Görmedim çehreni, bilmedim sesinin ahengini,
Lâkin bir kitabın satırlarından düştü aşkın gönlüme.
Her kelâmında bir sır gizliydi sanki,
Her mısraında ruhunun gölgesi dolaştı içimde.
Ey kalemiyle gönül işleyen yâd kişi,
Bilmezsin adıma dokunduğunu,
Ben ise bilirim:
Bir yabancının sözüyle tutuşmak da kaderin bir cilvesidir.
Okurken seni, nice defa durdu nefesim;
Bir kelâmınla gönlümde bir kapı açıldı.
Sanma ki sıradan bir söz idi yazdığın
O sözde saklı bir hakikat vardı,
Ben de o hakikate gönlümü rehin verdim.
Ne yüzünü gördüm, ne sohbetine nail oldum,
Yalnızca satırlarından süzülen latif bir hâl
Düştü kalbimin sinesine.
Ve bil ki:
Bazen tanışmak gerekmez,
Bir insanı tanımaya bir mısra bile kâfidir.
Ey bilmediğim, görmediğim kişi,
Adını söylemek dahi cüret ister bana;
Çünkü seninle aramda
Bir kitabın sessiz perdesi durur.
Lâkin o perde, aşkı gizlemeye kâfi değildir.
Sen bendeki yerini bilmezsin,
Ama ben
Senin kelâmında saklı kalan o ince sızıya
Çoktan vurgunum.