Sevgili Günce,
Kuşlar bizim için yakalıyormuş güneşin son ışıklarını. Biz günbatımını onların kanatlarında görelim diye. Kuşları çok seviyorum o yüzden. Bir de uçakları. Uçaklar da yakalıyor güneşi bizim için bazen. Bu akşam yine kuşların kanadında batıyordu güneş. Çok güzeldi Günce. Tarif edemiyorum, anlatamıyorum. Kendimi kuş hissettim sonra bir anda. Kimi zaman kimliğini saklar insan. Yok yok gerçekten saklar. Bu gerçek kimliğini kendisi de ortaya çıkartana kadar yıllar geçmesini bekler ya da son nefesinde bilir kendini. Yüzyıllardır öyle bir ego batağına saplı kalmış ki insan, kendini bilmeye, tanımaya, içindeki cevheri çıkarmaya, deliliklerine, gerçekten değer verenlere o içlerinden gelen heyecanı, sevecenliği, gerçekliği yansıtamamışlar. Sonra okudum, kayboldum, delirdim, zıvanadan çıkacakken sayfalar boş bir hal aldı. Sabırsızdım, hikâyeye müdahil olup bir şeyleri değiştirmek istedim. Ruhumu böylesine esir düşürmüşken romana, bir kalem bir silgi ile eşlik etmek istedim. Düşündüm, taşındım, savruldum. Sonra hayat bu, birileri ölecek, birileri doğacak, birileri yazacak birileri okuyacak, birileri seni yazacak susacaksın hatta ruhunu parça parça edip kendini okutacak. Birileri ezecek birileri ezilecek ki döngü kısırlaşmasın. Bu öyle bir dünya işte Günce. Her şey için kısıtlı zamanımız var aslında. Zamanın kıymetini bilmiyoruz.
Sadece Pınar