Senelerevvel

Dildâre düşeli gönlümde bir nâzik sedef açar,
          	Adın anıldıkça içimde bir ince alev uçar.
          	
          	Ne yüzünü gördüm ey mâh, ne sözün erişti bana,
          	Yine de her gâh seni anmakla kalbim seher saçar.
          	
          	Merakın öyle tazedir ki gülün goncası gibi,
          	Daha açılmadan âhımda bin türlü renk saçar.
          	
          	Aklımda bir hayâl, gönlümde bir sır olup durur,
          	Adın suya düşen iz misâli, halkalar halkalar açar.
          	
          	Ey görmeden gönlümü fetheden latîf rüzgâr,
          	Sen geçince gönül bağımda takat kalmaz, bahar uçar.
          	
          	Ben bilmem bu hâl âşklık mıdır yoksa bir emâre,
          	Lâkin her dem seni düşünmek ruhuma bir huzur saçar.

Senelerevvel

Dildâre düşeli gönlümde bir nâzik sedef açar,
          Adın anıldıkça içimde bir ince alev uçar.
          
          Ne yüzünü gördüm ey mâh, ne sözün erişti bana,
          Yine de her gâh seni anmakla kalbim seher saçar.
          
          Merakın öyle tazedir ki gülün goncası gibi,
          Daha açılmadan âhımda bin türlü renk saçar.
          
          Aklımda bir hayâl, gönlümde bir sır olup durur,
          Adın suya düşen iz misâli, halkalar halkalar açar.
          
          Ey görmeden gönlümü fetheden latîf rüzgâr,
          Sen geçince gönül bağımda takat kalmaz, bahar uçar.
          
          Ben bilmem bu hâl âşklık mıdır yoksa bir emâre,
          Lâkin her dem seni düşünmek ruhuma bir huzur saçar.

Senelerevvel

Görmedim çehreni, bilmedim sesinin ahengini,
          Lâkin bir kitabın satırlarından düştü aşkın gönlüme.
          Her kelâmında bir sır gizliydi sanki,
          Her mısraında ruhunun gölgesi dolaştı içimde.
          
          Ey kalemiyle gönül işleyen yâd kişi,
          Bilmezsin adıma dokunduğunu,
          Ben ise bilirim:
          Bir yabancının sözüyle tutuşmak da kaderin bir cilvesidir.
          
          Okurken seni, nice defa durdu nefesim;
          Bir kelâmınla gönlümde bir kapı açıldı.
          Sanma ki sıradan bir söz idi yazdığın
          O sözde saklı bir hakikat vardı,
          Ben de o hakikate gönlümü rehin verdim.
          
          Ne yüzünü gördüm, ne sohbetine nail oldum,
          Yalnızca satırlarından süzülen latif bir hâl
          Düştü kalbimin sinesine.
          Ve bil ki:
          Bazen tanışmak gerekmez,
          Bir insanı tanımaya bir mısra bile kâfidir.
          
          Ey bilmediğim, görmediğim kişi,
          Adını söylemek dahi cüret ister bana;
          Çünkü seninle aramda
          Bir kitabın sessiz perdesi durur.
          Lâkin o perde, aşkı gizlemeye kâfi değildir.
          
          Sen bendeki yerini bilmezsin,
          Ama ben
          Senin kelâmında saklı kalan o ince sızıya
          Çoktan vurgunum.

Senelerevvel

@admince1 Çok teşekkür ederim, çok beğendim... Kalemine sağlık.
Reply

admince1

@ Senelerevvel  şiir çok etkileyici olmuş , öyle ki bi an durup düşündürüyor , bu bana yazılmış olsaydı karşılık olarak nasıl birsey yazardım diye,  okurken insanın zihninde başka şiirlere de yol açıyor. Bende bendeki çağrışımından bir tane yazdım. (Haddimi aştığımı düşünürsen yarın kaldırırım . Ben sadece şiirin bende yol açtığı duyguyu yazdım kişi ve kurumlardan bağımsızdır)
            
            Gözlerini sırla yıkayan kadının
            yüzümün çizgilerine
             söz bulaştırarak aradığı şiir,
            Varlığımın gayrimeşru çocukluğudur.
            
            Ey şiirin bedene düştüğü toprak,
            Bilmesem de adının imgesini
            Tohumun cilvesidir ağaç olmak.
            
            Duyarken nefesini, tuttum sesini,
            gönül kulbunda unutuğun tenin
            günahımın yılgın  gülüdür. 
            
            Oysa bilmezsin ne beni , ne de dilimi,
            şiirce bir yanılgıyım gözünde,
            yokluğumdan damıttığın bir ışığım teninde,
            ve bilirim :
            Bedencenin ötesinde şiirce tanışabiliriz.
            
            Bilinmezimde bilinir kılındığım kadın ,
            Adım yalnız sahici dudaklarına  yakışır da,
            perdesiz kitaplar gül kesilip aramızda kurur. 
            
            
            
Reply

Senelerevvel

Bir zaman sonra,
          sessiz kalmanın yenilgi değil,
          kendini korumanın başka bir yolu olduğunu fark edersin.
          
          Ve öğrenirsin,
          her “anladım” diyenin seni anlamadığını,
          her “yanındayım” diyenin orada kalmadığını.
          
          Bir zaman sonra,
          beklentilerin değil, kabullerin büyüttüğünü keşfedersin,
          ve sabrın aslında sessiz bir cesaret olduğunu.
          
          Artık bilirsin;
          bazı vedalar kırık değil,
          sadece tamamlanmış cümlelerdir.
          
          Ve güneşin altında her şey parlar sanırsın,
          ama sen bilirsin,
          ışığın bile gölgeye ihtiyacı vardır görünmek için.
          
          O yüzden,
          başkasının sesinde huzur aramadan
          kendi melodini duyarsın bir sabah.
          Kendi toprağında filizlenir kalbin,
          ve kendi baharında açar yeniden.
          
          Ve o an,
          hiç kimsenin dokunuşuna değil,
          kendi varlığına teşekkür edersin.
          
          Çünkü artık bilirsin;
          Dayanıklısın.
          Ve yeterlisin.
          Ve hak ettiğin kadar güzelsin.