Bazen bazı seyleri geri getiremeyiz. Bazen bazı seyleri kaybetmemiz gerekir. Evet ölmez, ama ellerinizden gittiğinizde mezara koymuş gibi hissedersiniz. Sıcağını, sesini, koşturmasını özledim biraz.
Bu konularda belli etmem genelde dışıma, içimden ağlıyorum kanaya kanaya ben. Uyandığımda hala evimizde bizimle kalıyor sandım, aptallıktı. Gittiğini kabul edememişim.
Aynı şeyi defalarca yaşamak artık acıtmak yerine yoruyor, git gide öldürüyor. Kimden olursa olsun. Alıştırıldığım şeyden birden mahrum kalınca anlamıyorum garip bir boşluğa düşüyorum. Gerçi onun bıraktığı boşluk ne zaman geçerdi ki?
Bir yıl yedi ay olacak nerdeyse, nasıl kapatırsın bu açık yarayı? Hesabını verir misin Tanrı'ya? Sormaz mı sana?
Senin için yalnızca 1 ay sürdüm ben hayatında bir figüran olarak, benim için sevip kaçabileceğim bir liman haline gelmiştin 1 yıl 7 ay içinde. Buydu işte aramızdaki fark. Senin benden kaçacak arkadaşların vardı gün içinde. Ben de kendi içime kaçıyordum kimse yaklaşmadığı için.
Geçen gün kızdım kendime de sana da. Dedim ki şuan konuşuyor olsaydık durmazdım söylerdim şarkılar yazdığımı, prodüksiyonunu yaptığımı. Sonra dedim ki, ben senden sonra yazmaya başlamışım şarkıları. Ben bende bıraktığın o boşluktan sonra başlamışım bu bağımlılığa.
Değmezsin. Rüyalarıma girmeye de. Şarkılara konu olmaya da.
Değmezsin sen.