Sevgiligunce

Sevgili Günce, 
          	Yaz yağmurlarını seviyorum. Kısa sürüyor ve aynı zamanda havayı serin tutuyor. Bazen kendimi dışarı atıp tamamen sırılsıklam olasıya kadar dolaşıyorum. Nereye gittiğimi bilmeden öylece yürüdüğüm çok olur. En sevdiğim şeylerden biri de yürürken düşünmeye fırsatım olmaması. Mutlu olduğu zamanlar kimin düşünmeye fırsatı olur ki? Mutlu olmak için uğraşır insan. Hep böyle değil midir zaten? Ben öyle değilim Günce. Mutsuz olsam bile mutlu olabilecek bir şey buluyorum. Mutsuzlukların içinde mutluluk yaratıyorum. Benim bir sözüm var "Mutsuz olsam bile mutluyum." diye. Gerçektende öyle. Ağlarken kahkalar atan biriyim. Gülümserken de gözlerimden yaşlar gelir. Bazı insanlar bunu yapamıyor Günce. İnsanlar hep bencil olmak zorunda mı... Sinirli veya üzgün olduklarında başkalarından çıkarıyorlar sinirlerini. Karşısında ki insanın ne kadar kırıldığını göremiyorlar. Ama bu benim sorunum değil. Herkes kendinden sorumlu. Ah... Bugün sıradan ve sıkıcı bir gündü. Kendime yeni uğraşlar bulmalıyım sanırım vaktimi değerlendirmem için. Ve bunu düşünmek için vaktim yeterince var. 
          	
          	
          	                                                            Sadece Pınar

Sevgiligunce

•05.55•
Reply

Sevgiligunce

Sevgili Günce, 
          Yaz yağmurlarını seviyorum. Kısa sürüyor ve aynı zamanda havayı serin tutuyor. Bazen kendimi dışarı atıp tamamen sırılsıklam olasıya kadar dolaşıyorum. Nereye gittiğimi bilmeden öylece yürüdüğüm çok olur. En sevdiğim şeylerden biri de yürürken düşünmeye fırsatım olmaması. Mutlu olduğu zamanlar kimin düşünmeye fırsatı olur ki? Mutlu olmak için uğraşır insan. Hep böyle değil midir zaten? Ben öyle değilim Günce. Mutsuz olsam bile mutlu olabilecek bir şey buluyorum. Mutsuzlukların içinde mutluluk yaratıyorum. Benim bir sözüm var "Mutsuz olsam bile mutluyum." diye. Gerçektende öyle. Ağlarken kahkalar atan biriyim. Gülümserken de gözlerimden yaşlar gelir. Bazı insanlar bunu yapamıyor Günce. İnsanlar hep bencil olmak zorunda mı... Sinirli veya üzgün olduklarında başkalarından çıkarıyorlar sinirlerini. Karşısında ki insanın ne kadar kırıldığını göremiyorlar. Ama bu benim sorunum değil. Herkes kendinden sorumlu. Ah... Bugün sıradan ve sıkıcı bir gündü. Kendime yeni uğraşlar bulmalıyım sanırım vaktimi değerlendirmem için. Ve bunu düşünmek için vaktim yeterince var. 
          
          
                                                                      Sadece Pınar

Sevgiligunce

•05.55•
Reply

Sevgiligunce

Sevgili Günce, 
          İnsanın kendisi ile yalnız kalması güzel bir şeymiş aslında. Kendine zaman ayırıyorsun. Daha fazla kitap okuyabilecek zamanın oluyor. Neyi sevip sevmediğini öğreniyorsun. Kendi özelliklerini keşfediyorsun Günce. Biliyor musun ben kendimi tanımıyormuşum aslında. Kendim olmakla o kadar meşgulmuşüm ki görememişim kendimi. Ne kadar saçma öyle değil mi..? Sanırım artık başkalarını değil de kendimi düşünme zamanı. Hazır kendimleyken bunu yapmalıyım diye düşündüm. İnsan kendini tanımadan başkalarını da tanıyamaz. Çok insan tanıdım. Kimisi ile anlaştık kimisi ile de enerjimiz tutmadı. Aslında artık kimseyi tanımak istemiyorum. Çok insan tanıyınca kendime de zarar veriyorum. Onları tanımak isterken kendimden uzaklaşıyorum. Olmak istediğim kişi olamıyorum. O zaman farketmiyordum ama şuan daha iyi anlıyorum. İnsanın kendisi ile yabancı olması nasıl bir şeydir bilir misin Günce? Peki bunu yeni farketmenin ne demek olduğunu bilir misin? Hani bir eşya ararsın evin içinde. Bulamazsın o aradığın eşyayı. Bulduğunda ise meğersem gözünün önünde olduğunu anlarsın. Kendinize sinirlenirsiniz ya hani. 'Nasıl görmem, nasıl anlamam orada olduğunu?' diye yakınırsınız. İşte benim hissettiğim de böyle bir duygu. Kendime sinirliyim. Aynı zamanda kendime kırgın. Ama hâlâ şansım var kendimi tanıyabilmek için. Soruyorum sana Günce, geç mi kaldım kendimle barışmak için?                                                        
          
                                                                      Sadece Pınar

Sevgiligunce

•05.53•
Reply

Sevgiligunce

Sevgili Günce, 
          Dizlerim acıyor Günce. Morardılar. Hem fiziksel anlamda hem de ruhsal anlamda. Dizlerim acıyor çünkü kaydıraktan kayarken çarptım. Dizlerim morardı çünkü artık kaldıramıyorum bazı şeyleri. İlerdeki hayatımı düşünmekten bıktım.  Duygularımı hiçe sayıp insanları alttan almaktan bıktım. Kitap siparişi verdiğim zaman, kitapların geç gelmesinden bıktım. Ufacık bir şeyi bile kafayı takmaktan bıktım. Yalanlardan bıktım. Yapmacık tavır görmekten bıktım. Haline şükür etmeyen insanları görmekten bıktım. Köpeklerin beni kovalamasından bıktım. Zombilerden korkmaktan bıktım. Uykum açılsın diye kahve içtğimde bir etki göstermemesinden bıktım. Çabuk sıkılmaktan bıktım. Anlaşılmamaktan bıktım. Sessiz kalmaktan bıktım. Saçımın hemen uzamasından bıktım. Bir şarkıyı bıkasıya kadar dinlemekten bıktım. Geleceğe odaklı yaşayamamaktan bıktım. Çay içmediğim halde 'İçecek misin' diye sormalarından bıktım. Üşenmekten bıktım. Vize evraklarından bıktım. Haksızlık yapılmasından bıktım. Kendisine yapılmasını sevmediği bir şeyi başkalarına yapılmasından bıktım. Güneşli havalardan bıktım. Hayal kırıklığına uğramaktan bıktım. Kırılgan olup o yanımı kimseye göstermemekten bıktım. Cimri, tutumlu da denilebilir, olmaktan bıktım. Bilmediğim şeylerden yargılanmaktan bıktım. Erken kalmak zorunda olmaktan bıktım. Zamanımı iyi kullanamamaktan bıktım. 'İnglizceni geliştir' cümlesini duymaktan bıktım. Mutfak dolaplarından bıktım. Sevdiğim insanların toprağın altında olmasından bıktım. Ben aslında hayatın bize yaşattıklarından bıktım. Ne mi yapıyorum? Her şeye rağmen gülüyorum. Çünkü gülünce her şeyi unutuyorum. Çünkü o tebessüm acılarımı azaltıyor. Çünkü her şeyin güzel olacağını biliyorum. Çünkü umutluyum.                                                             
          
                                                                      Sadece Pınar

Sevgiligunce

•05.51•
Reply

Sevgiligunce

Sevgili Günce, 
          Hayatım boyunca kendim olabileceğim bir yer aradım. Bu yer bazen bir insanın yüzü oldu, bazen sevdiğim bir kitapta altını çizdiğim cümle, bazen ölüler gibi haftalarca susmanın saltanatını yaşamak, bazen de denizin köpüren mavi kaosunda eritmekle gözlerimi. Ama yetmedi bunlar. İnsanın kendi olabileceği tek yer kalbidir dedim sonra, insan yalnızken kendisidir diye de uzattım. Sonra bir bakmışım beni koparmışlar kendimden bir kere. Beni kendime düşman etmişler. Bu yüzden artık kendim için değil, beni sevmeyenler, yok olup gitmemi isteyenler için kazanmak istiyorum onca başarıyı. Benden nefret edenler için yazılsın istiyorum adım her yere. Beni sevenler için değil, sevmeyenler için hayatımdan çalıyorum. Sevgimden, ömrümden çalıyorum. Odam sessiz, dışarı da yağan yağmur sessiz. Ben sessiz. Ben hep sessiz. Sonsuz sesizlik. Bunlar ne mi? Yakama yapışan cümleleri yazdım. Bir cümle insanın yakasına yapışır mı demeyin, yapışır. Gördüklerimi, hatırladıklarımı, sayıkladıklarımı, unuttuğumu sandıklarımı, gözlerimi kapatır kapatmaz zihnime üşüşenleri yazdım. Aklıma ilk geldikleri halleriyle yazdım cümleleri. Bir küçük gazete haberini, bir film sahnesini, yolda gördüğüm insanları yazdım. Çoktan kabuk bağladığını düşündüğüm yaralarım vardı. Yanılmışım. Yazmaya başlayınca onlarda bir bir sızlamaya ve bazen kanamaya başladı. En çok tekrarladıklarım, en çok ihtiyaç duyduklarımdır. Bundan öte bir amacım yok. 
          
          
                                                                      Sadece Pınar

Sevgiligunce

•05.49•
Reply

Sevgiligunce

Sevgili Günce, 
          Beni küçükken belki de annemden çok Münevver Teyzem bakmıştır. Teyze dediğime bakma öz teyzem değildi, ev sahibimizdi. Altlı üstlü oturuyorduk. Öz teyzemden bir eksiği yoktu, fazlası vardı. Yemeklerini çok severdim. Hele hele mercimek pilavı ile bükmesini. Tatlı gelirdi onun evinde yediğim her şey. Aramızda ikimizin anlayacağı bir dil vardı. Bana "Kahve içmek ister misin?" diye sorduğunda 'Bilmem.' derdim. Sonra bana "İçmek istiyorsun yani, tamam koyuyorum." derdi. Bilmem demek 'evet' demekti bizim sözlüğümüzde. Benim odam vardı orada. Her canım sıkıldığında beni o odaya gönderir çizgi film açardı. Almanyadan şekerler, çikolatalar, bisküviler getirirdi. O oda da ki dolaba koyardı ben yiyeyim diye. Çok yerdim şekerlerden. Birazını da ceplerime atar sonra yerdim. Balkonumuz vardı kocaman. Orada scooter binerdim sabahtan akşama kadar. 2-3 arkadaşım vardı mahallede. Sokaklarda oynardık sürekli. Şimdi kim bilir neredeler, n'apıyorlar. Okulumu da çok severdim. En çok oyun odasını severdim. Küçükken işim gücüm oyundu benim. Telefon, tablet neymiş bilmezdim. Keşke hâlâ bilmesem. İşte doğup büyüdüğüm yere geldik. Her bir yanı güzel hatıralarla dolu bu güzel şehre kıyamıyorum. Çocukluğum burada bekliyor, gelmemi bekliyor. İnsanlar bana nerelisin diye sorduğunda "Kütahyalıyım ama Afyonkarahisar'da doğdum." diyorum. Öyle büyük yeri var içimde. Bir parçam hep orada. Hep de öyle olacak. 
          
          
                                                                      Sadece Pınar 

Sevgiligunce

Sevgili Günce,
          Hiç sevdiğiniz birinin bir daha dönmemek üzere çıkıp gidişini izlediniz mi? O sabah da herhangi bir sabah gibidir. Gene kahvaltısını atlamış, aç karnına sigara içmiştir. Sinirlidir, sabahları hep olduğu gibi. Atkısını evde unutmuştur. Sanki o gün daha mı tedirgindi, yoksa sonradan düşündüğünüzde, o sabahı binlerce kez belleğinizde kurguladığınızda size mi öyle gelmişti. Bilseydiniz... Gelişigüzel bir veda yerine onu bir kez daha kucaklardınız. Kucaklar, bırakmazdınız. Dünyanın tüm bağlarıyla bağlardınız onu, tüm bağları, vaatleri, yeminleriyle. Sırf o kapıdan çıkıp gitmesin diye dünyayı durdurmanız gerekse durdururdunuz. Bilseydiniz. Bilemedim. O sabah son sarılışım olduğunu bilemedim. Çocuktum daha aklım ermiyordu. Oyun sanıyordum belki de. Çocuktum Günce çocuktum. O gün, o pencerede kötü şeylerin olacağını görmüştüm. Hayatımda ilk kez kalbim o kadar hızlı atmıştı benim. Korku. Korku insanı çok çaresiz biri yapıyor. Çaresizlik ne bilir misin Günce? İnsana izlemekten başka bir seçenek bırakmıyor. Ben nohutu neden çok seviyorum biliyor musun? O gün Hanım Teyze nohut getirmişti bir kap. Her aklıma geldi mi hüzünlü bir gülümseme oluşur dudaklarımda. İşte o bir kap nohut çok şey değiştirdi. Nohut, benim gözümde kahraman olmuştu. Keşke olmasaydı bunlar. Keşke hiç ayrılmasaydık Afyonkarahisardan. Keşke bu duyguları tatmasaydım. Ama artık keşke demek için çok geç. Olan oldu, harcanan harcandı. İstesek de hiç bir şey aynı olamaz. 
          
          
                                                                      Sadece Pınar

Sevgiligunce

Sevgili Günce, 
          Hayatım boyunca kendimle ilgili olarak uzun açıklamalara girmekten kaçındım. Yani duygularımı bütün açıklığıyla uzun uzun anlatmadım kimseye. Bunu yapmak doğru muydu bilemiyorum ama bu böyle sürdü. İstedim ki bana bu kadar yakin olan insanlar birkaç kelimeyle , birkaç cümleyle , bir bakışla , bir nefes alışımla anlasınlar neler olup bittiğini. Çünkü ben boyle anlayabiliyorum. Eğer sahiden birinin yakınında duruyorsam , bu kadarla da olsa farkına varabiliyorum olup bitenlerin. Yakınlarında olmanın hakkini veriyorum ve bunu onlardan bekliyorum. Suskunluklarımdan anlayan biri ile yeniden konuşuyorum Günce. Öyle özlemişim ki bana hissettirdiklerini. Belli etmeyecektim aslında duygularımı ama düşündüğüm gibi olmadı. Normalde dilim lâl ama onun karşısında şakır şakır akıyor kelimeler. Anlamıyorum, anlam veremiyorum. Efsunlu mu acaba? Olabilir. Rüyalar görüyordum. Ben ve hemdem vardı. Rüyaların tersi olur derler. Bu sefer olmadı. Olmadı Günce, olmadı. O her seferinde benden gitti, durduramadım. Ama her seferinde ona ben gittim. Gurursuzluksa bir tek ona gurursuzluk dedim ve ben gittim yine. Gurur nedir ki onun yanında? Bir hiç. Gerçi ben gitmesem onun geleceği yoktu. Sinirliyim Günce. Çok hemde. Seven insan gelmez mi geri? Özleyen insan uzaktan bakmak yerine gidip konuşmaz mı onunla? Hep giderse böyle nasıl aşılacaktı o duvarlar? Başkası olsa umursamazdım belki de. Ama başkası değil o, o. Kendiniz ile baş başa iken bile bu kadar kendiniz olamayıp bir başkasının yanında kendin olmayı anlatmayı denesem de anlatamam. Dedim ya gurursuzum ben. Bir tek ona. Gurur benim neyime ki bu benliğimin yanında.                                                           
          
                                                                      Sadece Pınar 

Sevgiligunce

Sevgili Günce, 
          Kuşlar bizim için yakalıyormuş güneşin son ışıklarını. Biz günbatımını onların kanatlarında görelim diye. Kuşları çok seviyorum o yüzden. Bir de uçakları. Uçaklar da yakalıyor güneşi bizim için bazen. Bu akşam yine kuşların kanadında batıyordu güneş. Çok güzeldi Günce. Tarif edemiyorum, anlatamıyorum. Kendimi kuş hissettim sonra bir anda. Kimi zaman kimliğini saklar insan. Yok yok gerçekten saklar. Bu gerçek kimliğini kendisi de ortaya çıkartana kadar yıllar geçmesini bekler ya da son nefesinde bilir kendini. Yüzyıllardır öyle bir ego batağına saplı kalmış ki insan, kendini bilmeye, tanımaya, içindeki cevheri çıkarmaya, deliliklerine, gerçekten değer verenlere o içlerinden gelen heyecanı, sevecenliği, gerçekliği yansıtamamışlar. Sonra okudum, kayboldum, delirdim, zıvanadan çıkacakken sayfalar boş bir hal aldı. Sabırsızdım, hikâyeye müdahil olup bir şeyleri değiştirmek istedim. Ruhumu böylesine esir düşürmüşken romana, bir kalem bir silgi ile eşlik etmek istedim. Düşündüm, taşındım, savruldum. Sonra hayat bu, birileri ölecek, birileri doğacak, birileri yazacak birileri okuyacak, birileri seni yazacak susacaksın hatta ruhunu parça parça edip kendini okutacak. Birileri ezecek birileri ezilecek ki döngü kısırlaşmasın. Bu öyle bir dünya işte Günce. Her şey için kısıtlı zamanımız var aslında. Zamanın kıymetini bilmiyoruz. 
          
          
                                                                      Sadece Pınar

Sevgiligunce

•06.28•
Reply

Sevgiligunce

Sevgili Günce, 
          Bugünün açıklaması deja vu. Okul annesi oldum tekrardan. Yurtta kaldığım zamanlar bana öyle seslenirlerdi. O günler aklıma geldi de... Orada da çok fenaydım ha. Gece gizli gizli yemekhaneye inip yemek yapmaktan tut telefon yasak olmasına rağmen saklayıp oynamaya kadar her türlü şeyi yapıyordum. Yakalanıyordum az daha orası ayrı. Yine olsa yine yaparım. Hatta daha fazlasını bile yapmadığım için üzülüyorum. Sonuçta bir daha gelmiyor o günler. Günlerin kıymetini bilmeyi  sonradan anlamam o kadar kötü ki. Ama geçmişte takılı kalmamayı da öğrendim. Anı yaşıyorum. 'Ne olacak sonra?' demeden kendimi anın kollarına bırakıyorum. Öyle işte. 'Güzel insan biriktirin.' demiş bir şair. Hayatımda iyi insanlar biriktirmişim sanırım Günce. Midem bulanıyor yemek yiyemedim dediğimde bana 'Aç kalma. Ne yersin, söyle bana alıp geleyim.' diyen biri var karşımda. Cümlenin güzelliğine bakar mısın... Yemeye düşkün biriyim üstüne birde böyle bir şey denilince duygulanıyorum. Beni düşünen birilerinin olduğunu görmek iyi hissettiriyor. Geç kalmışım güzel kalpleri görmekte. Bundan sonra geç kalmayacağım. 
          
          
                                                                      Sadece Pınar 

Sevgiligunce

•06.26•
Reply

Sevgiligunce

Sevgili Günce, 
          Konuya yine kitapla giriş yaparsam sıkılır mısın benden Günce... Sıkılma sakın benden. Sana dökebiliyorum içimi sadece. Yalnız seninle, kendimi kasmadan konuşabiliyorum. O yüzden benden hiç bıkma olur mu? Olur dediğini duydum gibi sanki... Neyse. Sevap pointlerimi arttırdım bugün. Okumayı sevmeyen birini kitap okuma alışkanlığını kazandırmak sevaptır değil mi Günce? Öyledir öyledir. Yarın bize gelicek ve bende ona kitaplar dünyasına adım atmasını öğreteceğim. Belki çok sevicek hep orada kalmak isteyecek ya da geri dönmek isteyecek... Umarım sever. Umarım benim gördüklerimi o da görür. Bu arada Beyza'ya hâlâ ne alacağımı bulamadım. Hediye çekilişi yapmıştık. Birisine hediye alırsam şayet her gördüğünde beni hatırlayabileceği bir şey olsun isterim. Yıllar geçse de kullanalıcak bir şey... Bana verilen, alınan, hediyelere hep gözüm gibi bakmışımdır. Önem veriyorum ufak da olsa anılara, eşyalara. Çünkü anılara önem verilmeli benim sözlüğümde. 
          
          
                                                                      Sadece Pınar

Sevgiligunce

•06.24•
Reply