ama güneş her yeri gösteriyor, sadece mavi. maviyi severim, maviyi düşünürüm kırmızıyken. ama bir yere varamazken en korkunç renktir mavi. siyahsa, dersiniz, kör oldum, koklarım duyarım bir yere gelirim. ama maviyi görmek. kabustur mavi. her an altımdaki tahtaları kopartmadan suya atlar, yüzebilirim, veya o suyla kendimi boğabilirim. yüzsem de boğulsam da ölümle bitecek. ben karayı göremiyorum, mavi. ben yüzünce nefesim tıkanıyor, mavi. senden çıkıp sana ineceğim. istiyorum ki bir fırtına daha çıksın ki tepetaklak olayım, derinlere batayım hiç çıkmayacak şekilde. kayığımda ne var ki? tanrı bana yemek yolluyor. yeteri kadar teşekkür etmiyor muyum? yoksa insanlardan mı geliyor bu? ilüzyon? kumdan nefret ederim, kuma basıp yanmak için yanıyorum. sen beni neden yakmıyorsun, mavi? yanlış yönde miyim, küreğim yok ki. dalgaların keyfine bırakılmışım. balık yok. sadece sensin, mavi. bazen gri seni öper usul usul dudaklarından. kısa, kibar, sıcak. ve beni öldürürsünüz, mavi. ta ki güneş yeniden açana kadar, ben bir umutla ufuğa bakıp karayı görmeyene ve tırnaklarım derime geçene kadar.
•
Reply