Prolog
Sık ağaçların arasından duyulan siren sesi, bu gece genç bir kız için inliyordu. Dakikaların birbirini itmesiyle arabalar açık bir alanda durdu. Sinyaller hedef olarak burayı gösteriyordu; karşılarındaki depo viraneden ibaretti. Telsizler susmuyor, arkadan gelen ambulansın alana yerleşirken toprakta çıkardığı huzursuz ses kalpleri dağlıyordu.
İki polis memuru ellerinde silahları, gözlerinde umutları, yüreklerinde korkuları ile temkinli adımlarla depoya yaklaşıyordu. Komiserin verdiği işaretle geriye kalan polisler çevreye dağılırken sessizlik hiç bu kadar ürkütücü olmamıştı.
Yedi ay üç gün sonra onu bulmuşlardı.
Dahası olabilir miydi?
Paslanmış demire indirilen sert tekme, kapının gıcırdayarak geriye açılmasına sebep oldu. Birden fazla yüz aynı anda içeri bakıyordu. Su birikintilerinin çatlaklardan sızarak zemine düşüşüne şahitlik ettiler. Yer yer görünen örümcek ağları ve rutubet kokusu kişiyi öğürtecek derecede baskındı. Deponun kirli atmosferinin ortasındaydı aradıkları kişi. Yüzler ekşitilmişti belki ama ellerindeki fener bulmuştu nihayet aradıklarını.
Dudaklarda açan acılı gülümseme, tek seste son buldu. “Tüm ekiplerin dikkatine, Açelya Saran bulundu! Tekrar ediyorum, Açelya Saran bulundu!”
BÖLÜM SONUUU
Yks den sonra paylaşacağım kitabın prologu arakadaşlarrrrrrr. Heyecanı doruklarda bırakmayı severimmmm. İyi akşamlarrrr