Siyah_Kalem_

https://www.instagram.com/reel/Db_g2GYuf1A/?igsi=bjY2NXh3bzNueGgw
          	
          	Düşman tepeyi aşmış, her yer işgal altında, toplar patlıyor başımızda, patlamadan sonra kan kokusu yerine yalancı ayartıcı bir koku yayılıyor, ölenlerin çığlığını, bir kutlama havasında havai fişeği andıran karma sesler bastırıyor, bir de çoğu ölenin çığlığı da bir garip geliyor kulaklarımıza...
          	Etrafımıza bakınırken bir yandan da içimizden birçoğu:
          	"... ama ne kalabalık, ne eğlenceli, ne güzel birliktelik herkes burada..." deyip sevinç çığlıkları atıyor, düşmana mermi taşıyor! 
          	
          	Evlere kadar derlerdi eskiden şimdi zihinlere kadar kalplere kadar girildi, işgal süslü, işgal sesli, işgal kansız... 
          	
          	Ayartıcı ve zihni kilitleyen körleştiren kelimeler, filmler, programlar, uygulamalarla bombardımana tuttular gönül ve zihin hanelerimizi... 
          	
          	Biz itiraz ettik, uyanık kalmak için çabaladık, içimizde hiç uyumamış gönlü ve zihni ayıklarla birlikte düşmana karşı haykırdık: 
          	
          	"İnanmıyoruz, kabul etmiyoruz, işgalinize karşıyız ve asla köle değiliz! " 
          	
          	Hemen bize bakan taraftan itirazlı ve eleştiren bir tonla, yine bir çığlık bir ses geldi ve hayretle baktık: 
          	
          	"Hayır! Sizin kafalarınız farklı çalışıyor..." 
          	
          	Evet, bir köleden de ancak bu itiraz beklenirdi... 
          	
          	***** 
          	
          	Süslü ayartıcı yalanlar, eğlenceye kutlamaya götüren, sahte zaferlerle dolu yalanlar... 
          	
          	Her biri meşru kılıflara sokulmuş zayıf tuzaklar ama görebilene, şeytanın zayıf tuzağında güçlü bir bağlanmışlık, kapılmışlıkla atılan, zevkle dolu çıldırmışlık çığlıkları...
          	
          	Siyah

Siyah_Kalem_

https://www.instagram.com/reel/Db_g2GYuf1A/?igsi=bjY2NXh3bzNueGgw
          
          Düşman tepeyi aşmış, her yer işgal altında, toplar patlıyor başımızda, patlamadan sonra kan kokusu yerine yalancı ayartıcı bir koku yayılıyor, ölenlerin çığlığını, bir kutlama havasında havai fişeği andıran karma sesler bastırıyor, bir de çoğu ölenin çığlığı da bir garip geliyor kulaklarımıza...
          Etrafımıza bakınırken bir yandan da içimizden birçoğu:
          "... ama ne kalabalık, ne eğlenceli, ne güzel birliktelik herkes burada..." deyip sevinç çığlıkları atıyor, düşmana mermi taşıyor! 
          
          Evlere kadar derlerdi eskiden şimdi zihinlere kadar kalplere kadar girildi, işgal süslü, işgal sesli, işgal kansız... 
          
          Ayartıcı ve zihni kilitleyen körleştiren kelimeler, filmler, programlar, uygulamalarla bombardımana tuttular gönül ve zihin hanelerimizi... 
          
          Biz itiraz ettik, uyanık kalmak için çabaladık, içimizde hiç uyumamış gönlü ve zihni ayıklarla birlikte düşmana karşı haykırdık: 
          
          "İnanmıyoruz, kabul etmiyoruz, işgalinize karşıyız ve asla köle değiliz! " 
          
          Hemen bize bakan taraftan itirazlı ve eleştiren bir tonla, yine bir çığlık bir ses geldi ve hayretle baktık: 
          
          "Hayır! Sizin kafalarınız farklı çalışıyor..." 
          
          Evet, bir köleden de ancak bu itiraz beklenirdi... 
          
          ***** 
          
          Süslü ayartıcı yalanlar, eğlenceye kutlamaya götüren, sahte zaferlerle dolu yalanlar... 
          
          Her biri meşru kılıflara sokulmuş zayıf tuzaklar ama görebilene, şeytanın zayıf tuzağında güçlü bir bağlanmışlık, kapılmışlıkla atılan, zevkle dolu çıldırmışlık çığlıkları...
          
          Siyah

Siyah_Kalem_

Ne söylersek söyleyelim, ne kadar sosyalmedya üzerinden bilgi edinirsek edinelim ve ne kadar haber dinlersek diyelim, Filistin'de yaşananlar hakkında hep eksik kalırız. Evet ruhumuz ve yüreğimizle orda olup, yapabildiğimiz ne varsa yapmalıyız, elimizden gelenin fazlası için çabalamalıyız. Ancak orda olup yaşamadan olanları bilemeyiz. Tüm bu katliamlar, yıkımlar, sürgünler, tecavüzler gerçekleşirken biz sadece duyup haber aldıklarımızı biliyoruz.
          
          Filistin'de olanlara hangi kimlikle bakarsanız bakın, insanlığınızı merkeze koyarak bakarsanız; Müslüman olmasanız bile inancınızın, ne olursa olsun kültürünüzün, etnik kimliğinizin, ideolojinizin, tarihsel deneyimleriniz ve devlet politikalarınızın hiçbir önemi olmayacaktır. Sadece bir insan olarak, insanlık onurunu esas alarak, vicdanınızı konuşturur ve dile gelirsiniz. Allah'a iman edenler ise Kura'n-ı Kerim'in rehberliğinde ne yapacağını ve nasıl bir yol izleyeceğini bilenlerdir. 
          
          Filistin gündemlere konu olacak, haberlerle geçiştirilecek bir mesele değildir! Filistin davamızdır ve insanlığın vicdan aynasıdır! 
          
          Siyah

Siyah_Kalem_

https://www.instagram.com/reel/DcB6NLODpLo/?igsh=c3l1OWk1cDdmb3Bi&igsi=c3l1OWk1cDdmb3Bi
          
          
          Bu konuşmaları yapan kişi bir Müslüman değil, vicdanlı bir insan olduğunu söyleyen bir İzlandalı... 
          
          Evet; görmekteyiz ki insanlık onurundan yoksun, vicdanını karanlığa gömmüş, gaflete düşmüş, yetmemiş dalalete düşmüş ve yetmemiş ihanete giden sözde Müslümanlar asla konuşmayacaklar, suskunlukları devam ederken bu vakitten sonra da yaşanılan acılar, katliam ve sürgünler, yetimler ve öksüzler, hepsini istisnasız yaşayan Filistinliler hakkında söz sahibi değiller. Zulme ortak olan suskunluk da elbet karşılıksız kalmayacaktır. 
          
          Bu suskun sözde Müslümanları toplasak; kilometrelerce uzaklarda, kendini vicdan sahibi olan bir insan olarak tanıtan İzlandalı kişinin tırnağı edemezler. Uyku, derin bir uyku, ihanete varan uyku! 
          
          Siyah

Siyah_Kalem_

Öyle olmuş, böyle olmuş der durur,
          İnat eder, küfre ortak, kudurur!
          Bilmez dost düşmanı, bilemez cahil;
          Birlik olur, diliyle mazlumu vurur!
          
          Akıl yok, izan yok, konuşur gamsız,
          Sözde milliyetçi, dinsiz imansız!
          Kendi düşmanına sevdalı olmuş,
          Siyonist paryası, goyyimdir kansız!
          
          Tarihi bilmeden tarih karalar, 
          Üç beş hain sayıp, sebep sıralar! 
          Sözde, millet der alakası yok,
          En büyük düşmana kapı aralar!
          
          O tarih silinmez kirli sözlerle,
          Kalıcı duruyor kanlı izlerle! 
          Çıkıp onca yalan, slogan atar;
          Nesiller katleden şerefsizlerle!
          
          Filistin, Türkistan kıyası nedir?
          Kıyas edenlerin mayası nedir?
          Mazlumlar can verdi, yurtları viran;
          Zulümde bunların payesi nedir?
          
          Siyah

Siyah_Kalem_

Bir çocuğun gözünden yüzlerce şehit gördüm,
          Pınarlar kuruyordu, yerden alevler fışkırıyordu.
          Yıkıntılar içinde toz toprak bakışları,
          Yüzünde derin bir iz, görülmemiş ifade;
          Enkazların içinden çıkarılmış naaşlar,
          Bayrağa sarılmış yine enkazlar arasında....
          Kan rengi, gri dumanlar ve beton rengi,
          Ölümün rengi, sessizliğin acı dolu rengi...
          
          Bir ses yükseliyordu ötelerden;
          Bir ses ki bana çağlar öncesini hatırlatıyor.
          Asr-ı Saadet'in yiğitlerinden bir esinti,
          Çağlayan ırmak gibi, kükreyen aslan gibi,
          Sancağı düşürmeden taşıyan o sıra dağlar gibi!
          Bir ses ki; zamanı ve mekanı aşar halde,
          Herşeyin farkında, teslimiyetiyle dile gelmiş,
          Bedir'i ve Uhud'u ve Kerbelâ'yı hatırlatan bir ses:
          "Eğer siz umutsuzluğa düşerseniz -Allah göstermesin- Müslümanlar da sizinle umutsuzluğa düşer!
          Eğer siz teslim olursanız, Müslümanlar da ardınızdan teslim olur!
          Ama siz başınızı dik tutarsanız,
          İslâm'ın ve Müslümanların da başı dik olur!
          Zaman sizin zamanınızdır, meydan sizi bekler!"
          
          Bir çocuğun gözlerinden, bir büyüğün sözlerine,
          Bugünden düne, dünden daha geçmiş günlere,
          Burdan Filistin'e, Filistin'den Asr-ı Saadet'e,
          Ve yeniden dönüyorum şimdiye;
          Ruhum benimle değil, bu döngüde akıp gitmekte...
          
          Siyah

Siyah_Kalem_

Filistin'de uykunun uğramadığı geceler, uykusuzluğun baskın yaptığı gündüzler, ruhunun derinlerine vurgun yemiş yürekler var. Kimisi çocuk kimisi genç kimisi yaşlı... Her biri insan her biri masum!
          
          Gündem borozanları suskun, akımları takip eden şuursuzlar ortalarda yok, algı operasyonları tüm hızıyla devam etmekte. Kimi geceleri eğlencede, kimi içe içe sızmış, kimi kaygısızca uykuda. Falan ideoloji filan akım, falan cemiyet filan ekip, say say bitmeyecek leş kargası meydanı boş bulmuş dolaşmakta. Hiç düşündünüz mü? Orta yolu bir türlü bulamamışların pasta kavgasında dönen bir gündem ve baskın gelenin algılarıyla şekillenen bir bakış açısı var. Topluma yön veren firavun artıkları baş köşelerde...
          
          Günübirlik yaşantılarıyla herşeye dair fikri olanların, her konuda bir kanaat sahibi olanların, karmaşık ve sığ bakışları mı değiştirecek bu gidişatı? Masuma masum gözüyle bakamayan, zalime zalim diyemeyen, gündem borozanlarının şekillendirdiği ve paketleyip sunduğu verileri, bir robot gibi sadece tüketen ve yenisini bekleyen şuursuz bir toplumdan ne beklenebilir? Herşeye dair fikri olan, her durumda bir kanaat sahibi olan bu "tüketim robotları"nın düşünme yetisi sizce yerinde midir? Akıllarını kullanmayan, sağır ve dilsiz olan bu kimseler, peşlerinden gittikleri yalancı sapkınlara yoldaşlıktan başka ne yapabilirler?
          
          Aklın kullanılması imanın olmazsa olmazlarındandır. Aklını kullanmayıp düşünmeyen kişi ve toplumların akılsızlıkları (akıllarını kullanmamaları) ile başlarına gelecekleri Kur'an'da açıkça ifade edilmiştir. Bela gelince de ne masum ne mazlum sınıfında adlandırılırlar. Çünkü sustukları zulmün günahına ortak olarak cezalarını çekeceklerdir. 
          
          Siyah

Siyah_Kalem_

Asırlar konuşuyor bu hasretliği,
          Nesiller birbir feda oluyor kavuşmak için...
          Kimisi bu yangının içinde büyüdü, kimi içine ata ata büyüdü bu yangınla, kimi varıp içine atıldı.
          Kavrayamadı birçoğu, anlayamadı önemini;
          Sadece bir mescid deyip geçenler oldu.
          Kiminin ilgisini çekmeyen uzaklarıydı, kimininse ebedi yurdu!
          
          Gönlümüzün ufuklarındaki müjdeyi görmek için,
          Kaç menzil ötesine vardı bakışlar.
          Bir İbrahim teslimiyetiyle atıldılar ateşlerin içine,
          Ruhlarındaki sancı, yüreklerindeki yanıkla müjdelere gebe beklediler.
          
          Asırlar konuşuyor bu hasretliği,
          Buluttan yağmura, tohumdan toprağa, 
          En baştan en sona, gökler ve yerler bekliyor kavuşmayı...
          
          Bekliyorum; Allah'ın vaad ettiği o kutlu muştuyu, 
          Gönlümün ufuklarında görmek için,
          Ruhumla, niyetim ve gayretimle,
          Kalemimle, kelâmımla, ellerimle, dilimle...
          
          Siyah

Siyah_Kalem_

@Hulya-53 es-selâmu aleykum ya nûr
            
            Zalimi sadece açık görülür şekilde zulüm işleyenlerden sandılar ancak zulme susan da bir o kadar zalimdir. Cehaletin körlüğünde bırakalım görmelerini, inatla gözler yumuluyor, zalimin zulmüne ortak olunuyor. Mutlak, saplantılı bir anlayışın körlüğü ancak küfrün inadını getirir. Israrla, inatla gittikleri yolun bedelini dünyada ve ahirette elbet ödeyecekler.
            
            Dünyadaki tüm zulme taraflı bakanların samimiyeti olmadığı gibi tarafı zalimlerden yana açıkça belli olanlardan çok bu münafık anlayış ve suskunlukları yordu bizi.
            
            Elbette bu olanlar yüzünden asla umutsuz değiliz. Biz Allah'a iman ettik ve yenilginin de zaferin de O'ndan geldiğini, asıl güç ve kuvvetin O'nun olduğunu, azgınlıkta ileri giden ve dünyalığı isteyenlere de fazla fazla verdiğini, tüm bu olanlar neticesinde imanında sabit kalan ve gereği duruşu sergileyen Mü'min kullarını da ebedi rahmetiyle müjdelediğini bilmekteyiz. Ebedi olan Allah'ın vaad ettikleridir; Mü'minlere ebedi huzur, kâfirlere, münafıklara, azgınlara ebedi azap! 
            
            elhâmdu lillah, Rabbimizin bize işaret ettiği doğrultuda yolumuza devam ediyoruz. Hasretliğimiz çağları aşkın, hasrerliğimiz göklerin lisanıncadır. Vuslat ise bir nefeslik ve inşaAllah ebedi huzura erenlerle olacağız.
            
            Ne güzel tamam ettin sözümü; 
            "Bizler bekleyenlerden değil, beklerken hazırlananlardan olduk. Duamızla, kalemimizle, kelâmımızla, gayretimizle ve gerektiğinde canımızla!"
Reply

Hulya-53

@Siyah_Kalem_  selâmunaleykum 
            
            Gecenin en koyu vakti, sabaha en yakın vakittir esved.
            Bırakalım, Mescid-i Aksa'yı sadece taş duvarlardan ve avludan ibaret sansınlar. Bırakalım "sadece bir mescid" diyenler" anlamasın.  Bırakalım körelmiş vicdanlar Filistin'i tanımasın. Bırakalım, onu yalnızca haritada bir isim sansınlar. Çünkü Filistin'i tanımak Filistin davasını anlamaktır. İşgale öfkelenmeyi, mazlumun feryadını duymayı, zalimin karşısında durmayı ve suskunluğun yükünü omuzlarında hissetmeyi gerektirir. Vicdanını yitirenler, zaten Filistin'i anlayamaz ki.
            Bırakalım hasreti kilometrelerle ölçenler görmesin. Çünkü Mescid-i Aksa'nın yükü, inancı ve vicdanı diri, sorumluluk sahibi olanların omuzlarındadır.
            Bizler bekleyenlerden değil, beklerken hazırlananlardan olduk. Duamızla, kalemimizle, kelâmımızla, gayretimizle ve gerektiğinde canımızla! Biliriz ki zafer, sabreden ve sebat edenlerindir.
            Bizler, daima unutturmayanlardan olacağız. Sessizliğin normalleştiği bir dünyada, hakikati haykırmaya devam edeceğiz. Zalim istidraçla zafer kazandığını sansın, zulüm ne kadar arsızlaşırsa arsızlaşsın, yalan ne kadar alkışlanırsa alkışlansın, Allah'ın vaadi haktır. Beklenen müjde hayal değil, gerçek bir vaattir. O gün geldiğinde, bugün susanlar mazeret arayacak, direnenler ise secdeye kapanacaktır. Çünkü inanıyoruz zulmün ömrü uzun olabilir ama ebedi değildir. Hak er ya da geç galip gelir. Ve o gün, beklenen müjde gönüllerde değil, gözlerde de tecelli edecektir.
Reply

Siyah_Kalem_

Söz o ki; yürekte pişer akıl süzgecinden geçer, deminde kıvamında dile gelir.
          
          Yüreği olmayanın, aklını kullanmayanın demi devranı, ölçüsü kıvamı olur mu?
          
          İnsan da söz gibi pişip, süzgeçlerden-aşamalardan geçerek, demine varır, kemâli bulur. Eğer doğru yol üzere sabit kadem giderse böyle, aksini seçerse zulüm üzere zulüm ile giderek aşağıdan da aşağılara iner.
          
          Bir yanda kemâlat, bir yanda cehalet ve hamlık ile zulüm var.
          
          Filistin, Gazze, Mescid-i Aksa ve Filistin topraklarında filizlenmiş mazlumlar dile geldiğinde; yüzü ekşiyen, ağzından söz çıkmaz, çıkarsa eğri büğrü ham sözler çıkaran, ne akıl ne kemâli olmayan demsizler de bu ikinci güruha açık bir misal değil midir?
          
          Yüreksiz, kör, sağır ve dilsizler sınıfından firavun ve hamanlar...
          
          Sözler ağır mı geldi? Az bile diyoruz. Bize öğretilen ve emrolunan edeb ölçüsünce, zalimlerin tarifini ve tespitini yapmaktayız. Aklını kullanmayanların varacağı son da zalimliktir. Her ihmali, düşüncesizliği, adım adım zulme zulmete götürür. Ölçüsünü ve tarifini ancak Allah'ın bizlere bildirdiği kadarıyla dile getirebiliriz. En doğrusunu Allah bilir.
          
          Şeytan da bu süreci ağır ağır işler, normalleştirir, manipüle eder ve alıştırır. Hatta karşıt yapar. Yüreksiz, akılsız ve kemâlsiz ne doğru söz olur ne de yol yürünür. Sonra yeryüzünde yiyip içen, başı boş gezen mahluklara eş değer bir hal olur ki, Allah Kur'an'da bize işaretleri uyarıları vermiştir. Bu yüzdendir ki; adım adım demlenerek dikkat ile yol yürünmeli, aklımızı ve vicdanımızı kullanarak sağlam bir duruş sergilemeliyiz. 
          
          Rabbim şeytandan, şeytanlaşmış iki ayaklı şeytanlardan, aklını ve vicdanını kullanmayanlardan bizi korusun beri kılsın. 
          
          âmin
          
          
          Siyah

Siyah_Kalem_

Yeşili görmeden sarardı dağım,
          Daha od görmeden söndü ocağım,
          Mermiye, bombaya mesken otağım,
          Anlar mı? Anlamaz görüp bilmeyen!
          
          Kaynamaz kazanım, erimez yağım,
          Kurumuş, çatlamış dilim dudağım,
          Nasıl emzireyim boşken kucağım?
          Anlar mı? Anlamaz görüp bilmeyen!
          
          Parça parça olmuş, kolum bacağım,
          Kanlara bulanmış, evim ocağım,
          Dünya ahirette çok alacağım,
          Anlar mı? Anlamaz görüp bilmeyen!
          
          Siyah'ım; sözüm var, çok diyeceğim,
          Yalansız yanlışsız, budur gerçeğim,
          Solarken yurdumda, bahçem çiçeğim,
          Anlar mı? Anlamaz görüp bilmeyen! 
          
          Siyah

Siyah_Kalem_

Nato denen şer topluluğu ülkemizde toplanıp birtakım kararlar alıyor. Ne olduğu hakkında doğru düzgün bilgimiz yokken; sözde barış, huzur ve güven tesisi havaları, sözde dayanışma mesajları ve sözde insanlık namına ittifaklar konuşuluyor. Bunca yalanın merkezine konulan ülkemiz ise pilot bölge ve bölgenin tayin edilmiş, yeni vazifeler verilmiş jandarması olarak gündemde yer buluyor.
          
          İster "yeni Osmanlıcık" ister "ümmetçilik" ister "İslâmcılık" isterseniz "siyasal İslâm" olarak adlandırın, bu gazla uyutulan millet alkış tutmaya devam ediyor. Gelenlerin yediği yemek mi dersiniz, giydiği kıyafetler mi dersiniz, buluşmadaki vücut dillerinden bahsetmek mi dersiniz... Herşey konuşulmuş, her sorun çözülmüş de sanki haber yapmak için bir bu zırvalar kalmış. Böyle rezil kepaze bir zihniyetin takipçisi olup, tıpkı sözde Gazze barışındaki gibi alkış tutup, saçma sapan haberler yapan ve bombardımanlar devam ederken susanları da unutmayacağız.
          
          Filistin'i barış kılıfıyla pay eden, masalarda kaderine karar verme hadsizliğine girişen, firavun ve hizmetkârlarının borozanlığını yapanların hepsini takip etmekteyiz. Kim hangi safta görüp bilmekteyiz! Bunlar ve bunlara destek verip alkış tutanların hepsinden davacıyız!
          
          Halen din iman, vatan millet edebiyatı yapıp uyumaya devam edenlerin akıbeti dünya ve ahirette feci olacak! İman edip salih amel işleyen, her türlü zulme karşı dik duruş sergileyen, susmayan ve kalplerinde korku olmayanlar ise Allah'ın rızası üzeredir. Biz de Allah'ın rızası üzere her türlü siyasi ve ideolojik, tüm batıl düşünce ve akımları reddediyor, Allah'a sığınarak yol alıyor ve Allah'ın rızasını arzulayarak amel ediyoruz.
          
          İyi olmak yetmez susmayacaksın,
          Yürüdüm demek yetmez durmayacaksın,
          Bir ileri bir geri bakmayacaksın,
          Yolda ol, yoldaş ol, rıza üzere ol!
          
          Siyah