"Kanatları kırıldığında değil, haddinden fazla yükleri çoğaldığında uçamaz kuşlar." Bakışlarını çekmedi Ryan. Zihninde duyduğu ses Surh'a aitti. Burada değildi. Buraya gelmezdi lakin ona ulaşmanın bir yolunu yine bulmuştu.
"Kırıldığında kanat..." diye mırıldandı sessizce. Surh'un duyacağını biliyordu. "Özgürlükle anılan kuş tutsaktır zaten." Yine erken konuşmuştu. Hissediyordu. Surh yeniden ona bir kesit sunacaktı.
Zihnindeki nefesin yorgunluğunu hissetti önce. Sessizce verilen lakin bağıran bir nefesti bu. Tahmin edebiliyordu. Surh gözlerini bıkkınca kapamıştı. Koskoca ilahi bir yaradılışa dahi sabır çektirebiliyordu Ryan.
"Özgür olanı özgür kılan kanatlar değildir genç adam. Kuş uçtuğu için özgür değildi. Kanatları kıran yükler olmadığı için hafifti bedeni." Bilgelik akan bir sesle işlemişti zihnine. Gözlerini sevdiği kadından almadı. Günler sonra ilk kez titreyerek kıpırdandı dudakları.
Kırık bir tebessüm yayıldı sertleşen ifadesine. Erken konuştuğunun farkındaydı lakin yüze vurulma hızı her zaman beklenmedik olurdu. İçi sızladı. Geçmiş aklını kemirirken, dudakları titredi.
Kanatları kıran yükler olmadığı için hafifti bedeni...
...
Hala buradayım. Devam ediyorum, hala deniyorum yazmayı. :)