SenoritaSelene

Yıllar sonra da bir hazan sabahında..
          	Sessizce uyanırsam yüreğimde olacaksın.
          	
          	▪︎ Kıraç

SenoritaSelene

Seni her hâlinle seviyorum kendim. Geçmişteki, bugünkü ve gelecekteki halini. Sanırım, içindeki çocuğu öldüremedin. O çocukken evleri Pembe'ye ve Mavi'ye boyardı. Bu yüzden geçmişini atamazsın zaten. Önemli olan renk değil ki.. Önemli olan senin kendini nasıl gördüğün ve nasıl sevdiğin. Bir renk olmak istesen de sende her renk var zaten. Birini olsan bile hep bir başkası olacaksın. Her zaman değişeceksin... Kendinle barıştın, geçmişi kabul ettin. Artık renklerinle huzur içinde yaşayabilirsin. Çocukluğum... Mavi ve Pembe'ydi.
          
          ▪︎ İçimde Yaşattığım Mavi'ye.

SenoritaSelene

Bazen Açık Mavi'yim, neşeli bulutlar gibi... Şen çocuk kahkahaları içinde, sıcak gülüşleri yakalayan.
Reply

SenoritaSelene

Bazen Gece kadar Siyah ve Lacivert'im. Hem gizemli hem de tehlikeli...
Reply

SenoritaSelene

Ve ben artık tek bir renk değilim. Bu karmaşık dünyada bazen Turuncu'yum. Sabah güneşi kadar sıcak ve samimi olan... 
Reply

SenoritaSelene

https://www.instagram.com/reel/DRxDzXdCAv2/?igsh=MXMxcXRyNTdkdnUxbg
          
          "Kaderin kırmızı ip efsanesini biliyor musun?"
          
          "Anlatsana. Senin anlattığın her şeyi dinleyebilirim."
          
          Tebessümle anlatmaya başladım. "Eski bir Çin inanışına göre; görünmeyen kırmızı bir ip, ruh eşlerini birbirine bağlarmış. İp ne kadar dolanırsa dolansın, isterse düğüm olsun, veya gerilsin; asla kopmazmış. Şartlar, zaman ya da oldukları yer fark etmez, mutlaka birbirlerini bulurlarmış." 
          
          "Aynı senin ve benim gibi..." dedi tebessüm ederek.
          
          Onun gülüşü, sesi, her şeyi içimi ısıtmaya yetiyordu sanki. "Bana iyi geliyorsun, her şeyinle... Seni seviyorum su perisi." dedim.
          
          Utandığını al al olmuş yanaklarından anlayabiliyordum. Şimdi de utanmış, elleriyle oynuyor. Bakışlarını benim dışımda her şeyde gezdiriyordu. Tanrı' m bu şimdi benim miydi?
          Sana binlerce şükürler olsun..
          
          ▪︎ Anka: Ateş ve Su
          
          Bir Ateş ile bir Su’yun hikâyesi…
          Aşk, bir araya gelmesi imkânsız görünen iki ruhu karşı karşıya getirdiğinde; tutku, sevgi, nefret ve heyecan tek bir şeyi haykırır: “Birlikte var olmalıyız.”
          
          Onları ayırmak isteyen nice düşman varken bir de kaderin oyunu devreye girerse… Hele ki ortada bir çocuk olursa, hiçbir şey eskisi gibi kalmaz.
          
          Yakında: Anka / Ateş ve Su
          Aşkın en yakıcı ve en duru hâline hazır olun.

SenoritaSelene

Annem çok sevmelerin kadınıydı.
          Daldaki kirazları,
          Yazmasındaki oyaları,
          Fistanındaki çiçekleri,
          Asmadaki üzümleri,
          Evin kedisini,
          Sokağın delisini,
          Babamın gömleğini,
          Beni, bizi, mahalleyi...
          Bildiğim her şeyi severdi.
          Bana da sevmeyi öğretti.
          Öyle az buz değil,
          'Çok Sev' derdi.
          Annem gibiyim artık.
          Az sevme bilmiyorum ben.
          
          ▪︎ Didem Madak

SenoritaSelene

Hep böyle çocuksu mu bakar senin gözlerin?
          Hep böyle içinde uzak bir ışık mı yanar?
          Bakışlarında beni dinlendiren bir şey var;
          Kıyısındaymış gibi en sakin denizlerin...
          Bir yelkenliyim ben şimdi senin limanında.
          Fırtınalardan geldim sen de dinleniyorum.
          Bu huzur, bu sessizlik hiç bitmesin diyorum;
          En eşsiz dakikalar sürsün senin yanında...
          Hiç yumma gözlerini, ışığın eksilmesin,
          Gündüzüm, aydınlığım, ipek böceğim benim!
          Güz bahçemde açılmış o son çiçeğim benim!
          Yorgun kalbim seninle elem nedir bilmesin;
          Ayırma gözlerimden çocuksu gözlerini,
          O sakin, o yalansız, o kuytu gözlerini...
          
          ▪︎ Ümit Yaşar Oğuzcan